Gittin

Şair: İliyya Ebû Mâdî

Gittin… Günler gülüşümüzü de alıp götürdü,
Ruhun karanlıklarında adadığımız ne varsa yıkıldı.
Sustum; öyle ki sanki dünya hiç yaratılmamış,
Ne bir pınarın suyu akmış ne de bir ağaç yeşermişti.

Yürüyorum; düşüncelerimin uzaklıkları ayağıma dolaşıyor,
Sanki ışık söndüğünde hâlâ seni bekliyorum.
Terk edilmiş elbisene yaklaşıyor, onu öpüyorum;
Sanki kıvrımlarının içinde hatıran saklanmış.

Bizi bir zamanlar kuşatan o kokuyu içime çekiyorum,
Ve kalp, hançerlenmiş gibi yere düşüyor, can çekişiyor.
Ey giden ve ardında yalnızca kor bırakan kişi,
Göğsümün içinde o kor, bütün özlemimle yanıyor.

Ruhuma kaç kez söyledim: “Bu uykunun ardından
Bir kavuşma sabahı doğacak!”
Ama ömür ellerimde ağlıyor.

Öyle düştüm ki sesim artık dilsiz kaldı,
Gözyaşım kurudu; benim için taş bile ağlar mı?
Benim yolumda kandilin sönmesi,
Kalbimin parçalara ayrılmış hâlde kalması kader miydi?

İnsanların gözleri acımı görmeden uyudu,
Ben ise gecemi ölçüp duruyorum; bana hâlâ hiçbir haber gelmiyor.
Ey Rabbim! Hasretim gücümün ötesine geçti,
Ruhum, kederlerin ağırlığından can çekişiyor.

İliyya Ebû Mâdî


Bu şiirin ana duygusu ölümden çok yokluğun ağırlığıdır. Şair, giden kişiyi yalnızca kaybetmez; onunla birlikte dünyanın anlam düzeninin de çöktüğünü hisseder. İlk beyitteki:

“Gittin… Günler gülüşümüzü de alıp götürdü”

ifadesi, ayrılığı kişisel bir acı olmaktan çıkarıp zamanın bile yaralandığı bir hâle dönüştürür.

Özellikle:

“Sanki dünyanın yaratılmadığını, ne bir pınarın aktığını ne de bir ağacın olduğunu”

söylemesi, klasik Arap şiirindeki yokluk sonrası kâinatın sessizleşmesi temasını taşır. Sevilen kişinin varlığı dünyayı anlamlı kılan bir merkezdir; o gidince doğa da susar.

En çarpıcı bölüm ise terk edilmiş elbiseye yaklaşma sahnesidir:

“Sanki kıvrımlarının içinde hatıran saklanmış.”

Burada eşya, hatıranın mezarı olur. Sevilen artık hayatta değildir ama elbise onun kokusunu, beden izini ve geçmiş zamanı taşır. Bu, Marcel Proust'un hafıza anlayışındaki gibi, bir kokunun insanı bir anda geçmişe götürmesi temasına da yaklaşır.

Son beyitte ise kişisel acı dua hâline gelir:

“Hasretim gücümün ötesine geçti.”

Şairin yaşadığı şey artık sadece özlemek değildir; özlem, insanın taşıma kapasitesini aşan bir varlık hâline dönüşmüştür.

Genel olarak şiir; ayrılık, ölüm, hafıza, eşya aracılığıyla yaşatılan sevgi ve insanın kayıp karşısındaki çaresizliği üzerine kurulmuş yoğun bir mersiye tonuna sahiptir.

Etiketler: ChatGPT
Yayınlanma: 29.07.2026