Edip Cansever

Şair

112 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
GİRİŞ Türk edebiyatının ve İkinci Yeni şiir akımının en özgün, en üretken ve felsefi derinliği en yüksek şairlerinden biridir. Kendine has dramatik monologları ve yalnızlık, yabancılaşma temalarını işleyiş tarzıyla edebiyatımızda apayrı bir yere sahiptir. HAYATI 8 Ağustos 1928'de İstanbul'da dünyaya geldi. Kumkapı Ortaokulu'nu ve ardından İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdi. Bir süre Yüksek Ticaret Okulu'na devam ettiyse de burayı tamamlamadan ayrıldı. Babasının Kapalıçarşı'daki dükkanında uzun yıllar antikacılık ve halı ticaretiyle uğraştı. Ticaret hayatının yanı sıra yazın hayatını aralıksız sürdüren Cansever, 1976 yılında Kapalıçarşı'daki işini tamamen bırakarak sadece şiir yazmaya odaklandı. 28 Mayıs 1986'da aramızdan ayrıldı. EDEBİ KİŞİLİĞİ Şiire çok genç yaşta, Garip akımının etkisiyle başladı. İlk şiir kitabı "İkindi Üstü"nde (1947) bu akımın etkileri görülür. Ancak asıl sesini ve edebi çizgisini 1957 yılında yayınladığı "Yerçekimli Karanfil" kitabı ile buldu ve İkinci Yeni'nin önde gelen isimlerinden biri haline geldi. Şiirlerinde yalnızlığı, modern şehir insanının yabancılaşmasını, varoluşsal sancıları ve bireyin iç dünyasını dramatik diyaloglar ve tiyatro benzeri kurgularla işledi. Uzun ve düşünsel derinliği olan nehir şiirlerin ustası kabul edilir. ESERLERİ Şiir Kitapları: - İkindi Üstü (1947) - Dirlik Düzenlik (1954) - Yerçekimli Karanfil (1957) - Umutsuzlar Parkı (1958) - Petrol (1959) - Nerde Antigone (1961) - Tragedyalar (1964) - Çağrılmayan Yakup (1966) - Kirli Ağustos (1970) - Sonrası Kalır (1974) - Ben Ruhi Bey Nasılım (1976) - Sevda ile Sevgi (1977) - Şairin Seyir Defteri (1980) - Bezik Oynayan Kadınlar (1982) - İlkyaz Şikayetçileri (1984) - Oteller Kenti (1985)

Şairin Şiirleri

“Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği”
I.
Vurdum güneye o zaman
Eski bir su dibi mühendisiyle
Yokluktu olan bir şimdi içinden...
15 MART 1985 İÇİN
– Bana hiç görmediğin bir çiçek adı söyle
– Bir değil, birkaç değil, binlerce
Bir yaşam boyu besledim onu
Büyütüp can verdim gözlerimde...
Acaba
Dönelim
Döndürsün bizi
Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi
Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan...
Acı Bahriyeli
binlerce geyik ya da binlerce kuşun beraberliği
aşk, o benim en güzel hayvanımdır
en yeşil ormanların en yeşil mantığında
duyulmaz, öpülmez balığında deniz altlarının...
Adını Funda Oteli Koy
Adını funda oteli koy
Aklından gelip geçen bir yazın
Ve akşam güneşlerinde orda burda
Bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda...
Adsız Bir Çiçek
Ben gidince hüzünler bırakırım
Bu senin yaşadığındır
Bir ev sıkılır kadınlardaki
Seni sevmek bu kadar mı...
Ağıt
Gün bitti. Saat kaç. Bitecek mi bir gün savaşımız
Hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de
Dönüp dönüp arkamıza baktığımız
Bir dünya kalıntısı üstünde...
Akdeniz Salgını
………………………………………………….-halikarnas balıkçısı’na-
I
Öyle bir alaşımdır ki seninle deniz
Bir açık deniz...
Alaşım
Baksan
Ben geldim sanki
Yaz ustalarına kış resmi.
Duysan...
Amerikan Bilardosuyla Penguen
I
Elleri el gibi kocaman
Beyazda bir nokta gibi kocaman
Kocaman boşluğun küçülttüğü her şey gibi...
Aşklar İçinde
Denizin en az yeri bir köpüğü başlatıyor
Yürüyorum kumların çakılların yanı sıra
Yüreğimde bir sancı keskin bir akasya kokusundan
Avuçlarımda bir yanma...
AŞKLAR İÇİNDE
Bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.
Küçüksu çayırını şantiye yapmışlar
İşçiler beton döküyor,
demir eğiyor, zift kaynatıyor...
Ay Kırmızı Aylar Kırmızı
Benim yüzüm budur sanıyorum
Çirkin mi diyorum, değil korkulu
Tarife göre bir atımlık tedirgin
Gününe göre azıcık anlaşılmaz...
Başım Dönüyor İkimizden
Çocuklar ekmek yiyorlar gibidir sesin
Ön dişleriyle belli belirsiz
Bir martı kalıyor gibidir hiç olmayandan
Çünkü biz ikimiz de çirkin değiliz...
Ben Ruhi Bey Nasılım
I
Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda
Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi
Büyük bahçelerin küçük içinde...
bilmez miyim hiç
Bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
Bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar
Dolaşıyorum bir başıma, ortalıkta kimsecikler yok
Kıyılar da bomboş, kır yolları da...
Bir Çiçek Sergicisi Der ki
Bin dokuzyüz on iki miydi, bin dokuz yüz elli iki miydi
Güneşli bir öğle miydi, çiçekler gölgesiz miydi
Ellerim kirli miydi
Neydi...
Bir Genelev Kadını Ve
Girdi
Sırtında eski bir ceket vardı
Biryerlerden sızmıştı sanki, gün ışığı gibiydi
sarışındı...
Bir Olay: Ruhi Bey ve Gülcünün Ölümü
Bir kara parçası sanır insan
Düştü mü başı derde
Kendini açık denizlerde.
Şimdi bir kıyı bile değil...
Bir Su Yılı Denebilirdi
Bir su yılı denebilirdi geldi geçti
Üstünde durmuyorum.
Terledim, bulanık baktım.
Ne varsa kendiliğindendi...
Bir Taş Atarsın
Bir taş atarsın, taş nereye düşerse
Mutlaka bir köşebaşıdır
Çünkü yüreğin daralmıştır ve kıştır
Kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk...
Bir Taş Atarsın
Bir taş atarsın, taş nereye düşerse
Mutlaka bir köşebaşıdır
Çünkü yüreğin daralmıştır ve kıştır
Kullanılmamış bir sicim gibidir soğuk...
Bir Yitişten Sonra II
Geçmişin zonklamasıdır yüzümü suya tuttuğumda
Etimi geren mozaik
Sayısız miller katettim orada bulununcaya
Ve su duruldu birden. Balık yumurtaları, nektonlar...
Bitmeyen
Ve ağzım ağzını öptü ise
Çünkü için sözle doludur
Elim eline değdi ise
Çünkü elin yaratılmış işler doğurur...
Bitti O Sevda
Bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
Su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
İtti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
Unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği...
Boşversene Sen Niye Beklemeli
                                                                            ”...
                                                                             ...
                                                                             ...
Boşversene sen niye beklemeli...
Bu Gemi Ne Zamandır Burada
Bu gemi ne zamandır burada
Çoktan boşaltmış yükünü
Gece de ölmüş, rıhtım da bomboş
Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa...
Bu Şiir 30 Mısralık Bir Sevda Şiiridir
Çok sıcak bir günde
Misafirliğe gittik.
Uykudan kalktı, yanımıza geldi:
Sıcaktı her yeri....
Buz Gibi
Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanın
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın...
Çağrılmayan Yakup
Kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi Yakup
Bunu kendine üç kere söyledi
Onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar
O kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım...
Cemal'in İç Konuşmaları 1
Bir şeyler çiziyorum buğulu cama -ben-
Cemal'in ıslak sesi
Kayıp gidiyor buğulu camda
-Bir sabah yağmurunun en küçük tanımıysa...
Cemal'in İç Konuşmaları 2
Odamın penceresi yok -daha iyi-
Kendime bakıyorum ben de
Kendimden sarkmış kollarıma
Kendimden damıtılmış gözlerime...
Cemal'in İç Konuşmaları 3
Ben mi konuşuyorum -Cemal mi-
Tanrının taşları mı konuşan
Birbirine geçmiş sımsıkı
Yollar boyunca uzayan uzayan....
Cenaze Kaldırıcısı Adem
Bir ölü nedir ki bir ölüm nedir
Acıyla kirlenmektir, acıya sevinmektir.
Siz bilirsiniz, isterseniz biraz gecikiriz
Gelmesine geliriz, birazcık gecikiriz...
Çiçekleri Sulasan
çiçekler sulasan, kurumuş yaprakları kessen
sözgelimi tırnaklarını yemesen
akşamları erken yatsan iyi olur.
iyi olur elbet...
Dirlik Düzenlik
Bir hoş oldum ele güne karşı
Herkeslerden utandım
Bir yanım insanlı kahve
Dünyalar dolusuydu bir yanım...
Dostlar
Fethi Naci'ye
Geldin mi, iyi
Yollarından yürüyüşler sızdıran sonbahar
Bir tenhalığı eskisinden çok sezmeyi...
Duruş
Ki bazı sözlerin anlamı
O sözlerin söylenişindedir
Yılların sayısına girmediyse Seniha
Nereden zaman almıştır...
Düşlüyor Ölümünü Ruhi Bey
Niye ölmemeli öyleyse
Yaşamak mutlu bir devinimse.
Ölüsünü bekliyor Ruhi Bey
Bir yanda Ruhi Bey bir yanda ölü...
Düzeltemiyorum hayatımı. Neresinden çeksem, öteki yanı bozuluyor.
12 Temmuz 1969
Sevgili İlhan,
Duymak, çok duymak eziyor beni. Yeni, bilinmedik bir sayrılık da olabilir bu....
İçmek yoruyor artık. Eskiden içkiye koşardım, kafamı kovardım dünyamdan. Şimdi?...
Eylülün Sesiyle
Baylar!
Bin dokuz yüz seksen birdeyiz
Karşınızda eylülün sesi
Ağustosa çekildi, eylülün sesi...
Flaş
Hava poyrazladı yağmur yağacak
Yanıp yanıp sönüyor ışıklandırılmış gözlerin
Yukarda
Küle gömülmüş bir elma gibi gökyüzü...
Gelincikler
gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda
işi iş kasabanın
su yüzlü çocuğun işi iş
bir de poyraza döndü mü hava...
Gelmiş Bulundum
Ben mişim -neymiş- su sesiymiş
Oymuş -cam kırıkları gibi gövdemi yakan-
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş...
Gül Kokuyorsun
Gül kokuyorsun bir de
Amansız, acımasız kokuyorsun
Gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun
Dayanılmaz bir şey oluyorsun biliyorsun...
Her Sevda…
“Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen
incelikler öbür sevgiliye saklanıyor.”
F.Scott Fitzgerald
Her sevda başlangıçtır bir yenisine...
Hiçbir Pul Hiçbir Zarfa Yakışmıyor
hiçbir pul hiçbir zarfa yakışmıyor
hiçbir zarf üçbeş satıra
ne zaman yanyanayız işte o zaman
doyamıyoruz tenlerimizin bitmez tükenmez sorgusuna....
İçerikler 2
Konuşuyoruz desem konuşmuyoruz da
Ayrı ayrı şeyler düşünüyoruz üstelik
Birbirimize bakarak
Ne seviyoruz ne de sevmiyoruz birbirimizi...
İçinden doğru sevdim seni
İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de...
İki Düş Arasında Beklenti
Ablan çiçekli şapkalar yapıyor mu gene
Üstüne buğulu yaz tülleri serpiştiriyor mu
Kadife sesleri, ibrişim kokulan
Dolduruyor mu dört bir yanı...
İlkyaz Şikayetçileri 1
Kaçışına Uğrayan Çiçek
Şurayı götürün dedim onlara
Burayı da, burayı da
Alın götürün dedim...
İnfilak
ben gidince hüzünler bırakırım
bu senin yaşadığındır
bir ev sıkılır kadınlardaki
bir adam sıkılır kadınlardaki...
Kaç Kişiydik
...
Dönelim
Her geçen gün bir açıklamadır
Biz yıllarca önce daha bir bunalırdık...
Kaktüs
Sonunu istemiyorum sessizliğin
Yokluğu istemiyorum bu akşamüstü çınlamasında
Yüzümü dizlerime dayıyorum, bitiştiriyorum
Kollarımı da...
Kirli Ağustos
O da var olanın ağır ağır yokluğu
Şurda bir gündüz kımıldamakta
Dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri
Gibi bir gündüz...
KİTAP, MENEKŞE, TIRNAK
Bahçede şezlonga uzanmış
Kitap okuyan adam
Kaldırıyor arada başını kitaptan
Bir lastik hortumunun ışıldadığı tarhtaki...
Kısa Bir Not: Konakta Son Gün ve..
Ve yıllarca sonra kadının ölüsünü
Bir bulantı cenazesi gibi kaldırdılar içimden.
O gece konağın bütün lambalarını yaktım
Elimde bir içki şişesiyle ben...
manastırlı hilmi beye birinci mektup
İşte şu yağmurlar, işte şu balkon, işte ben
İşte şu begonya, işte yalnızlık
İşte su damlacıkları, alnımda, kollarımda
İşte yok oluşumdan doğan kent...
manastırlı hilmi beye dördüncü mektup
Yıllar geçmedi, yıllar eskidi
Dokunduğum yerde kalıyorum
Yaşlı bir kelebek gibi.
Yeni bir renk buldum bugün, suyun atkısı rengi...
manastırlı hilmi beye ikinci mektup
Susmanın su kenarındayız bugün
ne kadar sevgiyle konuşsak -konuşuyoruz da-
korkuyoruz gözgöze gelince hilmi bey
korkuyoruz...
manastırlı hilmi beye üçüncü mektup
Yaşamaya yerleşiyor seniha
Kendi yaşamına
-Güvercinsiz bir avlu mu? olabilir
Sırları dökülmüş bir ayna?-...
Masa da Masaymış Ha
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu...
Maydanoz
Hadi git
İşkillenip durmasın söyle
Şimdi sabah işler değişti
Edip'e bir hal oldu şiir yazıyor de...
Medüza
Naci'ye
Derin, sessiz, iyi, böylece
Güz, ölülerini bırakan kuşlar
Yer kalmadı acıya ülkemizde...
Mendilimde Kan Sesleri
Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla...
Muleta
geçtikti bir gün hani
ormandan ve aydınlıkların fısıltısından
kenti görmeye gittikti yağmurda
yürüdüktü dar sokaklarda saatlerce...
Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka I
Ne çıkar siz bizi anlamasanız da
Evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar
Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da.
Hiçbir şey! Kadınlar geçtiği o kadın kokusu anlarında...
Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka II
Ben mutsuz kişiyim, size yüzümü getirdim bu anlamda
Nasıl seğirttim işte, kızmayın işte, dün o hekim dedi ki
Dönünce birden yüzüme, yüzümün bu en yitik çağına
Dedi ki: siz niye yoksunuz acaba...
Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka III
Ben sanki unuttum da yaşamakta olan her şeyi
Acıyı, sevinci, aşkı, o her zamanki her şeyi
Derim ki vakit olmayacak, olmayacak pek şimdi
Hanlarda, ve pirinç karyolalarda, ve deliksiz uykularda gibi...
Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka IV
Korkunç, biz buna sonbahar diyoruz, oysa bir böceğin vızıltısı
Bir yaşlı çocuktan azalan sesi dünyanın — bir böceğin vızıltısı
Pis lokantalarda çekilmez akşamüstleri — bir böceğin vızıltısı
Bilmem. Kimi duymak istiyorum ben? Sizi mi? — bir böceğin vızıltısı...
O Mavilik Derdi
Beni uykudan uyandırır uyandırmaz
Dünyanın bütün huyları yüzünde
Ben bunlardan birini seviyorum en çok
Sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa...
Öğle Sonu
Titriyor sazan balıkları
Suyun altında
Daha altında suyun saçları kesik
Bir kızın yürüyüşü...
Ölü Bir Deniz Yıldızı
Ey sonbahar! ey düşsel yolculuk! seni
Dolaştım yaz sıcaklarında, bekledim
Duydum ki benim değildi artık, doğanın
Kalbiydi uçurumlar toplamı kalbim....
Ölü Sirenler
Gerçekte duymadığım sesler bitti
Öğleye doğru bir gök gürültüsü yalnız
Karıştırdı ortalığı bir süre
Gök akıttı bir parça yağmurunu...
Oyun Oynayanlar
MENZİL CAMBAZI
I
Tam orada, kuru ağacın altında
Ey gök, gülümseme, kayboluyorum....
Patron Masaya Gelir
Ben patronum, şöyle böyle bir adamım
Bırakın konuşayım
Bir bira içeyim konuşayım
Kim ne derse desin kadınlara düşkünüm...
Ruhi Bey Anlatıyor: Bir Düğün Günü Ve Sonrası
Kısacık bir gündü, bir iki dakikalık bir gündü
Çocukların günü gibi bir gündü
Kahverengi fotoğrafları vardı, bulanıktı
Hiçbir şey açık seçik görünmüyordu...
Ruhi Bey ve Limonluktaki Yangın
Niye imalı öyleyse
Aşk mutlu bir sürgünlükse.
Üvey annemdi benim, ben sarışındım
On altı yaşındaydım, sarışındım...
Saat On'da Kalkacak Vapur
Saat onda kalkacak vapur
biliyorum biliyorum
işte bavulum, yüreğim işte şurada
biletimi istiyorlar, uzatıyorum...
Saate Bakmak
Varsın her şey sonraya kalsın
Sonraya, en sonraya
Sözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil.
Bir papatya ne kadar uzağı görebilirse...
Şahinin Kopardığı Elmas
I.
bir zamanlar hep fotoğraflar çekerdim
bütün gün orda burda dolaşıp
gemi yolcularını, liman meyhanelerini...
Saray Köftesi
Cebinde parası yok ama yoksul değil
İleri görüşleri var okumuşluğu yok
Canı hürriyet çekmiş saray köftesi yiyor
Koca bir konağın iç odasında...
Seniha'nın Günlüğünden 1
Gözlerimden uçtum -bırakıp eski gövdemi-
Aynanın önünde durdum
-Kenarları saydam yapraklı aynanın-
Omuzları açık giysimi giydim -siyah-...
Seniha'nın günlüğünden 2
Bir ruh mu bu kadın —Cemile—
Nereye değdirsem ellerimi
Masaya, perdeye, konsola
Onunkine değmiş oluyor biraz...
Seniha'nın Günlüğünden 3
'Evler'den birindeyim, dışarda kar yağıyor
Üstüme kar yağıyor. Kalbimin
Atışlarında eriyor kar
Üşümüyorum, üşümek elimde değil...
Seniha'nın Günlüğünden 4
'Ve ölüm bahçesini buldu'
Oteller imzamdır benim
—Ah güzel yaşam! sevgilim ölüm!—
Şimdi bir otelin apacı sevinciyim....
Seniha'nın Günlüğünden 5
İşte
Gördün
Demek ki böyle
Pencere pervazını —kirli çok—...
Seniha'nın Günlüğünden 6
— Kapının arkasında ne var
— Hiç!, hiçliğin adı
— Kapının arkasında ne var
— Kapının arkasında mı? tanrı...
Sera Oteli
I
Üç çiçekten birini sevdiriyorum yakama: Zakkum
Üç sokaktan birini seçiyorum kendime: Şunu
Üç alandan hangisini mi: İşte...
Şiir bir dengeydi benim için, katlanmayı başarmak, ama yenilgilere karşı çıkmaktı bir bakıma. Oysa yeniliyorum artık, içimden içimden yıkılıyorum. Elimdeki tek silah işlemez oldu.
Sevgide sevgisizlik, sevgisizlikte sevgi arıyan insanlar ülkesi burası. Birin...
*
İki satır iki satırdır. Bugün herkese mektup yazacağım.
*...
Sona Kalsa
Usul usul konuşuyorlar aralarında
Denize bakıyorlar bazen - çatalını gezdiriyor biri tabağında -
Gölgesi bir kuş ölüsü
Karşıda yeni budanmış ağacın...
Su
Bir gün, bir uzun gün hep denize baktık
Miller ve ağırlıklar bitti
Gelip geçmeler bitti, gemilerin
Beyaz ve kocaman gövdeleri...
Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire
   Mısra işlevini yitirdi; şiiri şiir yapan bir birim olarak yürürlükten kalk...
Öyleyse şiiri okumalı, şiiri, usla biriktirmeli artık; mısra ile değil. Diyec...
   Nicedir şiiri soyut bir kavrammış gibi düşünemiyoruz. Her toplumun kendine...
   Örnekler ortada. Yapacağı işin bilincine varmış ozanlar kabına sığamıyor a......
TRAGEDYALAR 1
KORO
Çünkü bir bir yıkılmakta açsanız radyoları
Sokaklar, köpekler, tanrının bütün eşyaları.
EPİSODE...
TRAGEDYALAR II
KORO
Ve umutlar sonsuzdur. Çünkü en büyük yaslar
En büyük ölümlerden sonra tutulur.
EPİSODE...
TRAGEDYALAR III
EPİSODE
Çünkü bu kahverengi akşam saatlerinde
Her şeyi en soğuk ölçülere vuruyoruz
Bir uzak han kavramına. Hanların...
TRAGEDYALAR IV
EPİSODE
Ya alkol olmasaydı. Bir uzun bardaklarımız vardı. Herkes
birbirinden artardı
Bulanık, bungun artardı...
TRAGEDYALAR V
I
Odalardan odalara bu kadar çok geçmeler
Kapıların hiç bitmeyen açılıp kapanması
Kuru kan, ölü asker, ağustosböceği...
Turgut Uyar
Kocaman bir avlunun ortasında durdu durdu
İçindeki bomboş avluya bakarak
Gökyüzünden arada bir oraya
Ölü bir kuş ya düşüyor ya düşmüyordu....
Üçlükler
I
Gülümse! gör ölümsüz karşılığını bunu
İşte
Lambalar, bardaklar, çiçekli güz sürahileri....
Uçurum
Bir ağaç sürüsünün üstünden
Çok ağaçlı bir ağaç sürüsünün üstünden
Kesilmiş limon dilimleri gibi düşüyor güneş
Votka bardağımın içine...
Umutsuzlar Parkı
I
Biliyorsunuz parkların
Sizi çağıran tarafları
İnsanın gizli, karanlık köşeleriyle oranlı...
Umutsuzlar Parkı
I
Biliyorsunuz parkların
Sizi çağıran tarafları
İnsanın gizli, karanlık köşeleriyle oranlı...
Uzak Yakınlık
Soruyordun
Ilkyaz işte
Uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz
Tenhalık böyle...
Yalnızlık Sensin
Oyuluyorum şu masmavi boşluğa
Gölgesiz kıpırtısız
Yalnızlık sensin.
Konuşuyorum kendi kendime odamda...
Yangın
Dışarı çıkıyorsanız dikkat! çiçeklerle karşılaşmayın
Ya da koklamayın onları, iyisi mi yüzünüzü örtün şapkanızla
Ya da düşünmeyin hiç, ben bakın öyle yapıyorum
Neden diyeceksiniz, insandaki sevgiliyi eskitiyor bu çiçekler...
Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
...Ve yarışırsa ancak Monet'nin...
Yaşamında "İlk"lerle Edip Cansever
Okuduğum ilk yapıt? Gördüğüm ilk film? Dinlediğim ilk ezgi? Bugün bunları anı...
Çocukluğumda Saraçhanebaşı'nda oturduğumuz için, gittiğim ilk sinema da Şehza...
İnsan ninnilerden başlayarak birçok ezgi dinler yaşamı boyunca. Ama bilinçli ...
RUHİ BEY'İ NASIL BULDUM?...
Yeniliş
Açılmamış bir şarap şişesiydim
Ki öyle kaldım
Acımı köpürtmedim
İçime sağdım...
Yeniliş
Açılmamış bir şarap şişesiydim
Ki öyle kaldım
Acımı köpürtmedim
İçime sağdım...
Yerçekimli Karanfil
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda...
Yüzümü Size Çeviriyorum
Yüzümü size çeviriyorum, siz misiniz?
Elimi suya uzatıyorum, siz misiniz?
Siz misiniz, belki de hiç konuşmuyorum
Belki de kim diye sorsalar beni...