Haylidir görünmedi, akşamları
limana rüya taşıyan ince gemi.
Tayfalarız biz, biliriz mercanlar
misali, şikayetsiz
beklemeyi.
Derken kırık bir yüzgeç belirir suyun
üstünde. Derisinde kapanmış zıpkın
izleri. Işıldaklarımız bir an
aydınlatıverir, iplere dolanmış
o öfkeli iskeleti.
Kapitan AhaB! Kapitan AhaB!
Dilimizi midye kesti… Tarih okuyorduk
dip sularda. Yenik girdap bilgisi!
Zarif bir kuyruk darbesi
bozar sonra bu sihri. Biter eriyen ayla
defne kokulu ayinimiz. Ey ruhumuz
dan eksilen kimya! Ey yatışmaz
yokluk hissi!
Tensiz ve çıplak ve mağrur ve kufi.
Öylece kalırız. Mürekkebe bırakılan şişe
içindeki çığlıklar gibi…
Yine de tayfalarız biz, biliriz melek
dönecek, bekleriz. Tetikte, namütenahi.
-Hem bir kalp, dünyaya başka nasıl direnebilir ki?
Vural Bahadır Bayrıl