Kara lâle

paylaşmak ister her şeyi seninle
çünkü o vakit
ısırdığın elmalar yasak bir gözeye yol bulur gövdesinde
ana tanrıçaların ilk hecesine değer
genişler gökyüzü

çünkü uzakta bir tepeyi çıkarsın hiç durmadan
tırmanmanın tepede olmaktan iyi olduğunu
herkesten önce biliyordun sen

çünkü zehirli mantarlar, fare delikleri, sedirler
derin ormanların yabani menekşesidir
bu günlerin göremedikleri
ağzından yediği portakalların suyu
en sonunda taşıracak nehirleri
sonra dövülmüş çocuklar gibi yere yakın şimşirlerin
saçlarını okşayarak büyütecek

çünkü yarım bir evde oturursun sen
kuzu postuna sarınmış aç kurtlardan doğma
bir çıplaklığın içinde
bilirsin şimdi gecedir
saklanır senden, yavru bir kaplumbağadır gün
bazen bir dokunuş olur yer kapanır üstünüze
gök kapanır
incecik bir kan sızar aranızdan

çünkü dilin ay’la sarmaş dolaş
cini var lambası yok,
dünyanın sihrini yutmuş masallar anlatır
yer çekimsiz kalan her büyük söz

çünkü gözlerin
yedi gezegende oturan ruhların nazarı
bakışlarınla çiçeklenir arka sokaklar
inanır duvarlarına sırtını yaslayarak
dudaklarını öptüğün bu batık şehre
ölüme ve
aşka yatkın olduğuna inanır şiirlerin
paslanmış teneke saksılardan fışkırırken yaz
iki dudağının arasında durur gizli bir akşamüstü

çünkü avuçlarında Itrî’nin mızrabı
en ince sesini verir çatlamış lir
günlerden iki dal gelincik
başına çekip ateşten eteklerini çıplak bir dansı sürdürür

çünkü göz hacminde bir tarihin içinden sana yürüyordur
sırtında taşırsın onu
kara lâleler açar içinde, gezgin bir yanardağ olur
adı aşktır bilirsin

Betül Yazıcı

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.