Ruhun Kelimelerle Dansı
Şiir Antolojim'nde binlerce şairin kalbinden süzülen ölümsüz dizeleri okuyun, hissedin ve paylaşın.
Günün Şiiri
Rastgele Seçki
Çocuksun Sen
Şair: Ahmet Telli
Çocuksun Sen I
Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum. Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil
Çocuksun Sen II
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
Dursam ölürüm paramparça olur dünya Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç) Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Çocuksun sen, çocuğumsun
Ahmet Telli
Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum. Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil
Çocuksun Sen II
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
Dursam ölürüm paramparça olur dünya Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç) Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Çocuksun sen, çocuğumsun
Ahmet Telli
Son Eklenen Şiirler
Lev Tolstoy ve Eşi Sofiya Tolstaya'nın Günlüklerinde Birbirleri Hakkındaki Düşünceleri
Şair: Tolstoy
Lev Tolstoy ve Eşi Sofiya'nın
Günlüklerinde Birbirleri Hakkında
Yazdıkları...
Günlüklerinde Birbirleri Hakkında
Yazdıkları...
20.07.2026
Oku
YARIN ŞAFAK SÖKERKEN
Şair: Victor Hugo
Yarın, şafak sökerken, kırlar beyaza büründüğünde,
Yola çıkacağım. Bilirsin, beni bekliyorsun.
Ormanlardan geçeceğim, dağları aşacağım....
Yola çıkacağım. Bilirsin, beni bekliyorsun.
Ormanlardan geçeceğim, dağları aşacağım....
19.07.2026
Oku
İnsanları Sevmeye Zorlamak Nefreti Tahrik Eder
Şair: Şiir Antolojim
Schopenhauer'e atfedilen "İnsanları sevmeye zorlamak nefreti tahrik eder." sözü, bugün elimizdeki metinlerde birebir doğrulanabilen bir alıntı değildir. Ancak Lev Tolstoy'un 2 Eylül 1910 tarihli günlüğünde Schopenhauer'e ait bir düşünce olarak not edilmesi, bu cümlenin filozofun düşünce dünyasına yabancı olmadığını gösterir. Tolstoy, cümlenin devamını yazmaz; hangi eserden aktardığını da belirtmez. Buna rağmen Schopenhauer'in diğer metinleri okunduğunda, bu ifadenin onun felsefesini özetleyen güçlü bir cümle olduğu anlaşılır.
Schopenhauer, "İnanç sevgi gibidir; zorla kabul ettirilemez." derken yalnızca inancı değil, insan ruhunun bütün derin eğilimlerini anlatmaktadır. Çünkü sevgi de, inanç da, güven de emredilemez. Bir insana "Seveceksin." denildiği anda sevginin doğası bozulur. Sevgi, özgürlüğün çocuğudur; zorlamanın değil.
Bu yüzden "İnsanları sevmeye zorlamak nefreti tahrik eder." sözü yalnızca psikolojik bir gözlem değil, insan tabiatına dair felsefi bir tespittir. Zorlanan insan önce geri çekilir, sonra direnir, en sonunda ise kendisine dayatılan şeye karşı öfke geliştirir. Baskı, sevginin karşıtı olan nefreti besler. Çünkü nefret çoğu zaman sevginin yokluğundan değil, özgürlüğün ihlalinden doğar....
Schopenhauer, "İnanç sevgi gibidir; zorla kabul ettirilemez." derken yalnızca inancı değil, insan ruhunun bütün derin eğilimlerini anlatmaktadır. Çünkü sevgi de, inanç da, güven de emredilemez. Bir insana "Seveceksin." denildiği anda sevginin doğası bozulur. Sevgi, özgürlüğün çocuğudur; zorlamanın değil.
Bu yüzden "İnsanları sevmeye zorlamak nefreti tahrik eder." sözü yalnızca psikolojik bir gözlem değil, insan tabiatına dair felsefi bir tespittir. Zorlanan insan önce geri çekilir, sonra direnir, en sonunda ise kendisine dayatılan şeye karşı öfke geliştirir. Baskı, sevginin karşıtı olan nefreti besler. Çünkü nefret çoğu zaman sevginin yokluğundan değil, özgürlüğün ihlalinden doğar....
19.07.2026
Oku
Takmayı Başardığım Utku Maskesi Aslında Paramparçadır
Şair: Enis Batur
vadesiz, ölçülü ölçüsüz hüsranlar birikiyor.
Çeviriyorum sayfaları, parmaklarımı ıslatıp
geniş hareketlerle, uzun uzadıya hiçbirinde...
Çeviriyorum sayfaları, parmaklarımı ıslatıp
geniş hareketlerle, uzun uzadıya hiçbirinde...
19.07.2026
Oku
Bir Şiir Nasıl Değerlendirilir?
Şair: Şiir Antolojim
Şiir eleştirisinin temel amacı, şiiri açıklamak değil; okurun şiiri daha dikkatli okumasını sağlamaktır. Her büyük şiir, tek okumada tüketilemeyecek kadar katmanlıdır. Eleştirinin görevi de o katmanları tüketmek değil, görünür kılmaktır.
Ne var ki şiir eleştirisi zaman zaman bu amacından uzaklaşır. Şairin sesi geri çekilir, eleştirmenin sesi yükselir. Şiir üzerine konuşulurken şiirin kendisi yavaş yavaş kaybolur. Okur da farkında olmadan şiiri değil, eleştirmenin kültürel envanterini okumaya başlar.
Bir imge için üç filozof, birkaç kuramcı, mitolojik göndermeler, tarihsel örnekler... Bunların hepsi doğru olabilir. Ama doğruluk, tek başına iyi bir eleştiri üretmez. Bir noktadan sonra okurun zihninde şu düşünce belirir:...
Ne var ki şiir eleştirisi zaman zaman bu amacından uzaklaşır. Şairin sesi geri çekilir, eleştirmenin sesi yükselir. Şiir üzerine konuşulurken şiirin kendisi yavaş yavaş kaybolur. Okur da farkında olmadan şiiri değil, eleştirmenin kültürel envanterini okumaya başlar.
Bir imge için üç filozof, birkaç kuramcı, mitolojik göndermeler, tarihsel örnekler... Bunların hepsi doğru olabilir. Ama doğruluk, tek başına iyi bir eleştiri üretmez. Bir noktadan sonra okurun zihninde şu düşünce belirir:...
19.07.2026
Oku
Opera
Şair: Enis Batur
Kimse yoktu yanında önce
ete kemiğe bürünmüş bir imge
Kadın ve kurumuş kanları,...
ete kemiğe bürünmüş bir imge
Kadın ve kurumuş kanları,...
19.07.2026
Oku
UZAKLARDAN BİR HOŞÇAKAL
Şair: Juan Luis Panero
Konuşmuştuk, karaduygularla, sabaha karşı saat üçte,
hüzünlü, esrikliğimiz dağılış,
sabahlayanların uğrağı o gürültülü barda....
hüzünlü, esrikliğimiz dağılış,
sabahlayanların uğrağı o gürültülü barda....
19.07.2026
Oku
GEÇMİŞ
Şair: Vincenzo Cardarelli
Anılar, bu gölgeler çok uzun
bizim kısa bedenimize oranla,
ölümü sürüklemek arkamızdan...
bizim kısa bedenimize oranla,
ölümü sürüklemek arkamızdan...
19.07.2026
Oku
BAŞKA BİR TERAS, BAŞKA SÖZCÜKLER
Şair: Juan Luis Panero
Soğuk beyaz şarabın buruk ve yumuşak tadı,
Mayıs başının saran sıcaklığı,
terastaki güneş, havlayan köpek, gençlerin kahkahaları;...
Mayıs başının saran sıcaklığı,
terastaki güneş, havlayan köpek, gençlerin kahkahaları;...
19.07.2026
Oku
(OLUR DA BİR GÜN BENİ...)
Şair: Konstanty llfedons Galczynski
Olur da bir gün beni sevmekten cayarsan,
bunu söyleme bana. Tanrı da yapmaz bunu.
O güler durur yücelerden, yollayacağı zaman...
bunu söyleme bana. Tanrı da yapmaz bunu.
O güler durur yücelerden, yollayacağı zaman...
19.07.2026
Oku
ÜÇ YAŞINDAKİ BİR ÇOCUĞUN ŞİİRİ
Şair: Brendan Kennelly
Peki çiçekler de ölecekler mi?
Ya insanlar, onlar da mı ölecek?
Hem sen her gün yaşlanıyor musun, ben...
Ya insanlar, onlar da mı ölecek?
Hem sen her gün yaşlanıyor musun, ben...
19.07.2026
Oku
19.07.2026
Oku
Popüler Şairler
Kategoriler
Altı Çizili Satırlar
222
Anason Kokulu Şiirler
68
Bercestem
134
Çeviri Şiirler
2104
Deneme
664
Genel
128
Haiku
166
Hayali Cihan Değer
343
İstanbul Şiirleri
171
Kar Şiirleri
71
Kur'an-ı Kerim
19
Mektup
37
Röportaj
51
Şiir
7179
Şiir Gibi
41
Şiir Sanatı
125
Şiirdir Baba
161
Türk Şiiri
5025
Yol Üstündeki Semender
68
Konular / Etiketler
Hikaye (92)
ChatGPT (27)
Sinema (24)
Ölüm (21)
Röportaj (19)
Ayrılık (15)
Aşk (14)
Hüzün (13)
Berceste (11)
İndeks (10)
Malatya (10)
İntihar (10)
Veda (9)
Mizah (9)
Baba (8)
Kitap (7)
Müzik (7)
İlişkiler (6)
Evlat (6)
Çocukluk Şiirleri Bercestem (6)
Özlem (6)
Kitabevi (5)
Şibumi (4)
Teselli (4)
Evlilik (4)