Ahmet Telli

Şair

32 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
HAYATI VE BİYOGRAFİSİ --------------------- 2 Aralık 1946'da Çankırı’nın Eskipazar ilçesinde (Bu ilçe şu an Karabük'e bağlı) doğan Ahmet Telli, Hasanoğlan ve Kayseri Pazarören, Pınarbaşı öğretmen okullarında eğitim gördü. Gazi Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdikten sonra, çeşitli eğitim kuruluşlarında öğretmenlik yaptı.12 Eylül' den sonra uzunca bir süre tutuklu kaldı. 1960 sonrası toplumcu şiirimizin ikinci kuşağında yer alan özgün bir şairidir. Birinci kuşaktan, özellikle İsmet Özel'den -ses tonu ve sözcük seçimi bakımından-, geniş ölçüde etkilenmiş olduğu gözlemleniyor. Romantik ve başkaldırıcı kişiliği, O'nu bir yanıyla da Attila İlhan şiirine bağlıyor. BAŞLICA ESERLERİ ----------------- - Yangın Yılları (1979) - Hüznün İsyan Olur (1979) - Dövüşen Anlatsın (1980) - Saklı Kalan (1982) - Su Çürüdü (1983) - Belki Yine Gelirim (1984)

Şairin Şiirleri

Ahmet Telli Metin Altıok’u Anıyor
METİN ALTIOK'A MEKTUP
Açı’mola şu Sivas’ın gülü yaprağı
Çekti bizi bu yerlerin suyu toprağı
SEVGİLİ METİN,...
Anısı Biz Olalım Bu Sokakların
Anısı biz olalım bu sokakların
öpüşmediğimiz tek saçak altı
hiç bir otobüs durağı kalmasın
Biz yürüyelim kent güzelleşsin...
Aşk Bitti
aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı...
Ayrılık Ayracı
Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu...
barbar ve şehla
1
'hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında
şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin'
rivayetdi ve zaman sakin...
Belki Yine Gelirim
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse...
Bir Coğrafyanın Tetik Boşluğunda
1/ HECELERKEN ÖMRÜMÜ
Ömrümün hangi hecesine baksam
Uzadıkça uzayan bozkır yalnızlığı
Ve duman rengi kasabalar ki sen...
Burdayım Sözümde
...Düşüyorum
Karıncanın peşine minik depremler oluyor
Yabanıl ot kokuları, sonra düşler, düşüyorum...
Puslu bir görüntü tarih dediğimiz ve kirli...
Çocuksun Sen
Çocuksun Sen I
Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim...
Düşerken Üstümüze Akbabaların Gölgesi
II/
Tepemizde dönüp duran akbabalar
uzak, çok uzak çöllerden gelip
düşürürken gölgelerini üstümüze...
Gidersen Yıkılır Bu Kent
Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar...
Gittin Ya
I
Gittin ya; denizlerin çekilmesi
Dalgaların eğilişi, turnaların göçü
Bunu anlattın bana, bir rüzgâr...
Güneşi Sen Çekeceksin Buluttan
Yitirilince güneş
esmer bir bulutun gölgesinde
hayata kulak ver
deniyor seni...
Hala Koynumda Resmin
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı...
İmlasız
Ayağı kayan bir çocuk
Kadar şaşkınım, bilemedim
Düz yolda yürümenin imlâsını
Kanayan dizlerime bakıp da...
Kalbim Katlanma Bu Dünyaya
Anılar biriktikçe sisleniyor aşklarda
Yitiriliyor serüven duygusu ki o zaman
Şeytanımı koluma takıp gitmeliyim
Yeni bir cehennem kurmalıyım kendime...
Kalbim Unut Bu Şiiri
Uğuldayan ve hep uğuldayan
Bir orman kadar üşüyorum şimdi
Yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda
Yanlış ve zehirli çiçekler açıyor...
Karda İzler
Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
Bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
Uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten
Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün...
Konuğum Ol
Bir akşam konuğum ol
oturup konuşalım biz bize
Anıların çubuğunu yakıp
uzatalım geceyi biraz...
Kuş Ölümleri
Gittikçe yalnızlaşıyorum, bir sen varsın
karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma
ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte
soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi...
Ömrüm Diyorum
Üzgün bir çocuğun yalnızlığı
Kadar saydam kalabilseydim
Ömrüm derdim ömrüm nasıl da
Dolu geçmiştir ölebilirim artık...
Saklı Kalan
günlüğü eksik tutulan güz
usulca çekilmiş de kıyıya
bütün gürültülerden uzakta
eğiriyor suların köpüğünü...
Savrulan Külleri Ömrümüzün
Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım...
Şen Olasın Halep Şehri
Hiç kimse senin kadar
yakıştıramamıştır hüznü kendine
Hüzünler ki aşkın ve şiirin
yıllanmış sarabıdır...
Sessizliğin Yorgun Yüzü
Dingin sularındasın acının ve
Servilerin kuşluk serinliğinde
Usulca okşanan esmer güz
Yapraklarında oynuyor giz...
Sislenen
Gittikçe puslanıyor görüntü
sislenen bir aynaya dönüyor
yakın geçmiş de olsa artık
zor seçebiliyoruz birşeyleri...
Sığınak
Sözün yine hep aşktan yanaysa
sevgilim sen sakla bir kaçağı
belki yorgun ve yaralıdır hâlâ
ölüm basmıştır son sığınağı...
Soluk Soluğa 1
O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, o çekip gittiler.
Yaşar Kemal
Hep yanıldı ve yenilgilere uğradı
Ama atıldı yine de serüvenlere...
Sözde Sararır
Olur, aramam seni ve kimseyi
Anıları pas tadında bırakırım
Konuşacak ne kaldıysa kalsın
Susmaktır birşeylere saygılı kılan...
Yalnızlığın Ayrıkotları
Toprağı nasıl kavrarsa ayrıkotları
ve nasıl çölleştirirse usul usul
öylece sarmış seni yanlışlar
çürütmüş yüreğindeki öfkenin...
Yalnızsan Eğer
Hayatın devraldığı
sessiz bir özsudur acı
birikir yüreğinin kıvrımlarında
ve ağar gözlerine ağır ağır...
Zaman Kekemeydi
Gün bitti, elindeki güller de soldu
anımsanacak neler kaldı bugünden
paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak
belki bir türkü söyleriz geceye karşı...