Hilmi Yavuz

Şair

71 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
HAYATI VE BİYOGRAFİSİ --------------------- Hilmi Yavuz 14 Nisan 1936'da İstanbul’da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki eğitimini yarıda bıraktı. İngiltere'ye gitti. BBC'nin Türkçe bölümünde çalıştı. Londra Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Türkiye'ye döndükten sonra çeşitli yayınevleri ve ansiklopedilerde görev aldı. Cumhuriyet, Milliyet, Yeni Ortam gazeteleri ve çeşitli dergilerde "Ali Hikmet" imzasıyla inceleme, eleştiri ve denemeler yazdı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk şiirleri Kabataş Erkek Lisesi'nde edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil yönetiminde çıkan "Dönüm" dergisinde yayınlandı. Bu dönemde daha çok İkinci Yeni akımının etkisinde imgeci şiirler yazdı. Sonraki yıllarda gelenekçilikle çağdaş bir bakışı kaynaştıran, biçim ve özün dengelendiği bir düzey sergiledi. İslam mistisizmi, özellikle de tasavvuftan yararlanarak kendine özgü bir sözcük dağarcığı geliştirdi. Halen Zaman gazetesinde kültür yazılarına ve Bilkent Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam etmektedir. Ayrıca İpek Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Talat Halman tarafından Şairi Azam sıfatı verilmiştir. Bu Talat Halman ve Hilmi Yavuz arasındaki mizahi diyaloğun bir örneğidir. BAŞLICA ESERLERİ ----------------- - Şiir - Bakış Kuşu(1969) - Bedreddin Üzerine Şiirler (1975) - Doğu Şiirleri (1977) - Yaz Şiirleri (1981) - Gizemli Şiirler (1984) - Zaman Şiirleri (1987) - Söylen Şiirleri (1989) - Ayna Şiirleri (1992) - Hüzün ki En Çok Yakışandır Bize (1989, toplu şiirler) - Gülün Ustası Yoktur (1993, toplu şiirler 1) - Erguvan Şiirler (1993, toplu şiirler 2) - Çöl Şiirleri (1996) - Akşam Şiirleri (1998) - Yolculuk şiirleri (2001) - Hurufi şiirler (2004) - Büyü'sün Yaz (2006) - Küller ve Zaman - Kayboluş Şiirleri (2007) - Yara Şiirleri (2012) - Deneme-İnceleme - Felsefe ve Ulusal Kültür (1975) - Roman Kavramı ve Türk Romanı (1977) - Kültür Üzerine (1987) - Yazın Üzerine (1987) - Denemeler Karşı Denemeler (1988) - Dil'in dili (1991) - İstanbul Yazıları (1991) - Okuma Notları (1992) - İstanbul'u dinliyorum (1992) - Modernleşme,Oryantalizm, İslam (1998) - Yazın,Dil ve Sanat (1999) - İslam ve Sivil Toplum Üzerine Yazılar (1999) - İnsanlar,Mekanlar,Yolculuklar (1999) - Özel Hayat'tan Küreselleşmeye (2001) - Budalalığın Keşfi (2002) - Kara Güneş (2003) - Sözün Gücü (2003) - Yüzler ve İzler (2006) Batı Uygarlık Tarihine Teorik Bir Giriş (2008, Burcu Pelvanoğlu ile beraber) - İslam'ın Zihin Tarihi (2009) - Türkiye'nin Zihin Tarihi (2009) - Alafrangalığın Tarihi (2009) - Okuma Biçimleri (2010) - Belleğin Kuytularından (2010) - Anı-Günce - Geçmiş Yaz Defterleri (1998) - Ceviz Sandıktaki Anılar (2001) - Bulanık Defterler (2005) - Anlatı - Taormina (1990) - Fehmi K.'nın Acayip Serüvenleri (1991) - Kuyu (1994) Not: Bu üç anlatı, can yayınlarından 1995 yılında, 'üç anlatı' adı altında basılmıştır. Ayrıca Hilmi Yavuz'la yapılan söyleşiler ve biyografik eserler de şunlar: - Şiir Henüz (söyleşi- derleme, 1999) - Doğu'ya ve Batı'ya yolculuk (söyleşi, 2003) - Şiirim gibi Yaşadım (biyografi, 2006) - Ödülleri - 1978 Yeditepe Şiir Armağanı - 1987 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü - 1998 Türkiye Yazarlar Birliği Fikir Ödülü

Şairin Şiirleri

Akşam ve Annem
bir kapı açıldı, ansızın, baktık:
akşam!.. kimse benzemez oldu kendine;
kimbilir ne kadar hüzünlü artık,
bir odadan ötekine geçmek bile......
akşam ve balkon
akşam kayboldu balkonda; -iyi! bense sanki odalarda gibiyim; ev içleri dâimâ ...
gölgesi kendine çeker ağacı; belki aşktır, şimdi balkonda olmak! theseus ne i...
balkonu nasıl da kaybetti akşam! julien ne söyledi madam renal'a? işte bir şe...
Hilmi Yavuz ...
Akşam ve Doluluk
herkes öteki gibi duruyor... akşam
da durduğu yerde durmuyor artık;
yolcu yolu kuşatıyor durmadan;
kapanıyor 'Zaman' denen karanlık......
Akşam ve Hançer
                      ...
hançerinden yazları akıtan elmas,
ince tozlarıyla bezer akşamı;
bir yerde muttasıl kanar o güller;...
akşam ve kalbim
kalbim her şeyin sınırı olsa: ben nereye giderim, elden ne gelir? kendini akr...
uçurum sır vermez, dâimâ kendini sorar: um oteli nasıl bir şeydir? bir kitap ...
hiç bir yere gitmek olmamalıdır; otur da akşamı kendine çevir... şimdi artık ...
Hilmi Yavuz ...
Akşam ve Kandil
mevsimidir,
kendi hüznüme döndüm...
akşam annemle aramda
bir süs...
akşam ve Lavinia
ağacı ben açtım, nehri ben örttüm; sandığa kaldırdığım şu son yaz var ya, işt...
ay uluyor, kurt ışıdı, tersine dönüyor dönmesine, akşam ve Dünya... bir yolu ...
yüzüme bak, hüzüne bakmış olursun! şiir: baba belli değil, annesi rüyâ... son...
Hilmi Yavuz ...
Akşam Ve Sen Ve Ben
ikimizdik, sen ve ben, bir çiçekle
onun tomurcuğu arasında bir yerde;
öylece durur muyduk, ikimiz gibi?
dâima birlikte olurduk hüzünlerde......
akşam ve Swann
bu çöl yorgundur, vahaysa bitik; bir kervan beklenir, bir kervan gider; yol t...
bak, ne yazlar geldi, ne yazlar geçti! diyorum, belki kervan geçmez bir daha;...
bu kez de geçti, durmadı kervan; durur elbet bir aşkın durduğu zaman; bir gül...
Hilmi Yavuz ...
akşam ve verâ
verâ, verâ, verâ!..
her şey kımıltı ve böcektir;
ve Dünya yara içinde yara...
kendini bitmeyen bir yağma...
akşam ve yazmak
akşam yazmaktır kendi kalbine, dâimâ o yoksul sardunyaları; sen gel de şiirle...
vur yola, durmadan, sırtında ağır bulut giysileri... sonyaza bürün! her zaman...
sınır ne? bir dene, nereye kadar? yazdığın akşamlara bir bak, göreceksin: sen...
Hilmi Yavuz ...
Akşam ve Yolculuk
Yahya Kemâle
haydi toparlan artık, kalk gidiyoruz:
akşama vedâ et, ikindiyi öp...
bul o yaz gününü; -bulabilirsen!...
Akşamın Yarısında
herkes öteki gibi duruyor… akşam
da durduğu yerde durmuyor artık;
yolcu yolu kuşatıyor durmadan;
kapanıyor ‘Zaman’ denen karanlık…...
Akşamlar ve Zaman
dağ söyledindi bana
uslanmaz göller söyledin
söylendi, sözlerdi ayışıkları
önünde bir yaz gecesi söylendi...
Aynalar Ve Zaman
erguvanlar geçip gittiler bahçelerden
geriye sadece erguvanlar kaldı
şair! bahçelere özenecek ne vardı?
işte tenhâ her yanımız, hep tenhâ...
Aynalar ve Zaman
erguvanlar geçip gittiler bahçelerden
geriye sadece erguvanlar kaldı
şair! bahçelere özenecek ne vardı?
işte tenhâ her yanımız, hep tenhâ...
Bâtınî
her şey bâtıni! göl
kendi dibindeki batıktan
başka nedir? acılar
derin ve siyah bayraklarını...
Bir hikâye kalır
Yaşlanmak, epeyce yaş yaşamak nedir biliyor musunuz?
Çok basit bir şeydir.
Bütün dünyaya, bütün hayata bakıp, “her şeyin geçtiğini” bilmektir.
Her şey geçer....
Bir Hüzün Şiirine Giriş
Bir Hüzün Şiirine Giriş
                             Sercan Sarmer için;
bin yayladan geçtin,
kalbin eksile eksile...
Bir Yaz Günü İçin Şiir
nerde o sarısabır, safran ve sarı sesi
akşamın? duymak sanki bir gülün
yolculuğu gibidir bahçeden sana doğru;
gelsin, bilsin ve sensin, yağdığın o yağmuru...
Bulutlanma Sonnet Si
söylesem hüzün olur, söylemesem de hüzün;
zaten sözler de bezgin... kime anlatılsın?
âh, dil’den ürker olduk; kimse dil’in bir düğün
olduğunu bilmiyor; bir kenara atılsın...
bulutlu yazılar
bulutlu yazılar! siz benim
sizi yazmamı bekliyordunuz
Dil’in gurbetindeydiniz
………………ve Söz’e tutsak...
Bütün O Aşkları Yazdı Da Ne Oldu
Bütün o aşkları yazdı da ne oldu Gülleri çocukları denizleri tuttu da elinden 
Hep bir ceviz yaprağı gibi belirdi ince yüzü 
Bırakılmış gemilerin su kesimlerinden
Hilmi Yavuz...
Çöl öyküsü
çöl denilen o öyküyü
yazmak için konuşurken
sustum içimdeki türküyü.. .
anlasın doğan gün seni:...
çöl ve kilit
Her şeyin kilide, bir kilide dönüştüğü günlerdi;
herkesin bana bir eşya gibi baktığı günlerdi;
kilitle beni,
ey eşya bakışlı sevgilim!...
Doğunun Geçitleri
çok uzun anlatmak gerekti
ve biz, sadece ima ile geçtik
'yol verin sevdaya'
gördük ve yol verdik...
Doğunun Kadınları
iz batan güne sahip çıktığımızda
ay, bitliste sarı tütün
ya da bir akarsu imgesi
gibi yiğit ve bütün...
Doğunun Kalıtı
biz üç güzel kardeştik ve ölüm,
ölüm en gencimizdi bizim
bize doğunun büyük şiiri kaldı
o bir nehir gibi ve kendimizin...
Doğunun Ölümleri
ölüm bir aşirettir doğuda
ayışığı gülden hoyrat
gölleri güzelden talandır
ve asi, durak bilmez ağıtlarıyla...
En çok üç şeyi severdi dünyada
En çok üç şeyi severdi dünyada
Akşamüstleri söylenen şarkıları
Ak tavus kuşlarını
Eski püskü Amerika haritalarını bir de...
Endymion
ben daima uçurumlar edinirim
bir yerden ötekine göçerken
işte sessiz saatlerde kederden
türemiş bir söylen...
Eros İle Thanatos
sana sarı bir yaz gönderdim
onu bir zaman gibi koynunda sakla
önce kuytular göle çekildi
ayrılık, ayrıldığın yerde değildi...
Fırtına
akşam ıssız bir ağaç biçiminde
sırrı dökülmüş aynalarda görünür
(bakmak, uzaklara dokunmaktır
sen benim en alımlı gözlerimsin)...
Gizem
hem aldanan hem aldatan
olduğu zaman
dilden
dilin güzüdür üşür...
Gölge ve Zaman
gölgesi vuruyor Zaman'ın
ilk yazdan kalma bir şiire
sordumdu: bir soruyu mühüre
ve beni sana üşürten nedir?...
harfler ve Hölderlin
sen Söz’ün kutsal
mı olsun istedin; Siyah
dâimâ büyük harfle
yazılır şiirinde;şiir, âh,...
Harfler ve Kibrit
aşkları da yaktım, yalnızlığı da
dumanına gel dedim, ateşine git
sözlerin külü kaldı elimde
bir de gül, bir kibrit...
Harfler Ve Melâl
ben esterebadi'nin sözünü kale
almadım: harfler dünya'dan hayale
doğru yolcudurlar, durmazlar;
dönüşür birbirine 'Allah' ve 'Lale'......
Hayal Hanım
Yeşil imgeli kız! İlkyazım!
hangi harf gül, hangi dal dize?
Bu büyük ağaçtan her ikimize
kalan hangimizdik…...
Hilminin Çocukluğu
Hilmi diyor ki yeminler
Bana çeşmeleri hatırlatır
Tabut kalın ciltli bir kitaptır
Senin de çocukluğun bir ceviz tabut muydu...
Kaab İle Hırka
“beni örün, beni örtün!”
bir şey var: eski sözleri
uzun ve anlaşılmaz şeylere gömdüm
gördüm: sözlerin kumunda...
Kadınlar
Ahmet Muhip Diranas'a
kadınlar akşamla gelirler, kuytu bir yağmur sonrasıyla dudaklarında; fırtına ...
aynalar silinir, akşamdır artık her şeyin yüzeyi; sular örtülür, usulca, kadi...
dedim ki, kalbimdir ay aydınlığı; o yol gösterir bütün yollara; her yer ışıkl......
Kalp Kalesi
kalp kalesi! ben sana
sürgün, sen bana hüzün
dayanır mı hüsn ü aşk bu
kırgındır yollar döndükçe...
Kış Medıtatıonları
Ürkek ayak sesiyle kış
Geyikler çizen sesimdir
Her kelime bir resimdir
Sanki bakmaya asılmış...
Koruganlar
nerde şiirler? nerde o dili yorgun koruganlar?
ben şimdi karartılmış bir bulutun
rastgele yoldan çevirdiği bir şairim:
dilimde ay ağardı ve acılar çıktı...
Kronos
âh, ağaçların dağıldığı yer!
bir kadın durur, -ve
kendi hüznünü bekler
aşklar toplanır, günler derlenir,...
Kün
hem acıyım hem acının
yalvacıyım ben
git!
benden yollara doğru...
Lavinia İçin Sonnet
sana da yas yaraştığı söylenir, öyle değil!...
birden bir dal kırılır, hani düşer ya suya,
sen o akarsusun...akma!...kendine eğil,
orda gördüğün dalı, ey solgun lavinia,...
Lethe
şiir, şiirin kurdudur
işte zümrüt ve sürüngen
bir dize
gidiyor;-gidişi...
Mühür
b. necatigil’e
uzun etme artık, şiirden çık
acı ve düzyazıyla lanetlenmiş
olmadan önceki günlerine dön...
Nâzım Hikmet
hüzün ki en çok yakışandır bize
belki de en çok anladığımız
biz ki sessiz ve yağız
bir yazın yumağını çözerek...
Ney
yaz yıkıldı, sen artık
kalk ve buralardan git
göçen sevdalar ki sorar:
yokluk nerede, küller ne vakit?...
Ölüm ve Zaman
yollar belli belirsiz yükseliyor
yollar yakut uzaklıklardır
ve onlara ulaşmak, kimbilir
ne kadar, ne kadar zor......
Şimdi Nedense
şimdi nedense her şeyde
ansızın dağılan kelebek tadı
biliyorsun en bakımlı bahçe
sessizliktir...
size bakmanın tarihi
size bakmanın tarihi! Siz
bir gonca kadar kendiliğinden
yazılmış olmalısınız
derin, korkunç ve ergen...
Sırası Gelince
acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik
hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra
sen ki eyvan ağıtlarda
sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun...
Söylem
ezilmiş erguvanlar! siz
benim kalbimin
söylemiydiniz
nasıl başlasam bilmiyorum:...
Söylersin onu şimdi yeni ve anlamlı bularak
Olur ilkyazdan önce böyle günler bilirsin
Çayırlar örtülmüştür kalın bir yığın karla
Rüzgârlar ılık eser yumuşacık ve hafif
Geldiğini duyarsın diri kuru dallarla...
Spleen (Melâl)
Bin seneden ziyâde yaşamışım gibi hatıralarım var.
Hesap pusulaları, şiirler, muhabbetnâmeler, dâvâlar ve şarkılarla,
makbuz kâğıtlarına sarılmış ağır saçlar dolu,
çekmeli bir büyük dolap benim kötü beynimden,...
tâ, sîn, mîm
leylaklardan leylalara eksi k
ben harflerden inşa edildim;
yaz'dan az' doğru 'y'a
ya ben'dim ya değil'dim...
Tenhâ
her şiir boydanboya
                  bir ıssızlıktır artık
dizelerse giderek daha tenhâ
acının düzyazısı olmaya...
Ünlem
akşamları ne düşünsem
anlamı çiğdem ve gizem
bu yolculuk benim mülküm
öteki bütün yolculuklar gibi...
Uzak Gözler
uzak gözler! Siz kuşlardınız
ve sanki hüzün hazineleri
sustunuz, en son ölümdenberi
durdunuz,...
Veda
daha başından beri hiç sevmedim yerimi:
adî gök, bayağı toprak!
bu lânetlenmiş yerde
iki arada kaldım;...
Yahya Kemal İçin Rübai
Sen gittin gideli kuşlar anlamaz görünür
Her acılan gülde yepyeni bir Sırâz görünür
Bakışlar dağılırken denizin belleğinde
Senin her sihrinde geçmiş bir yaz görünür...
Yakın Aşklar
yakın aşklar! sizi ve gizi
bir kıyıyla öteki
gibi bağlayan nedir?
aynalar ve bakışım!...
Yalnızlık Bir Tarihtir
Yalnızlık bir tarihtir ikimiz
Dururuz odalarda bir giysi gibi
En kalın soluklarla çekiyor ipi
Kimbilir kimlere kalmışlığımız...
yolculuk ve hüzün
ne kadar gitsem o kadar uzak;
yaşlanınca inceliyor yalnızlık;
kurur insan hüznü akşama doğru;
kendim için edinilmiş yolculuk......
Yolculuk Ve Şiir
her şiir bir sözcüğü örter ve gizler;
görülsün istemez ‘gül’ veya ‘hüzün’...
gizli bir hazine midir, bilinmediği,
kimbilir nereye gömdüğümüzün?...
Yollar ve Zaman
sen bir yalnızlığı koşup gittin de
bir yerde buluşulur diye, belki de...
elbet buluşulur, orda, o yerde...
bir hüzün töreniyle kutlanır...
zaman nedir? günler ne?
zaman nedir? günler ne?
yaralardan bir yara…
kalbimdir mâsivâyı tüketti,
kendini savura savura…...