Kırılmış İşte

Zamansız ayrılıkların mahşerinde dörtnala koşan bir attır zaman
Deli rüzgârların önüne katıp savurduğu hayallerin bahçesinde
Baharlar balkonlarda ki saksılara sığdırılamaz artık
Sukut zehirden bir ok gibi deler geçer çığlıkların kalbini

Kaderin ıslak caddelerinde bir yaya geçididir sevda
Yollar tuzaklarla doludur her menzilde bir canavar
Apartman duvarlarının insafsız boşluğundan
Reklam tabelalarının kalpsiz hürriyetinde esir

Saatlerin denizinde saniyelerin gemisiyle taşınırken
Kaderin sularına gömülüyor kederden düşler
Kalbimin surları bu muhasarada bir bir aşınırken
Şakağıma dayanmış bir silah gibi geçiyor günler

Kendi kendime ağırlık yapıyorum kendi kendime
Hayatın resmini yapıyorum denizin fırçasıyla
İçimin çıkmaz sokaklarında üşürken çiçekler
Her dalgada yeniden yeniden doğuyorum sahile

Bir sakız gibi şişirirler ve patlatırlar gönlünü
Reklam arası tebessümlerine kanma dünyanın
Ateşten labirentler gerilir bilemezsin önüne
Gel de alevsiz ateşinde yanma dünyanın

Fırtınalı denizlerden sor beni batan gemilerden
Gidipte dönmeyen sevgililer ülkesinden
Gece bir ısırgan otu gibi değer kalbime
Zindan ki gözlerimin demir parmaklığındadır

Karaya vurmuş bir ceset gibi yalnızız hepimiz
Evlerin boyalı balkonlarında kalakalmışız
Ruhumuzun kumandası açmıyor gönülleri
Bir çamurdan hayalin ortasına dalakalmışız

Günah defterim kadar ağır bir sıkıntı var kalbimde
Bulutsuz yağmurların peşinde ağlarken gece vakti
Kırılmış işte neyleyim sabrımın asma kilidi
Evlerin kapısına dadanmış bir hırsız gibi sinsice

Cehennemi doğuranlar cenneti ayağında taşıyanlar
Bir yüz verin bana bir yüz verin çağların ötesinden
Düşünüyorum düşünüyorum çıkamıyorum bu denizden
Bir rüzgârın peşi sıra savruluyorum güneyden ve kuzeyden

Mehmet Baş

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.