Canım Winnie,
Burada, böyle bir başıma, aileme duyduğum özlemi sakladığım bir maske takınmakta gayet başarılıyım, mektuplar için birisi adımı çağırıncaya kadar hiç acele etmeden beklemekte. Ayrıca ziyaretlerden sonra da hiç salmıyorum kendimi, hemen eski halime dönüyorum, her ne kadar bazen kendini buna zorlamak çok canımı acıtsa da. Duygularımı bastırmak için sürekli mücadele veriyorum; tıpkı bu mektubu yazarken yaptığım gibi.
Sen gözaltına alındığından beri yalnızca bir mektup aldım, 22 Ağustos tarihli. Ailenin durumu hakkında hiçbir şey bilmiyorum, mesela kira nasıl ödeniyor ya da telefon faturaları, çocuklarla kim ilgileniyor, masrafları nasıl karşılanıyor, çıktığında iş bulabilecek misin, hiç bilmiyorum. Senden haber alamadığım sürece burada endişe içinde kupkuru bekleyeceğim, tıpkı bir çöl gibi.
Kaç kez içinden geçtiğim Karo Çölü geliyor aklıma. Sonra Afrika’ya gidiş gelişlerimde, Botswana’da da gördüm çölü; sonsuz kum engebeleri ve tek damla su yok. Senden mektup gelmedi. Bir çöl gibi hissediyorum kendimi.
Senden ve aileden gelen mektuplar yaz yağmurlarının düşüşü gibi, bahar gibiler; hayatımı canlandırıyor ve yaşanabilir kılıyorlar.
Sana ne zaman yazsam, bana bütün sıkıntılarımı unutturan bir fiziksel yakınlığın içinde buluyorum kendimi. Aşkla doluyorum.
26 Ekim 1976
Dileklerimizi yerine getiremedik, planladığımız gibi, bir oğlumuz olmadı. Sana bir sığınak yapabileceğimi ummuştum, küçücük bile olsa bir sığınak, böylece acılı ve zorlu günler gelmeden önce birlikte dinlenebileceğimiz, güç toplayabileceğimiz bir yerimiz olacaktı,. Ben başarısız oldum ve bu şeyleri yapmayı beceremedim. Havaya şatolar inşa eden biri gibiyim.
