Şimdi Ben Ne Dersem Diyeyim

şimdi ben ne dersem diyeyim
göz ve yol birbirine fısıltılar kadar yakındır
ben ile sen arasında

bir denizi aklında tutmakla başlar dalgaların sesi
hangi mavi giderse gitsin seni
kimden dönüş yaparsan yap kendine
sahilin sana vereceği hep aynı aşktır
aynı kumsalın öyküsü

şimdi sen ne dersen de
akşama düştüğünde gecelerde bırakır hayat seni
gözlerinde bir kuşun ürkek haline kırılır cam
derme çatma biriken anılarından

oysa ilk değildir ağacın gölgesini hep aşk sayması
ve ilk değildir kirpiğine sürülmüş yağmur damlası
ama sen bu yağmuru eski bir kayığın mırıldanması say
ondan sonra bekleyen anların halini sor yollara
kimse yoktur gördüklerinden başka

şimdi sen ne dersen de
gözlerinde dolar rüzgarın getirdiği ilk yapraklar
anlarsın bir dalgınlığının gittikçe kendini çağırdığını
ama ne kendin ne de bir başkası vardır ortalıkta
varsa yoksa bahçeden fışkıran küçüklüğüne konan bir martı

son değildir sevmekten başını koyduğun yastık
ve son değildir ferhat’ın güneşi gördüğünde çatması kaşlarını
ama sen bu şirin’i içine atılmış bir mektup say
ince bir telaş başında dönen kuşlar
gönderilmeden önceki halini oku yollara
tebessümden başka pul yoktur zarfında

bir yolu aklında tutmakla başlar hayallerin sesi
hangi şirin giderse gitsin seni
hangi hayalinden dönersen dön kendine
ferhat’ın gördüğü göreceği hep aynı seraptır
aynı damlanın kumlarda kalan yüzü

şimdi ben ne dersem diyeyim
sen ne dersen de
biz ne dersek diyelim
hep kendini dolaşan bir kalptir zaman
damarlarındaki her yaraya
anılarını pusula kılan…

Şirin Tatlı

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.