Bahar
Yağmurun kokusu, yeşilliğin kokusu, toprağın kokusu,
Yıkanmış dallar, yağmura bulanmış, tertemiz.
Mavi gökyüzü ve ak bulut,
Söğüdün yeşil yaprakları,
Nergisin kokusu, rüzgârın dansı,
Neşeli kırlangıçların coşkulu ezgisi,
Sarhoş güvercinlerin sıcak ıssızlığı...
Usul usul geliyor şimdi bahar,
Ne mutlu zamana!
Ne mutlu pınarlara ve ovalara,
Ne mutlu tohumlara ve yeşilliklere,
Ne mutlu yarı açılmış tomurcuklara,
Ne mutlu nazlı nazlı gülen karanfil kızına,
Ne mutlu şarapla dolup taşan kadehe,
Ne mutlu güneşe!
Ey benim gönlüm, gerçi bu zamanda
Gönlünce renkli giysiler giyemiyorsun,
Renkli şarabı kadehten içemiyorsun,
Sofrada çerez de yeşillik de yok,
Kadehin olması gereken şaraptan yoksun.
Yazık sana, eğer çiçek gibi
Rüzgârla dans etmiyorsan!
Yazık bana, eğer güneş beni sarhoş etmiyorsa!
Yazık bize, eğer bahardan nasibimizi almıyorsak!
Eğer kederin camını taşa vurup kırmazsan,
Yedi rengi yetmiş renge dönüşür.
Ferîdûn-i Muşîrî