I
Deniz kıyısındaki
kahvede akşamın ışığı
düşerken
sana
zamanın içinde güzellikler gizlemiş
sonbaharın yapraklarıyla kumruların düşüncesinde,
her daim süregelen bu
kabaran şehvetine yayıldım,
sonrasını hiç kimsenin bilmediği bir gelecek!
Beni kabul eden gözlerine sadık kaldım
akan suyun içinde bakışların ninni olur
ateşleri aynaya düşmüş
aşkın.
II
Senin ellerin ellerime uzanır
ellerim ellerine
birbirine kilitlenir
seninle günbatımından geçeriz
akşam oturacağımız iskemleleri hazırlarız
seninle vahşetimiz olacak geceyi adlandırırız
güzel uykusuzluğumuzla.
Sonra
senin gözlerin gözlerime bakar
gözlerim gözlerine
akşamın sonunda uzanırız
sabah pencere camlarını vurur
bize ulaşmadan önce
tozun dersleri.
Bir süre sonra
boşalttığın iskemle dolar
akşam renklenir ricayla bizi kabul eden
senin gibi bu yatak ışıldar bedenin yokluğunda
son sayfaları çeviririm
kitabın beyazlığında.
Seni iki defa elifle başlatırım
seni yücelttiğim sözlerle
iki gözünde son gizim açılmadan,
sözcüklerle
seni iki yokluk arasında unutmadan
son bir defa daha seni elifle başlatırım
kapalı fitnenle çıkmazlığımın izini sürerim
ben akşama yol aldıkça
denizin mavisiyle.
Muhammed ABDULLAH