Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
*
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
*
Dedim ya… Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.
*
Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni…
*
canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
*
Gülün tam ortasında ağlıyorum
*
*
Evet, gün geliyor bıkıyorum senden
Ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey bu,
*
Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
*
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
İçeri girmeni
Senin elinin değmesini
Gözünün dokunmasını
*
Bak bende yalan yok vallahi billahi
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur
*
*
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
*
*
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
*
Ama kadınlar, Tanrım,
Gelecek sefer
Dünyaya
Kadın olarak gelirsem,
Eşcinsel olurum.
*
Iki çay söylemiştik orda, biri açık,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
*
Bakarsın dün en güvendiğin kişi
Karşı tarafın şahidi olmuş
Işte acıdır bu da
Ölümden de korkusundan da
*
İçkievinden çıkınca
Camdan
demin oturduğum yere
baktım.
*
Biraz daha mı benziyor
*
Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yalnışı düzeltircesine açmış;
*
Adam yıldızlara basa basa yürüdü
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı.
*
Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.
*
Biliyorsun ben hangi şehirdeysem
Yalnızlığın başkenti orası
*
Ey şiir arayıcısı ey esrik kişi
Şu son dönemecini de aşınca gecenin
Doğacak gün artık gündüze ilişkin değil
Bu ağartı ancak yürekle karşılabilir
Bütün iş orda işte, ordan usturuplu geçmesini bil
*
Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar
Hepsine yüzer kere rastladım en azdan
Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda
Bozkıra doğru seyrele seyrele yaşamak onlarda
Verdi mi adama her şeylerini verirler
Ben gördüm ne gördümse kadınlarda
Porsuk nehrinin geçtiği
*
Oydu bir bakışta tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu
*
Biz kırıldık daha da kırılırız
*
*
Şanssızım diyemem ben kendi payıma
Oluyor böyle şeyler ara sıra
Sözgelimi okul kitaplarına girmez şiirim
Bütün çocuklar anlar da
*
Yalnız aşkı vardır aşkı olanın
Ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
Sen yüzüne sürgün olduğum kadın
Kardeşim olan gözlerini unutamadım
Çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
*
Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.
*
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dörtnala sevişmek lazım.
*
*
Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni
*
Çocuktur. Babasınınkine benzer annesinin yüzü
Çünkü mutlu İstanbul kadını alır erkeğinin yüzünü
Çünkü daha dün dört tarafından çekiştirilmiş utancınla
Şiirime güvenli bir barınak aramıştın
*
Kimsenin ölümü,
Çinli şair Li Po‘nun ki kadar güzel olamaz.
*
Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü?
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
*
*
Şapkamla beraber oturuyordum,
Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı şehirde
Aklımda yalan yere fiiller
Yapayalnız, ben bana oturuyordum;
Bir köpek geldi, hayatıma girdi
*
Baktım bir şarkı almış gidiyor dudaklarımı
Gölgemi gördüm de yerde, seni hatırladım
Belinin ortası budur diyerek
Bir tekme yapıştırdım köpoğluna…
*
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
*
gün gelir anılar da değiştirir sözcükleri
dinle babanın eski bir resmi söylüyor
– gün gelir anılar da değiştirir sözcüklerini
*
*
Aşklar var unutulmamak için,
Boğulmak için ilk sevgili.
*
*
İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
*
Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.
*
Şimdiye dek düşünmediyseniz
Bakmayın içinde ne var,
Küçük bir kitaptır yaşamak
Elinde tutmaya yarar.
*
Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi.
Senden öncesi öyle uzak ki anıları bile değişiyor sanki
Geldin masaya oturdun ve hayatımı böldün bir milat gibi
*
Tek bir çicek anlayamayacak
Şu zambakgillerin akıl almaz işlerini
*
Kadın kendini gösterdi usulcana
Çekingenlikle koşulu beyaz usulcana
Gittiler gözleri aşka yaşamaya yangın
Gidip gelenler oldu gitti geldiler.
*
Sen kadınsın ya büsbütün soyunuyorsun
Sana vergi, atılacak her şeyi kolayca çıkarıp atmak
*
Kuşlar uçuyor üstünde
Gökyüzü var üstünde
*
Ben boynumdaki ipe bir düğüm daha atıyordum
Seni artık hiç sevmediğim halde
*
Ben ne kadar öbür çiçekleri denesem
Seninki gül oluyor aralarında
*
Çırılçıplak sularda yıkanıyorum, utanıyorum.
Güzin utanmak istiyor; ama nerede?
*
İnsan iki kişiyi sevebilir mi
*
Onunla aşkımız, o diyorum ona,
Bir kez söylenmiş ve istense de
Bir daha geri alınamaz
Kırıcı sözler gibiydi
*
Kısacası o yıllarda ben
Hayatım karışık çantam gibi
İki kişiyi birden severdim
Karnemde sevinç bir aşk iki.
*
Az şey değil seninle olmak düşünüyorum da
İçimde bir sevinç dallanıyor kaç kişi
Bir geyik kendini çiziyor karanlığa sonra kayboluyor
Karanlık maranlık ama iyi seçiliyor
Yorgan toplanmış bacakların seçiliyor
*
Yanıbaşımızda
Bir su akardı eli serçeli,
Sepetler tıklım tıklım havlu, bez;
Öpüşlerle yeniden çizerdim seni.
*
*
Aşktın sen, kokundan bildim seni
Bir ahırın içinde gezdirilmiş gül kokusu
*
Birbirinizi kucaklarken neye yarar
Kucaklamıyorsak eski, yeni sevgilileri
Diyorum çoğunca evli kadınlar
Bu yüzden ölü yıkayıcısıdırlar
*
Ne demiş uçurumda açan çiçek
Yurdumsun ey uçurum
*
Manzaraysa ayrılığa sıfır! İşte her şey hazır.
Acılarımla iki lafın belini kırdık.
Yokluğunda bir kuş sütü eksik.