Yanlış Anka Destanı

Şair: Abdülkadir Budak

I.

Ürkekliği kimliğine ekleyen
Bir ceylanın ikizidir yazdığı şiir
O eski huyudur, bırakamadı
Hep yaralı imgelere rastlar da
Tutup ellerinden eve getirir

Öteki özelliği sürüyor daha
Yeterince gizleyemez kendini
Bu yüzden alışık­stır yanlış anlaşılmaya

Avcılardan korktuğunu söyler o
Tutup ikinci dizede açıklar nedenini
Hangi kıyılarda denizi seyrediyor
Arıyordu, buldu mu acaba kimliğini

Dalgın yürür, unutkandır, tanrız
Üşüyen kuşları taşır cebinde
Onu yakalayıp götürseniz de olur
Bir gül niyetine sevgilinize

II.

Gül dedim de anımsadım, sahi o
Gülümserdi bu sözcük şiire düştüğünde
İnciten, hor gören yanıyla ama
Bahçe gelir gözlerinin önüne

Yinelemek sayılmaz sık kullanması
Kokusunu taşıyan dizelerinde
Gül nerde konaklar, gurbetçi gibi
Ozan denen bir otelin göğsünde

(Eski sözdür: Büyütür karlar dağı
Nerden geldi, ozana çıktı adı)

III.

Uzun bir öyküdür, anlatanı bulunmalı
Bir dizeyle özetlenir: Koklanmayan gül üşür
Ama açmalı onu, birazcık kanatmalı
Şiiri, sevdayı içerir öykü
Yolcu düşkünü hanları

Söz düşmez hancıya, o ne bilir ki
Bir acı şiirle nasıl örtüşür
Yüzünü ayaz mı yalamış, hancı
Her zaman bir sıcaklığı öpmüştür

Yolcumu ki toz tadını tanısın
Hancıdır o, bu şiirde bir simge
Açıklamak için kimi şeyleri
Araç olacak belki de

(Eski sözdür: Kuşlar kanat açmalı
Bu öyküyü dinleyen bulunmalı)

IV.

Bulutlu bir gökyüzüyle anımsar
İlk dizelerini yazdığı günü
Kırık not aldığı bir okul dönüşünde
Nasıl korktu o şiiri yazarken
Yüreğinin atışını babası duyacak diye

Duymadı babası, bir tarih kitabının
Sayfaları arasında gizlenen
Umutsuz uykakların o derin çığlığını
Yan odaya geçti okudu bin kez
Ertesi sabah yırttı

Yazmadı bir daha o güne kadar
-Hemen altını çizmeli, o günün önemi var-
Oyun niyetine çocuğun biri
(Yoksa kendisi miydi?)
Bir sapan taşıyla kuşu öldürdü

Üstelik bu dünyada bütün aşklar çürüttü

V.

Bu son dize su alan teknelere
Benzetti kendisini
Mektup yok, buluşma yok
Oysa oracıkta ölecek kadar
Severdi sevdiğini

Ölüm basit bir sözcük olmadı asla
Nice büyük anlamları içerdi
Bu imge uzun süre düşlerinin sonuna
Uçmaktan edilen kuşu getirdi

Küçücük­tü, ölmeseydi

Kuş sözcüğünü bu yüzden mi seviyor
Sıkça kullanıyor şiirlerinde
Bir günah çıkarır gibi

Küçücük­tü, ölmeseydi

VI.

O zaman sağdı babası, soluğunu duyurdu
Kimbilir kaçıncı kez okuduğu kitabın
Sayfaları arasına gözyaşını saklardı

Arasa bulur belki, tavan aralarında
Halk adlı bir yazarın ince masallarını

VII.

Her insanın yaşamında önemli günler vardır
Bir başka gün, ah o da
Utangaç bir bahçenin çiçeğiyle anımsanır

Örneğin bir edebiyat dersinde
Değil de
Bir kimya dersinde sözü edildi
Aldanışlı aşklara ilişkin şiirlerin
Kenarları desenli defterlere geçtiğini
O gün herkes öğrendi

Ne kadar şaşırmıştı
Duyduğunda kimyacının da şiirler yazdığını

Arkadaşıydı artık
Yalnızca öğretmeni değildi
Dergiler getirdi, yeni dergiler
Daha önce görmediği

VIII.

Ölmemiş olsaydı babam
Görseydi
Diye düşündü dergide
Yayımlanan ilk şiirine bakarken

“Kırık Dallar”dı adı
O adı hiç unutmadı

“Ölmemiş olsaydı babam
Gülüşünü giz örtmezdi annemin
Dikenler batmazdı küçücük ellerine
Oyuna ara vermiş küçük kardeşlerimin

Ölmemiş olsaydı babam
Raydan çıkmazdı bir tren
Bir vapur batmazdı yolcularıyla
Annemin yastığı dönüşmezdi hiç
Zehirini salan yılana”

Gibi şiirler yazdı
Acı kardeş okusanа!

IX.

Başını taşlara çarpan çocukluk
Ne kadar çaba verse büyümeyi bilemez
Annesi buna benzer bir sözü hep söylerdi
Giderek annesini sevdiği kadar
Sevmeye başladı şiirlerini

X.

Şunu kavradı ilkin
Yayımlanmamış şiirler yazılmamış demekti
Yeniden ele aldı bütün yazdıklarını
Yeni çırpınışlarla
Dergilere gönderdi

Yeni ustalar tanıdı, sarsıldı
Adı Cemal* olanı onlardan biri miydi?

Ya da bir çığ gibi incecik vücudunu
Kar altında bırakan bir Fransız**
Nerden, nasıl, hangi yönden
Elem adlı çiçekleri getirdi
Bekar odasına çevirdi kafasını
Şiir nedir sorusunu sormasını öğretti

*Cemal Süreya
**Charles Baudelaire

XI.

Şiir: Güzel uykusuzluk
Kuşa gökyüzü demek, çatlayan dudağa su
Kırık nota aferin, dersi asmayı öneri
Şiir: Güzün kopardığı yaprağı
Bir dala usulca eklemeyi öğretti

Ne çok şey öğretti şiir
Hancı kimdir, ne demektir yolcuya
Hangi hangi yoldan ele geçirdi
Şiir ince sorulara her zaman
İnce sorularla karşılık verdi

Şöyle dedi şiir: -Uzak dur ey genç
Bir avcıyla yanyana fotoğraf çektirmekten
Yol sana bir kimlik ekleyecektir
Tozu eksik etme gömleklerinden

Ne çok şey öğretti şiir
Hangi dille, nasıl, nerde yapılır
Örneğin yaralı kumla söyleşi
Hangi yangınların sularıyla yıkanır
Sevdaya ilişkin iççekişleri

Abdulkadir Budak