18.
Oktu ve saplanmıştı
Bu yeterli demiştim içimden
Oku bir bendim gören saplıyken
Sırf bu yüzden saplandığı yere boşverdim
Görmüşlüğüm sadaka takırdayan bir oku değildi elbet
Değildi bu havada asılı bir ok Zenon’a nazire
Ne de Cengizvari bir oktu tehditkâr yayda gergin
Gördümse haber aldığım bir yerden savrularak
Haber beklediğim yere saplanan oku gördüm.
Okun dedikodusuyla meşgul edilmek kimisini mest etti
Kimisi homurdandı alamadı kendini tartışmaktan
İleri geri
İddia makamı gibi duran evet efendimciler
Hep bir ağızdan olacağı buydu
Diyorlardı ki ok yerini buldu ellerine sağlık
Ellerinde biz saplasaydık buraya saplamazdık
Tezinin serzenişli dilekçesiyle gezenler
Davaya müdahil kabul edilmişlerdi ama
Şehrin taş basaklı merdivenlerle çevrili meydanında
Kimin oturtulacağı merak konusu olan
Sanık sandalyesi inanın bomboştu
Ben şehrin dışına kaçmıştım
Benim gıyabımda görülüyordu dava
Marifetin hasının bende kabul edildiği
Bir mevsimdeydik galiba
Benimse görmekten ibaretti benim marifetim
Süratle kaçışım şehirden değildi
Vay sen misin oku gören saplanmış vaziyette
Kimmiş gördüm diyor diyerek ele geçirmek için
Arıyor beni bir hortlak sandviç satılan mekânlarda
Alt ve üst geçitlerde
Beni arayan hortlağın aklına memlekete uğramak
Mutlaka gelecektir gelsin
Arıyor demem yoksa
Öpeni öpülenden ayıran çizgiye ayak basmaksızın
İştira hakkı elindeymiş gibi ülkeyi uçtan uca
Derbeder gezinen kim olursa
Çok güzeldir geçtiyseniz görmüşsünüzdür bizim oralar
Havası suyu merhabası ne bileyim bambaşka
Dudak büküp nesi var havasından
Suyundan merhabasından başka sizin oraların
Diyenlere açıklayabilirim
Öpen öpendir bizim tarafta budur oraları bizim taraf yapan da
Öpüldüyse hiç şaşmaz öpülen öpüldüğüyle kalacaktır
Dört unsurun dördü de ilk bakışta fark edilir tek yapıda.
Hortlak bizim memlekete uğramaz olur mu
Güruh halinde gelmiştiler bir keresinde
Etrafa baktılar ben küçüktüm o zaman
Ben küçüğüm diye farkın ne olduğunu bilmem sandılar
Benim ben olabileceğim ihtimali üzerinde hiç durmadılar
Adını bilselerdi bari neyi nasıl sandıklarının
Ay bayılacağım deyip gölgesine oturdukları sancağın
-Onların hortlaklıkları da işte bu kadar-
Çarşıya kim tarafından dikildiğini bilselerdi
Ne olurdu
Hiç
Yazılandan ne eksik olur yeğenim ne fazla
Gizliden gizliye öpüşler kimden hangi gözden gizleniyor
Aldığımız haberlere göre zehrin
Öpülen yerde saplı kalan gizli oku
Et yarılıp din günü yuvasından fırlatılacakmış.
İsmet Özel