oğlak ve ot
tanrı dağ başında bir oğlak dünyaya getirirse
taş başında bir ot bitirir /
yusuf has hâcib
ezberletti ‘hayât’ zemherirde doğduğumu bir oğlak olarak
tırmanmam gerektiğini en sarp kayalıkları bir sıyrık bile almadan
ve kanatmadan dikenlerin içinden geçerken rûhumu
anne: bu nasıl nefs -anlat
boynuzlarım kadar mı olacak yaşama inadım benim de hep
sakalımı sıvazlayacak mıyım sessiz ve yorgun -babam gibi ölmeden
açlık derdi dert ‘sâhi’ ey ot
doyurmak için midemi seni yemek istemem
ister misin takılsın ayağım uçurumun ucunda -hüznüm hüzn ‘sâhi’
ot ile dost kıl beni ‘hayât’: boz ezberimi
anne: sakın kızma bana
yoldum diye sakalımı
kuş ot ışk ve köz
canımla boğuşuyorum
-can dediğim de kuş:
ha uçtu ha uçacak
ağzımda hüzündür can
dilimde sükût
-ne desem az bunun’çin
âh bir otla dost olmuş ermiş
sabrından yüce gönl:
adını anmak bile güç -değil ki derdine yanmak
‘hayât’ın özü acı sırrı ‘ışk’ -ki eren kim
gamm ile konuşuyorum
-gamm dediğim de köz
küllense de yakacak canı
ölm ve ömr
kene öldü
dili derdimi emince
akrep öldü
zehri zemherime deyince
yılan öldü
derisi tenimde sarmaşıklaşınca
sinek öldü
hortumu kanımı içince
arı öldü
iğnesi dikenimde kalınca
baykuş öldü
sesi sözümde yanınca
…
…
şimdi bir kelebeğim
ömrü bol
Tan Doğan