Şiir Antolojim
"Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum..."
Günün Şiiri
Annelik Sanatı
Şair: Kemal Sayar
Bir kadını al, onu yont yont anne olsun
Her kadın acıma anıtı bir anne olsun
Sezai Karakoç
Annelerimizi düşündüğümüzde ilk olarak hangi yüz ifadesiyle, uzuvları hangi düzende kıvrılmış, bedeni nasıl bir ifadeye bürünmüş, hangi ışığın yahut gölgenin altında bize bakarlar? Bize bakarlar mı? Yaşasa da bizi ardında bırakmış da olsa, annemize dair bu imge, bu yontu bir değişim geçirir mi? Sezai Karakoç “Bir kadını al onu yont yont anne olsun/ Her kadın acıma anıtı bir anne olsun” diyordu bir şiirinde, bir anneyi yontsanız da hep tek bir anda ve ışığın altında donup kalmış tek bir kadını görürüz. Annelerimize derin bir bağla raptolunmuşuzdur. Pek az duygu annelerimiz için hissetiklerimiz kadar derindir. Her insan annesinin, babasının sevgisini ister ama ana sevgisi adeta bizi hayata bağlayan, bu dünyadaki varlığımızı teyid eden en temel besindir. Annenin fiziksel varlığı değildir önemli olan, onun ruhen de orada ve mevcut bulunmasıdır. Mesele onun varlığından dalga dalga yayılan neşe, coşku ve sevinçtir. ‘Anne gerçekten ve sevgi dolu bir şekilde orada olduğunda annenin sütü ve kalbi birbirinden ayrılmaz. Orada olmadığındaysa sütü o kadar da besleyici olmaz.’ Her çocuk annesinin gözlerinde kendi biricikliğine dair bir alamet arar, anneciğinin gözlerindeki o ışıltıyı göremediğinde onun dikkatini çekememiş demektir. Varlığına kayıtsızlık, bir bebeğin tahammül edebileceği zorlukların en fecisidir. ‘Bir bebek için en acı veren deneyim, annenin dikkatini çekememektir’.
...
Son Eklenen Şiirler
Üç Yıl Sonra
Şair: Victor Hugo
Yazgı beni yere serdi.
Bana artık başka hiçbir şeyden söz etmeyin,...
Lev Tolstoy ve Eşi Sofiya Tolstaya'nın Günlüklerinde Birbirleri Hakkındaki Düşünceleri
Şair: Tolstoy
Günlüklerinde Birbirleri Hakkında
Yazdıkları...
YARIN ŞAFAK SÖKERKEN
Şair: Victor Hugo
Yola çıkacağım. Bilirsin, beni bekliyorsun.
Ormanlardan geçeceğim, dağları aşacağım....
İnsanları Sevmeye Zorlamak Nefreti Tahrik Eder
Şair: Arthur Schopenhauer
Schopenhauer, "İnanç sevgi gibidir; zorla kabul ettirilemez." derken yalnızca inancı değil, insan ruhunun bütün derin eğilimlerini anlatmaktadır. Çünkü sevgi de, inanç da, güven de emredilemez. Bir insana "Seveceksin." denildiği anda sevginin doğası bozulur. Sevgi, özgürlüğün çocuğudur; zorlamanın değil.
Bu yüzden "İnsanları sevmeye zorlamak nefreti tahrik eder." sözü yalnızca psikolojik bir gözlem değil, insan tabiatına dair felsefi bir tespittir. Zorlanan insan önce geri çekilir, sonra direnir, en sonunda ise kendisine dayatılan şeye karşı öfke geliştirir. Baskı, sevginin karşıtı olan nefreti besler. Çünkü nefret çoğu zaman sevginin yokluğundan değil, özgürlüğün ihlalinden doğar....
Takmayı Başardığım Utku Maskesi Aslında Paramparçadır
Şair: Enis Batur
Çeviriyorum sayfaları, parmaklarımı ıslatıp
geniş hareketlerle, uzun uzadıya hiçbirinde...
Bir Şiir Nasıl Değerlendirilir?
Şair: Şiir Antolojim
Ne var ki şiir eleştirisi zaman zaman bu amacından uzaklaşır. Şairin sesi geri çekilir, eleştirmenin sesi yükselir. Şiir üzerine konuşulurken şiirin kendisi yavaş yavaş kaybolur. Okur da farkında olmadan şiiri değil, eleştirmenin kültürel envanterini okumaya başlar.
Bir imge için üç filozof, birkaç kuramcı, mitolojik göndermeler, tarihsel örnekler... Bunların hepsi doğru olabilir. Ama doğruluk, tek başına iyi bir eleştiri üretmez. Bir noktadan sonra okurun zihninde şu düşünce belirir:...
Opera
Şair: Enis Batur
ete kemiğe bürünmüş bir imge
Kadın ve kurumuş kanları,...