AH
AH
Bir Bursa Ah'ı çektim ipeğe
Gene yüzün çıktı ortaya.
Bir gül gizledim kozaya
Gene sesin duyuldu yüreklerde.
İKİNCİ AH
Ah! Bir kez daha
Çekiyorum Ah'ımı
Sonra başlıyorum işbu yazıma.
Yan odadan gelen
-Duyulur duyulmaz bir sesle-
Mutlu bir Ah olabilirdi bu.
Bir yatakta inlemiş
Sevecen bir Ah olabilirdi bu,
- Ama kağıt üstünde?
Dört duvar arasında
Gecenin karanlığında
Tutuğun hüznünde
Yıkılan bir düşün Ah'ı olabilirdi bu.
Ama kağıt üstünde?
Bir dulun bir yetimin
Bir ölümün Ah'ı
Yaşanmak istenmeyen bir anın Ah'ı
Bir zifaf gecesinin Ah'ı olabilirdi.
- Ama kağıt üstünde?
Kağıt üstünde
Bir sesli A Bir sessiz H.
İkisi birleştiğinde
Yeryüzünün bütün AH'ları.
ÜÇÜNCÜ AH
Ah, nice denizler aştım
Nice çöller dolaştım
Çıplak ayaklarımda kızgın kumların yanığı
Bedenim yakamozlarıyla kaplı
Delişken sevişinin.
GENE AH
Sarp kayalarda biten deli bir incir gibi
Dirençli
Göğsü açık yürüyor gecesinde denizlerin
Yorgun bir güz yağmuru gibi düşüyor toprağa.
Nirengi noktasını arıyor Ah! batığımızın.
AH YORUM
Şiir mi aşk mı geceyi dokuyan sözcükler?
Gözlerin aşka bakıyor ellerin aşkı görüyor.
Aşkı soluyor yüreğin.
Uzanmış yatıyorum altında
Bir ateş-küllenen
Tek bir hece:
Ah-Sözcükler aşkın düşlerinde
yorumlanıyor
Ferit Edgü
Aşkın gerçek mekânı dış dünya değil, hafızadır
Ferit Edgü'nün "Ah" başlığı altında toplanan bu metinleri, tek tek şiirlerden çok, aynı sözcüğün çevresinde dönen bir düşünce ve dil deneyi olarak okumak gerekir. Burada "ah", yalnızca bir ünlem değil; aşkın, acının, bedenin, ölümün ve şiirin ortak köküdür. Edgü, tek bir hecenin içine insan deneyiminin tamamını sığdırmaya çalışır.
"Ah": Dilin en eski şiiri
"Ah", neredeyse bütün dillerde anlamı sözlükten önce gelen seslerden biridir. İnsan doğduğunda da, âşık olduğunda da, acı çektiğinde de, ölürken de benzer bir ses çıkarır. Edgü'nün ilgisini çeken de budur.
Şair, sözcüğün anlamından önce sesini dinler.
Bu nedenle şiir boyunca "ah", kimi zaman bir sevgilinin nefesi, kimi zaman yasın çığlığı, kimi zaman da yalnızca kâğıt üzerindeki iki harftir.
I. AH: Hatıranın ipeğe işlenmesi
"Bir Bursa Ah'ı çektim ipeğe / Gene yüzün çıktı ortaya."
"Bursa işi" ince bir nakış sanatıdır. Edgü, "ah"ı adeta ipekle işler. Fakat nakışın içinden sevgilinin yüzü çıkar.
Sonra:
"Bir gül gizledim kozaya / Gene sesin duyuldu yüreklerde."
Gül Doğu şiirinin aşk sembolüdür.
Koza ise saklanmayı temsil eder.
Şair sevgiliyi gizlemeye çalışır.
Ama ses gizlenemez.
Demek ki aşkın gerçek mekânı dış dünya değil, hafızadır.
II. İKİNCİ AH: Ses ile yazı arasındaki uçurum
Şiirin en çarpıcı bölümü şudur:
"Mutlu bir Ah olabilirdi bu... Ama kağıt üstünde?"
Bu tekrarın anlamı büyüktür.
Çünkü yaşanan "ah" ile yazılan "ah" aynı değildir.
Gerçek hayatta:
• sevişmenin ahı,
• ölümün ahı,
• doğumun ahı,
• özlemin ahı
aynı sesi çıkarabilir.
Fakat kâğıtta yalnızca iki harf vardır.
Edgü burada edebiyatın en eski sorununu sorar:
Yazı, hayatı gerçekten taşıyabilir mi?
Cevabı kesin değildir.
Şiir boyunca "Ama kağıt üstünde?" sorusu tekrarlandıkça okur da aynı kuşkuya düşer.
III. Kağıt üstünde yalnızca iki harf
Şiirin zirvesi şudur:
"Bir sesli A Bir sessiz H."
Dilbilim açısından bakıldığında gerçekten de budur.
Yalnızca iki harf.
Ama hemen ardından:
"İkisi birleştiğinde Yeryüzünün bütün AH'ları."
Burada Edgü, şiirin mucizesini gösterir.
İki işaret...
Ama içine bütün insanlık sığabilir.
Şiirin görevi de tam budur.
IV. ÜÇÜNCÜ AH: Yolculuk ve beden
"Nice denizler aştım Nice çöller dolaştım."
Bu artık yalnızca aşk değildir.
İnsan ömrüdür.
Çöl...
Deniz...
Yanık ayaklar...
Yakamozlarla kaplı beden...
Burada "ah", yaşamın sonunda kalan tek sestir.
Şair anlatıyı bırakır.
Görüntüler konuşmaya başlar.
V. GENE AH: İnsan yönünü arıyor
"Nirengi noktasını arıyor Ah! batığımızın."
"Nirengi", haritacılıkta yön bulmayı sağlayan sabit noktadır.
Edgü bunu metafora dönüştürür.
Batmış bir hayatın...
Batmış bir aşkın...
Batmış bir insanın...
artık yönünü belirleyecek tek şey "ah"tır.
Bu çok karamsar görünse de aynı zamanda umut taşır.
Çünkü yön arayan hâlâ yaşamaktadır.
VI. AH YORUM: Şiirin kendisini yorumlaması
Son bölüm adeta şiirin dipnotudur.
"Şiir mi aşk mı geceyi dokuyan sözcükler?"
Edgü kesin cevap vermez.
Belki de şiir ile aşk aynı şeydir.
Çünkü hemen ardından:
"Tek bir hece: Ah."
Koca şiir tek heceye iner.
Şair bütün imgeleri söker.
Geriye yalnızca nefes kalır.
Şiirin temel düşüncesi
Bu dizilerde "ah", farklı anlamlara bölünmez; tam tersine hepsi tek bir çekirdekte birleşir. Aşkın iç çekişiyle ölümün feryadı, mutluluğun soluğuyla yasın iniltileri aynı seste buluşur. Edgü, insan deneyimlerinin özünde ortak bir titreşim bulunduğunu hissettirir. "Ah", dilin henüz açıklamaya başlamadığı yerde doğan sestir.
Şiirin en dikkat çekici yanı, sözcükten çok sesi, anlamdan çok nefesi önemsemesidir. "A" ve "H" harflerinin birleşmesi, yalnızca bir ünlem oluşturmaz; bütün bir insanlık tarihinin sevinçlerini, acılarını ve özlemlerini taşıyan ortak bir yankıya dönüşür. Bu nedenle Edgü'nün şiiri, tek bir kelimenin anlamını açıklamaktan çok, o kelimenin içinde saklı sonsuz anlam katmanlarını duyurmaya çalışır.
Bu bakımdan "Ah", Ferit Edgü'nün dil anlayışını da özetleyen metinlerden biridir: Şiir, sözcükleri çoğaltarak değil, onları en yalın hâline indirerek derinleşebilir. En büyük şiir bazen yalnızca tek bir heceden oluşur. O hece de, insanın ilk ve son nefesine eşlik eden "Ah."