Afşar Timuçin

Şair

24 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
HAYATI VE BİYOGRAFİSİ --------------------- Afşar Timuçin 1939 yılında Manisa ilinin Akhisar ilçesinde doğdu. Kökenleri Bakü ve Batum'a dayanan Timuçin, baba tarafından Azeri, anne tarafından ise Gürcü asıllıdır. Yüksek öğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümünde başladı. 1967 yılında, eğitimini tamamlamak üzere Kanada'ya gitti. 1967'de Montreal Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde lisans eğitimini, 1970'de İstanbul Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı. 1968–1970 yılları arasında Fransızca okutmanlığı yaptı. 1981 yılında doçent, 1992 yılında profesör oldu. Bir süre Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü başkanlığı görevini yürüttü. Kocaeli Üniversitesi'nden 2006 yılında emekliye ayrıldı. Ataç, Dönem, Milliyet Sanat, Papirüs, Soyut, Yazko, Yelken, Yeni Edebiyat, Yeni Ufuklar, Varlık dergilerinde şiirleri yayımlanmıştır. Afşar Timuçin, Tuncer Tuğcu ile birlikte hazırladıkları, ilk sayısı 1972 yılının Ekim ayında çıkan Felsefe Dergisi'nin sorumlu yönetmenidir. BAŞLICA ESERLERİ ----------------- - Çöl (1968) - Tahir ile Zühre (1968) - Destanlar (1969) - Böyle Söylemeli Bizim Türkümüz (1974) - Savaşçı Türküleri (1980) - Boş Beşik (1981) - Ey Benim Güzel Sevdalım (1984) - Bu Sevda Böyle Gider (1992)

Şairin Şiirleri

Ağacın İkindi Türküsü
Açıklara çıkalım boğulmamak için
Günün kuytu yerleri şimdi harap
İçimizde bir ezgi inceden inceye
Bizi kendimize bağlarken akşam olur...
Akşam Kuşatması
Birlikte bir kıyıyı kuşattık
Bütün tarihçiler eski kuşatmaları
Evlerinde bir bir yanlış yazarken
Gemilerimizi saldık serin sulara...
Akşamda Çocuk Ezgileri
İyileşmez çocukluğum yüzündendir
Bu dalgalar arasında gidip gelişim
Bilge ve güngörmüş martılarla
Benim işim sevinç aşk bana göre...
Aşk Herşeyi Dengeler
adını andığımda bir deniz sessizliği
kentin uzak yerlerine işlerdi
martı çığlıkları ve vapur düdükleri
bazen de çılgınlıklar arasında...
Ayaküstü Bir Sevda
Derin denizleri gördüm gözünde
Samanyolu mavisi – bir çarpıp geçen
Sessizlikte bir çığlık gibi
Gözlerinde uzayan bir an içinde...
Ayrılıkta Söylenmiş Bir Yaz Türküsü
Gözlerine bakar ağlar
Bu son şarkı
Son umut
Gitme hep burada kal...
Beni Rüzgara Verme
Öfkeli bir deniz gibi
Üstünden atma beni
Yazdığın gibi silme
Yumlama parçalama...
Büyük Yol
Büyük yolları küçük adımlarla yürüyenlerin
Sizden soracakları olacaktır
Yollarınız nasıl da dikenliydi derlese çekinmeyin
Sorarlarsa söylemeyin tabanlarınızdaki ağrıyı tanıyamazlar...
Ceylanların Aşk Türküsü
Yeni bir tutkuyu kaldırmaz o
Yeni bir aşk öldürür ceylanı
O sevdi mi çocuklar gibi sever
Sen olsan ateşe verirsin tarlanı...
Değişim
Çocuk ders çalışıyor görünüşte
Sayfaları yavaş yavaş çeviriyor
Çocuk deniz çalışıyor gerçekte
Gözlerini ufuklara dikiyor...
Denizin Beklediği
Seni sevmek mor denizlerdi biraz
Ne kadar gidilse bir o kadar bitmeyen
Umutlar ve yıkışmalar ardında direnilen
Seni sevmek mevsimler içinde en güzel yaz...
Düşündüklerim
Gecenin en kırılgan yerinde
Özlem dağlardan iner
Acımasız bir eşkiya sevinciyle
Bir tutku olur eski zamanlardan...
Her Seferinde
Alır başımızı gideriz seninle
Yeşiller içinde kırık dökük bir otobüs
Bizi bir kıyıdan bir kıyıya ulaştırır
Büyümemiş iki çocuk gibi biz...
İnsanlar Arasında
Kır saçlı görgülü adamlar
Akşam peynirle rakı içer
Dünyayı yorumlardı
Bazıları şiir bile yazardı...
İstersen Al Götür Beni
Ölümsüz gülüşünle başlıyorum
Her güzelliğe her sevince
Bir yağmur ince ince
Sürerken beni başka zamanlara...
Sana Son Mektubum
Beni rüzgâra verme
Öfkeli bir deniz gibi
Üstünden atma beni
Yazdığın gibi silme...
Sanılar
Şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır
Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına
Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin
Radyo dinliyorsundur ya da susarak...
Seni Düşündüğüm Türkü?
Benim bir canla sevip bin özlemle andığım,
Bari gölgeni bırak bana
Su çiçeklerinin en güzel yanları budur,
Giderken gölgelerini verirler suya...
Sessiz Düşünceler
Kimseyi aramıyorum kapandım kendime
Kimse de artık beni aramasın
Koşa koşa gelen yazı denizin mavisini
Her duyguyu düşünceyi tek başıma yaşarım...
Yağmur Arkası
Yağmurlar yağdı ve hiç dinmedi
Her biri saydam çiçeklenen saçında
Yağmurlar daha çok pencereler içindi
Öksüzdüm gözyaşıydım dudağında...
Yanılgı
Başlayacak gibiyken konuşuyorsun bitiyor
Yeniden geliyoruz başladığımız yere
Aşklar ve inançlar da aynıdır
Bir başka yanına geçemezsin...
Yaşanmamış Çocukluğun Türküsü
Bir de onlar inancı örer gibi
Kendilerini gererler boşluğa, ölüm gibi
Bir günlük çocukluğa, bin yılını verirdin
Artık çocuk değilsin, büyüdün artık...
Yol Türküsü
Çiz beyaz haritalara mor kalemle
Hiç görülmedik yepyeni kentleri
Hep oralara götür beni
Seninle olunca sıkılmam, giderim...
Yolculuk
‎'İçimizdeki bütün düzlükleri
İçimizde yalancı çıkaran yüksekler var…’
Gözlerin günden güne sessizleşen
Bir çağrı oluyor belleğimde...