Dün Daha Gözlerimin İçine Bakıyordun
Dün Daha Gözlerimin İçine Bakıyordun
Dün daha gözlerimin içine bakıyordun,
Bugünse bakışların hep başka yana kayıyor.
Dün kuşlarla birlikteydin;
Bugün bütün tarla kuşları kargaya dönmüş.
Ben budalayım, sen akıllı;
Sen capcanlısın, ben taş kesilmiş.
Bütün çağların kadınlarının çığlığıdır bu:
"Sevgilim, ben sana ne yaptım?"
Gözyaşı onun için sudur, kan da su...
Ben kanla, gözyaşıyla yıkandım.
Aşk, anne değil üvey annedir;
Ondan ne adalet bekleyin ne de merhamet.
Sevgilileri gemiler alıp götürür,
Beyaz yollar da onları uzaklara çağırır.
Ve bütün yeryüzü boyunca yankılanır o inilti:
"Sevgilim, ben sana ne yaptım?"
Daha dün ayaklarıma kapanıyordun!
Beni Çin İmparatorluğu'yla bir tutuyordun.
Birden iki elini de çekiverdin;
Hayat, paslı bir bakır para gibi elimden düştü.
Çocuğunu öldüren bir anne gibi
Mahkemenin önünde duruyorum: sevilmeyen, ürkek.
Cehennemde bile sana diyeceğim:
"Sevgilim, ben sana ne yaptım?"
Soracağım sandalyeye, soracağım yatağa:
"Niçin bunca acıyı çekiyorum?"
"Öptü... sonra çarmıha gerdi.
Çünkü artık başkasını öpecek." diyecekler.
Bana ateşin içinde yaşamayı öğrettin;
Sonra beni buz kesmiş bozkıra bıraktın.
İşte bana yaptığın buydu, sevgilim!
Peki ben sana ne yaptım?
Her şeyi biliyorum; karşı çıkma!
Artık gözlerim açık; ben artık sevgili değilim.
Aşk geri çekildiği yerde,
Bahçıvan Ölüm yaklaşır usulca.
Olgun bir elmayı
Dalından sarsmaya gerek yoktur;
Vakti gelince kendiliğinden düşer.
Bütün olanlar için... her şey için beni bağışla,
Sevgilim... ben sana ne yaptım?
Marina İvanova Tsvetayeva
Bu şiir, Marina Tsvetayeva'nın yalnızca bir ayrılığı anlatmadığı; aşkın bir anda nasıl yabancılaştığını, sevilen insanın nasıl tanınmaz hâle geldiğini anlattığı en güçlü şiirlerinden biridir. Şiiri büyük yapan şey, ayrılığın nedenini araştırmaması, ayrılığın insan ruhunda açtığı boşluğu göstermesidir.
Dün ile bugün arasındaki uçurum
Şiirin ilk dizeleri bir zaman farkından çok, bir varoluş farkını dile getirir:
"Dün daha gözlerimin içine bakıyordun,
Bugünse bakışların başka yana kayıyor."
Tsvetayeva için aşk yavaş yavaş bitmez; bir anda yön değiştirir. Dün sevgiyle bakan gözler, bugün artık aynı kişiye bakamaz. Bu yüzden ikinci imge de çarpıcıdır:
"Dün tarla kuşları vardı, bugün hepsi karga."
Dünya değişmemiştir; değişen, âşığın dünyayı algılayışıdır. Aşk çekildiğinde, güzellik de çekilir.
"Ben sana ne yaptım?"
Şiirin omurgasını oluşturan bu soru, aslında cevap bekleyen bir soru değildir.
"Sevgilim, ben sana ne yaptım?"
Bu, terk edilen herkesin içinden geçen evrensel cümledir. İnsan, sevginin neden bittiğini öğrenmek ister. Fakat çoğu zaman ayrılıkların mantıklı bir açıklaması yoktur.
Tsvetayeva bu yüzden aynı soruyu defalarca tekrar eder. Tekrar, cevapsızlığın biçimidir.
Aşk: Anne değil, üvey anne
Şiirin en unutulmaz dizelerinden biri şudur:
"Aşk anne değil, üvey annedir."
Bu tek cümlede bütün romantik aşk anlayışı ters yüz edilir.
Anne korur. Üvey anne ise masallarda sevgiyi esirgeyen kişidir.
Tsvetayeva'nın aşkı da böyledir: Önce insanı göklere çıkarır, sonra en ağır cezayı verir.
Bu yüzden hemen ardından:
"Ne adalet bekleyin ne de merhamet."
der.
Aşkın mahkemesi yoktur.
Aşağılanmanın dili
Şiirde dikkat çeken başka bir nokta, anlatıcının sürekli kendini suçlu gibi hissetmesidir.
"Çocuğunu öldüren biri gibi mahkemenin önünde duruyorum."
Oysa ortada işlenmiş bir suç yoktur.
Terk edilen insanın psikolojisi budur.
Karşı taraf açıklama yapmadığında, insan suçu kendinde aramaya başlar.
Bu nedenle şiir boyunca mahkeme, yargıç, ceza, çarmıh gibi imgeler tekrar tekrar karşımıza çıkar.
Ateşten bozkıra
Şair şöyle der:
"Bana ateşin içinde yaşamayı öğrettin; sonra beni buz kesmiş bozkıra bıraktın."
Bu yalnızca aşkın bitişi değildir.
Aşk, insanın bütün iklimini değiştirir.
Bir zamanlar sıcak olan dünya şimdi donmuştur.
Bu yüzden şiirin sonunda ölüm ilk kez görünür.
Aşk çekildiğinde ölüm yaklaşır
Şiirin son kıtası, Tsvetayeva'nın en derin sezgilerinden biridir:
"Aşk geri çekildiği yerde, Ölüm yaklaşır."
Buradaki ölüm yalnızca fiziksel ölüm değildir.
Bir ilişkinin ölümü… Bir kimliğin ölümü… Bir geleceğin ölümü…
İnsan sevdiği kişiyi değil, onunla birlikte kurduğu hayatı da kaybeder.
Elma metaforu
Son bölümde şair şöyle der:
"Olgun elmayı sarsmaya gerek yoktur; vakti gelince kendiliğinden düşer."
Bu dizeler, şiirin başındaki isyanı yumuşatır.
Başlangıçta "Ben sana ne yaptım?" diye soran kadın, sonunda her şeyin kendi zamanı olduğunu kabul etmeye başlar.
Belki suçlu yoktur.
Belki aşk, olgunlaşan bir meyve gibi zamanı geldiğinde dalından kopar.
Sonuç
Bu şiir, yalnızca terk edilmenin şiiri değildir. Sevginin geri çekilişinin şiiridir. Tsvetayeva'nın büyük başarısı, ayrılığı öfkeyle değil, hayretle anlatmasıdır. Şiirin en acı yanı da budur: Anlatıcı, sevdiği insanı suçlamaktan çok, onu anlamaya çalışır.
Ve sonunda, bütün acıya rağmen şu sözle bitirir:
"Her şey için beni bağışla, sevgilim... Ben sana ne yaptım?"
Şiir başladığı yere döner; fakat artık aynı soru değildir. Başlangıçta bu soru bir isyandı, sonda ise bir vedaya dönüşür. Tsvetayeva, cevapsız kalan bir soruyu, insan ruhunun en unutulmaz ağıtlarından birine dönüştürmüştür.