Şarkılar

1
Kalkınca sabahları sorarım:
Sevdiceğim bugün gelir mi?
Yıkılır akşamları, ağlarım:
Bugün de gelmedi.

Uykusuz, uyanık yatakta
Kaygı, keder geceleri;
Dolaşırım orda burda gün boyu
Düşlerde, yarı uykuda gibi.

2
Telâşlar içindeyim, huzursuz!
Onu göreceğim birkaç saat sonra.
Sadık kalbim, atışların zorlaştı,
O ki en güzeli, güzeller arasında!

Fakat bu saatler ne de uyuşuk!
Yürümezler bir türlü, miskin,
Esner, ayak sürürler,
Hey tembeller, biraz acele edin!

Deli dolu bir heyecan âdeta!
Fakat bilmez bu saatler sevmek nedir.
Zalimce anlaşma, onlar âşık telâşıyla
Haince eğlenir.

2
Ağaçlar arasında dolaşıyordum,
Üzgün, bir başıma.
Çıka geldi eski hayal,
Sokuldu bağrıma.

Kim öğretti size bu şarkıyı
Esen gökte uçan kuşlar?
Susun! Kalbim duyarsa
Gene kıvranmaya başlar.

“O söylerdi bunu hep,
Bir genç kız gelmişti;
Biz ondan aldık
Bu güzel, altın sözleri.”

Anlatmayın bana, anlatmayın,
Sizi kurnaz kuşlar, sizi!
Kimseye emniyet edemem acımı,
Çalmak istiyorsunuz, öyle mi?

4
Koy kalbime, sevgilim, minik elini —
O küçük odada duyuyor musun sesleri?
Bir hain dülger, niyeti fena,
Tabut yapıyor bana.

Gece gündüz takırtı, çekiç sesleri,
Nice zamandır beni uykumdan etti.
Ah, elini çabuk tut, dülger usta,
Kavuştur uykulara beni!

5
Acılarımın güzel beşiği,
Dinlendiğim güzel mezar,
Güzel şehir, ayrılmak zorundayız —
Sesleniyorum: Hoşça kal!

Sevgilimin gezindiği
Kutsal eşik, esenlikler!
Hoşça kal, onu ilk kez gördüğüm
Kutsal yer!

Ah, seni hiç görmeseydim
Kalbimin güzel melikesi,
Düşmezdim bu hale,
Bugünkü gibi.

Ne kalbini çelmek istedim
Sevgi dilendim ne de;
Ancak sessizce yaşamak
Nefes aldığın yerlerde.

Sense sürüyorsun beni buradan,
Bağrımda çılgınlık rüzgârları;
Acı sözler söylüyor ağzın,
Gönlüm hasta, yaralı.

Gidiyorum kırık kolum kanadım,
Elimde bir değnek, aksak-topal;
Yorgun başımı uzaklarda serin
Bir mezara koyana kadar.

6
Dur, bekle, hırçın denizci,
Geliyorum peşinden limana;
Vedalaştığım iki genç kadın
Biri o, biri Europa.

Kan çeşmesi, ak gözlerimden,
Fışkır gövdemden, kan pınarı!
Ki sıcak kanla
Yazayım acılarımı.

Ah, sevgilim, neden bugün
Ürpertiyor kanımı görmek seni?
Yıllardır benzim uçuk, kalbim kanar
Beni hiç karşında görmedin mi?

Bilir misin o eski masalı:
Hani cennetteki yılan,
Uzatarak o elmayı
Atamızı etmişti perişan.

Bütün felâketler elmadan geldi!
Elmayla getirdi ölümü Havva;
Eris, Troya’yı ateşe verdi,
Şendeyse yangın, ölüm bir arada.

7
Dağ, şato görüntüleri
Düşmüş Ren aynasına;
Küçük gemim ilerliyor neşeli,
Çepeçevre gün ışınlarında.

Sessizce bakıyorum oyununa
Altın dalgaların: bir bükülüş:
Duygular uyanıyor usulca
Ta içimde yer etmiş.

Candan selâmlar, vaitlerle beni
Çekiyor aşağı, ırmağın parlaklığı;
Bilirim, dıştan güler, içinde
Gece, ölüm saklı.

Yüzün ferah, bağrın fesat,
Sevgilim gibisin ey nehir?
O da böyle candan, uysal,
Masum, tatlı gülmesini bilir.

8
Önce ümidim yoktu.
Dayanamam sandım;
Sormayın nasıl oldu,
Ama işte dayandım.

9
Güller, servi dalları, sırma tellerle
Bir tabut gibi,
Süsleyerek bu kitabı sevimli, hoş,
Koysam içine şiirlerimi.

Aşkı da koyabilsem! Yeşerir
Aşkın mezarında huzur çiçeği,
Büyür, açar, koparılır —
Benim için açması, ben ölünce!

İşte şiirler, Etna’nm lavları
Gibi taşkın, bağrımdan
Kıvılcımlar saçarak fışkırdı
Etrafa bir zaman.

Şimdi hepsi sessiz, ölü âdeta,
Donmuş, katı, buğulu.
Fakat canlanırlar eski ateşte,
Esse üstlerinden aşkın soluğu.

Dile gelir kalpteki duygular.
Aşk soluğu çiy olur üstlerinde;
Geçer bir gün eline bu kitap,
Sevgilim! Uzakta bir yerde.

Çözülür o zaman şiirlerdeki büyü,
Seyre başlar seni sararmış harfler;
Bakarlar yalvararak güzel gözlerine,
Fısıldarlar aşk soluğu ve keder.

Heinrich Heine
Çeviren: Behçet Necatigil

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.