Herkesin Gidebileceği Bir Yeri Olmalı

Şair: Şiir Antolojim


“Herkesin gidebileceği bir yeri olmalı. Çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.”

— Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza
(Marmeladov'un sözü, I. Kısım, II. Bölüm)


Bazen insanın evinden ayrılması gerekir.

Bunun için büyük bir sebep de gerekmez. Birkaç günlüğüne başka bir yerde kalmak, kapıyı arkasından kapatmak, alıştığı odadan ve yatağından uzaklaşmak yeterlidir.

İşte böyle bir anda, insanın aklına önce gidilecek yer değil, kalınacak insan gelir.

Nerede kalınır?

Kimin kapısı gece çalınabilir?

Kimin uykusu bölünür?

Kimin karşısına hiçbir açıklama yapmadan çıkılabilir?

Soruların her biri, insanın hayatındaki dostlukların gerçek ağırlığını gösterir.

Çünkü herkesin bir evi olabilir.

Ama herkesin gidebileceği bir yeri yoktur.

Bir evin anahtarı cebinizde olabilir; yine de bazı geceler insan kendisini evsiz hissedebilir. Buna karşılık, başka birinin kapısının size açık olduğunu bilmek, insanı dünyanın en sert gecelerinde bile ayakta tutabilir.

Belki dostluk biraz da budur.

Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak.

Kapıyı çalmak.

Özür dilememek.

Neden geldiğini uzun uzun anlatmamak.

Çünkü bazı geceler açıklama kabul etmez. İnsan yalnızca gitmek zorundadır.

Dostoyevski'nin Marmeladov'a söylettiği o cümle tam da burada ağırlaşır:

Herkesin gidebileceği bir yeri olmalı.”

Ne kadar sade bir cümle.

Ama insanın hayatına biraz yakından bakınca, ne kadar acı bir gerçeği taşıdığı görülür.

Çünkü insanın başına öyle anlar gelir ki, bulunduğu yerde kalamaz.

Bir evden ayrılır.

Bir şehirden gider.

Bir odanın kapısını kapatır.

Bazen de hiçbir yere ait olmadığını hisseder ve yalnızca bir yere gidebilmek ister.

İşte o zaman mesele artık ev değildir.

Mesele, insanın düşebileceği bir yerinin olup olmadığıdır.

Bir dostun evi.

Bir kardeşin yanı.

Bir yabancının bile olsa “Gel, burada kal.” diyebileceği bir oda.

İnsan bazen dört duvar aramaz.

Bir insan arar.

Kendisini sorgulamadan içeri alacak, nedenini sormadan bir sandalye çekecek, geceyi bölünmüş uykusuyla paylaşacak bir insan.

Çünkü bazı kapılar anahtarla değil, güvenle açılır.

Ve bazı insanlar ev değildir.

Ama insanın gidebileceği yerdir.

Belki hayatımız boyunca biriktirdiğimiz en kıymetli şey de budur: gerektiğinde çalabileceğimiz birkaç kapı.

Fakat bunun başka bir tarafı daha var.

İnsanın yalnızca gidebileceği bir yerinin olması yetmez.

Kendisine gelinmesine izin verdiği bir yer de olmalıdır.

Bir başkasının gecesini taşıyabilmek.

Bir başkasının sessizliğine yer açabilmek.

Bir başkasının “gidecek başka yerim yok” dediği anda kapıyı kapatmamak.

Dostluk, belki de tam burada başlar.

Çünkü herkes güzel günlerde yan yana durabilir.

Asıl mesele, kötü bir gecede kimin kapısının çalınabileceğidir.

Ve daha da önemlisi:

Kimin kapısını çaldığınızda, kapının içeriden açılacağını bilirsiniz?

İnsan yaş aldıkça bunu daha iyi anlıyor.

Bazı insanlar hayatımızdan gider.

Bazı evler kapanır.

Bazı telefonlar artık aranmaz.

Bazı dostlukların üzerine yıllar çöker.

Sonra bir gün, yalnızca birkaç günlüğüne bile olsa, insan kendisine şu soruyu sorar:

“Bugün nereye gidebilirim?”

Bu soru, insanın sahip olduklarını değil, gerçekten kime sahip olduğunu ortaya çıkarır.

Belki de bu yüzden Dostoyevski'nin cümlesi yalnızca gitmekle ilgili değildir.

Kalmakla da ilgilidir.

Birinin gidebileceği yer olmakla.

Birinin gece yarısı kapısını çalabileceği insan olmakla.

Birinin dünyası dağıldığında, ona küçücük de olsa bir oda bırakmakla.

Çünkü insan her zaman kalmak istemez.

Bazen gitmek zorundadır.

Bazen bulunduğu yer onu boğar.

Bazen bir ev, insanın içinde kalamayacağı kadar daralır.

Bazen de hiçbir şey olmamıştır; sadece insanın birkaç günlüğüne başka bir sessizliğe ihtiyacı vardır.

Ne olursa olsun, o anda insanın bilmek istediği tek şey vardır:

Bir yere gidebilecek miyim?

İşte hayatın en ağır yalnızlığı belki de bunun cevabının “hayır” olmasıdır.

Ve hayatın en büyük tesellilerinden biri de şudur:

Bir yerde, bir evde, bir odada, bir dostun hayatında hâlâ size ayrılmış küçücük bir yer vardır.

Kapısını çalabileceğiniz.

Geceyi geçirebileceğiniz.

Hiçbir şey anlatmadan oturabileceğiniz.

Ve sabah olduğunda yeniden yola çıkabileceğiniz bir yer.

Çünkü insanın mutlaka bir yere gitmesi gereken zamanlar vardır.

Herkesin gidebileceği bir yeri olmalı.

Ve belki bundan daha güzeli:

Herkesin, gerektiğinde kapısını açabileceği bir insanı olmalı.