açık açık çağırır aşkını
burda mı daha mı uzakta
bütün bir geceye
dayar alnını
*
Anılar defterinde gül yaprağı
Gibi unutuldum kurudum
*
Eyvah hüzün bu
Eyvah hüzün yine
*
Şunu da yaz bedeli olsun
Sabırla titreyerek öyle yalın
Ve kimsesiz olmadan oturacağız
Kıyısında ayrılığın
*
Bir miktar da elbette ağlamak istersin
Saçın kararmış yakından neşeli insanlar geçmiştir
Haydi toprağa çök de ağla
Ve bre
Başının üstüne uykular çağıran adam
*
Yazdıkların şiir değilse kalsın
Cennetse sevdan çık dışarı
*
Üzgün melal içre ve âşık
Yürüdüğüm deniz sahillerindeyim
*
Ve elbet
Gözlerin sularımdan çekilince
ürkek bir ceylanla anlaşırım
yüzünün çok yakını olan bir limana
dilinin ve ağzının verdiği baş dönmesine
bahçeni tutan tavşanlara sığınırım
*
Anlıyorum kaçmaya zaman yok
Şafak birden doğrulacak
*
bir adam bir kadın var içimde iyice anladım
bana bunu sessizce anlatıyorlardı
*
öyle bir gittin ki benimle
*
*
Ve ellerin uçuşan yapraklar gibi
Birden
Nasıl yalnız olduğumuzu anladım
Kimseler yoktu ikimizden başka birbirine bakan
*
koşu bitince aşk bir yorulmadır kaçılmaz kırbacından
sayılır günü geçmiş anlar boşalan hangi tüfeğin arkasından
*
sevinçle kaçın kurtulun ölümlerinizle.Yalnızlıkla ben kaldım
sevindiniz işte alın kurtulun. Aha size son atım
*
Dönüyor burgaç,
Dünya üstten, yanlardan daralıyor.
Ovalardan,
Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
Karşısında olacaksın kaçtıklarının.
Dua et,
O gün henüz mahşer olmasın…
*
sen olabilirsin çaresi
su içinde
susuzluk hissinden ölen kimselerin
*
*
O sabah bulutlar var yapma çiçekler gibi
Görüş uzaklığı onbinlerce metre
Elim dokunuyor her görüntünün tenine kalbine
Bu bir köşk bu da eli çıralı adam
Betonda bir gülümseme
Şair bir kelime daha uzatıyor
Saplanmıyor yine şaşkınım
*
Yaşamak bir sokak lambası gibi
Bir gece evden atılmış bir çocuk sanki
Tek bir damla tek bir ses gibi
Aklıma düşüyor
*
Aşkımla boyun boyuna bir ejdarhayım
Şehirde sen benim en çok sakladığım
İçine girip korktuğum
Çamlarını yıkamadığım karanlığını bozamadığım
Sen benim durup durup saplandığım
Mutlu an biraz uzun olmasın
Yoksulluk gibi gideceğim bir yer var
Efkarın aşılmaz yalnızlığın kaçınılmaz olduğu
*
Ey zarif sen de ata yoluna meylettin
Korkarım binbir belaya dayanmaz sıkletin
*
Soruyoruz kiraz dudaklı kızlar durdurup kır hayvanlarını
Hangisi sahte bu geçen dakikalardan
Hangisi hak
*
Sen sevgileri göğüsle ve ne olur anla.
*
Ya bu kez ölenleri görmeliysek
*
Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.
*
bir acı mı ne gerek
öyle uykum var ki
öyle istiyorum ki
*
durup gelmeyince
morfin gibi arıyorum direnmeni
iğne üzerinde yüzün gelip
kuşatmıştı beni
ama düşündükçe korkmak
yüzünle geldiğini
ve bunları elbette çabucak geçelim sevgilim
*
Sen hâlâ dizüstü
Bunca anıyı besleyerek
Sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle
Mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla
Görür gibi olarak açıp baktığımı
Bense şöyle diyorum:
Buradan bir acı kanamış boyuna
Kuşlar hazır
Öncü havalanmak üzre
Şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar
*
Aklımdan çıkmıyorsun dedim
Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
*
Evet hatırladım
Küçük basit şeyler
Yetiyor kederlenmeye
Ya mutluluğa
*
Seçkin bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim
*
Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim
*
*
Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum
*
Erkenden aşındırır aşkını
*
Ve oturdu mu bir masaya
Hakkını verir çay içmenin
*
Eski şairliklerim gitti gözümden
Gayridir başka bir hal kuşanıyorum
*
De Zarif inle. Ta ki huzra vardın
Nice yıl isyan durdun gurbet kaldın
*
Boynuma bir ip at
Kölen diye yollarda gezdir beni
*
Çıkıp geliyorsun
Kor gibisin, bir kar gibisin
Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın
Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan
‘Yaşamak’ bir perde gibi kalkıyor aramızdan
*
Sevgim uzanıyor
Soluk soluğa uyandırıyor menekşeleri
Görüyorum kıpırdanışlarını
Uykunda gül açan yanaklarını
*
Boğaziçi bir akımdır
Bir akan sudur
Nice dergahlar
Yeni doğan çocukların
Yamaçlarda mezarlıklar
Sever gibi bazıları
Açık havada gömülmeyi
*
Halk aşksızsa sokaklar
banka dükkânlarıyla doludur
*
O tek kuşun yalnızca süzülüşü
Ani bir haber gibi salt bir kez ötüşünü
Dinliyor kumu balçıklı toprağı
Ağacı kayayı ve kuşu
*
Uyku beladır göç içinizedir
Sabır ve zaman içinizdedir
Kadın ve çocuk içiçedir
*
‘Biz artık gitmeliyiz dağımıza anneciğim
Yorgun geldim savaşmadım ama
Bir ceset gibi ayaklarının dibindeyim’
*
korkularımız intihar dönemlerinde
kötü bir alışkanlık peyda olmuştur
*
Kolye gibi taşıyorum boynumda
Varlığını onun
Bir ceylan tutuyor ağzında
Kuşlara takılıp gidiyor aklım
Hergün kaçıyorum
Yoksa gülüşün
*
Koşup takıldığım çitlere bak
*
Kardeşim dedim
Acılarıma da kardeş olur musun
*
İşte
Bu çok yakıştı
Yanakları boyar elmalı şeker ve şoklarıyla
Bu son acı
*
*
İki yol ağzında
İşte bakın
İçimizden biri daha
Elinde dünyadan bir çıkın
*
*
Allahım
Niçin halkettinse beni
Kalbime söyle iyice
Engellerden arınsın yolum
*
Allahım
Yol boyunca
Tarih boyunca
Başıboş bırakma bizi
*
Gül kokuları çocukların kaburga kırıklarından geliyor
*
Ayrılık vardı hep
*
Görevi bu olarak
Yalnızlığımızı sesizce ortaya koyalım
Erkeçe sesiz ve erkekçe
Kiminki sahipse ölümü o karşılasın
Ağırlasın
*
Aşka ne zaman veda
Demiş ki bu topraklar
*
Ve şimdi
anlat bana ey can tatlısı kız ki
Çünkü ben ödevliyim yinelemeye
Eskiçağ ozanlarının ağız toplantısını
Anlat bana gönüllerindeki bağ bozumunu
Hep şarkı sancıyan dizelerini
Kocamış dumanı ve is yüklü tavan direklerinin
Arasından destanlara sarkan yılanı
Kapıdaki baharı yaprak selini sarı kanaryayı
Ölümsüzlüğünün kar yığını – granit yığınını – su yığınını
Anlat durmadan
*
Babanın yüreği ordu yüreği
/ Zırhını kırdı /
Narası göğe vurdu
Daha gür bir ses duyuldu
Belki bir melek gülümsedi
Çünkü sıyrıldı gergefi dizinden
Belki ayağının dibine vuran sesten
*
*
Şimdi yoksun üstelik uzaktasın
ellerin yapayalnız biliyorum
gözlerin dalıyor yine
hep benim için olmalı
*
İlle gerek mi özlediğimi söylemek
ya da sevdiğimi seni
*
Evlerle aramız açılıyor
Çünkü savaşlardan biridir evlerimizden kaçanlar
*
*
sık sık anne tekrarı
ve kalbinde allah yazan çocuk
kızlar hızlanan gelinler
erkeklerde insan uğultuları
çocuklar ki mutlaka kutupta bırakılan
ve dönülen bayrak
*
yağmur alınlara doğruldu
secdeye durdu süslendi ölümle sözleşen
ateşli hastalar gibi
*
*
*
-Bismillah, elif lâm-
Aşkım bir hüzün bulutuna dönüşüp
Çöker dağının üstüne
Havf ve reca makamında
Dilimde
-İnna lillalıi ve inna ileyhi raciun-
Güzel hayatlar ve ölümler için.
*
Şiirlerin seni ele verir şehriyâr
*
-Şimdi üzgünüz arkadaş-
*
raskolnikof
müthiş bir iman ağrısı çekmektedir.
*
*
ama bir şarkıda geçer adımız
*
İnsanlık bizde kalsın fakat Allah
Onları sorguya çekecek
*
Derken
Oğlunu gömen bir baba gördüm
Açılıp duruyor gibi kafatası
Elleri gidip kapanıyordu başına
*
Üzülmüyorum korkmuyorum ağlamıyorum
Sadece
“Melenkoliniz uğradı” diyor pansiyoncu kadın
“Haber vereyim dedim yoktunuz dünden beri bekliyor odanızda”
*
Bir incelik gösterin
İncinmesin yüreğim
*
Değil mi ki kavuşmalarımız topal
Ayrılıklarımız koşar adım
*
Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
Ev meslek iş para geçim diyerek
Düşünün şimdi bir de
Şehirlerde kasaba ve köylerde
Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu
*
Artık aşk insan kalbine sığmıyor
*
Aşka değdikçe gövdesi
Nar çiçeği gibi patlasın
Şerha şerha yarılsın
*
ihtiyar kızlar kocamış oğlanlar
*
– Gecelerimi ağırlıyamaz oldum
*
Hayret ve varolma tıkandı
Hayret ve haya tıkandı
Hayret ve hayret ve hayret
İlk kez geriye dönmek gerekiyor
*
*
Dünya, ölünün başucunda açık kalmış radyo.
*
Tanıyınca bir hoş oldu yaşamak!
Cahit Zarifoğlu