MUHAMMED RIZÂ ŞEFÎÎ KEDKENÎ: Geçmişin Hafızasından Modern Şiire

Şairler:

Muhammed Rızâ Şefîî Kedkenî: Geçmişin Hafızasından Modern Şiire

Şair ile bilginin birleştiği yerde


Muhammed Rızâ Şefîî Kedkenî, çağdaş İran edebiyatının en önemli ve en farklı şahsiyetlerinden biridir. Onu yalnızca modern bir İran şairi olarak tanımlamak, edebiyat tarihindeki yerini küçültmek olur. O aynı zamanda edebiyat tarihçisi, eleştirmen, metin araştırmacısı, klasik Fars edebiyatı uzmanı, editör ve çevirmendir. Uzun yıllar Tahran Üniversitesi'nde Fars edebiyatı dersleri vermiş, bir taraftan kendi şiirlerini yazarken diğer taraftan Attâr gibi klasik şairlerin metinlerini yeniden kurmuş, şiirin imge ve müzik yapısı üzerine kapsamlı çalışmalar yapmıştır. İranica onu, şiir ve edebiyat araştırmalarındaki çift yönlü başarısıyla İran edebiyatında nadir görülen bir şahsiyet olarak değerlendirir.

Bu iki yönü birbirinden ayırmak mümkün değildir. Kedkenî'nin akademisyenliği şiirini, şiir anlayışı da akademik çalışmalarını besler. Klasik şiirin yalnızca geçmişte kalmış eserlerden oluşmadığını, modern şairin dilinin ve hayal dünyasının hâlâ o büyük mirastan beslendiğini düşünür. Bu nedenle onun hayatı boyunca yaptığı işlerin tamamında aynı arayış hissedilir: İran şiirinin geçmişi nasıl korunacak ve bu geçmiş modern insanın şiirinde nasıl yeniden yaşayacaktır?

Kedkenî'nin asıl önemi de burada ortaya çıkar. O geçmişe dönüp orada kalmaz; geçmişi bugüne taşır.

Horasan'ın çocuğu

Muhammed Rızâ Şefîî Kedkenî 1939'da, Horasan'daki Kedken'de doğdu. Kedken, tarihî Horasan coğrafyasının ve Nişabur çevresinin kültürel dünyasının içindedir. “Kedkenî” nisbesi de doğduğu bu yerden gelir.

Çocukluk ve ilk gençlik yılları, modern okul sisteminden ziyade geleneksel eğitim ortamında geçti. Arapça, Farsça, klasik edebiyat ve dinî ilimler üzerine eğitim aldı. Bu geleneksel öğrenim onun sonraki hayatında çok belirleyici oldu. Çünkü Kedkenî klasik Fars şiirini üniversitede sonradan keşfetmiş bir modern şair değildir; şiirin klasik kaynaklarıyla daha çocukluk yıllarından itibaren temas etmiş bir edebiyat insanıdır.

Daha sonra Meşhed'de üniversite eğitimi aldı ve Tahran Üniversitesi'nde Fars dili ve edebiyatı alanında doktora yaptı. Eğitiminde Bedîüzzamân Füruzânfer, Muhammed Muîn ve Pervîz Nâtel Hânlerî gibi İran edebiyatının önemli akademisyenlerinden yararlandı.

Bu eğitim, onun şiirindeki olağanüstü klasik birikimin nedenini açıklar. Kedkenî bir taraftan Nîmâ Yûşic'in açtığı modern şiir yolunda ilerlerken diğer taraftan Attâr'ın, Hâfız'ın, Mevlânâ'nın ve Horasan şiirinin hafızasını taşır.

Bu yüzden onun şiirinde modernlik hiçbir zaman geçmişi unutmak anlamına gelmez.

“M. Serşek”: Gözyaşının mahlası

Kedkenî şiirlerini “M. Serşek” mahlasıyla yayımladı. “Serşek” Farsçada “gözyaşı” anlamına gelir. Mahlas aynı zamanda adının baş harfiyle kurulan bir kelime oyunudur.

Bu mahlas, onun şiir dünyasına şaşırtıcı biçimde uygundur.

Çünkü Kedkenî'nin şiirinde gözyaşı yalnızca kişisel bir hüznün sembolü değildir. Geçmişe duyulan özlemi, kaybedilen insanları, memleket duygusunu, ayrılığı, yalnızlığı ve tarih karşısında insanın yaşadığı kırılmayı taşır.

Ancak onun şiiri bütünüyle karanlık değildir. Gözyaşının yanında bahar, yağmur, ağaç, kuş, bahçe ve yol da vardır. Bu nedenle Kedkenî'nin şiirindeki hüzün, umutsuzluktan ziyade hafızanın hüznüdür. Kaybedilen şeyin hatırlanması, onun yeniden şiir içinde var olmasını sağlar.

Şiire gazelle başladı

Kedkenî'nin şiir hayatı klasik biçimlerle başladı. İlk döneminde gazeller yazdı; daha sonra Nîmâ'nın öncülüğünde gelişen modern şiire yöneldi. İlk şiir kitabı Zemzemehâ 1965'te yayımlandı. İranica da onun önce klasik gazel biçiminde yazdığını, ardından modern şiire yöneldiğini belirtir.

Bu geçiş çok önemlidir.

Çünkü Kedkenî klasik şiiri reddederek modernleşmedi. Klasik şiirin dilini, müziğini, imge dünyasını ve düşünsel mirasını modern şiirin içine taşıdı.

Onun şiirindeki modernlik, geçmişten kopuş değil, geçmişin yeniden yorumlanmasıdır.

Bu nedenle şiirlerinde klasik İran edebiyatının etkileri kolaylıkla hissedilir. Hâfız'ın müzikal dili, Mevlânâ'nın hareket ve dönüşüm duygusu, Horasan şiirinin güçlü doğa imgeleri ve tasavvufî arayışlar modern insanın yalnızlığıyla yan yana gelir.

Kedkenî'nin özgünlüğü, bu unsurları taklit etmemesidir. O Attâr gibi yazmaya çalışmaz; Attâr'ın açtığı düşünce alanını modern insanın dünyasına taşır.

Nişabur'un hafızası

Kedkenî'nin şiir dünyasının merkezinde Nişabur vardır.

Ama şiirdeki Nişabur yalnızca bir şehir değildir.

Nişabur, onun için çocukluk ve gençlik hafızasıdır; Horasan'ın kültürel mirasıdır; Attâr'ın ve Ömer Hayyam'ın şehridir; eski şiirin, bahçelerin, yolların ve kaybolan zamanın mekânıdır.

Bu nedenle Der Kûçeh-Bâğhâ-yi Nîşâbûr — Nişabur'un Bahçeli Sokaklarında adlı şiir kitabı onun edebî kimliğinin en önemli eserlerinden biri haline gelmiştir. Kitap 1970 yılında yayımlandı ve Kedkenî'nin geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmasında büyük rol oynadı.

Buradaki bahçeler yalnızca doğa manzarası değildir.

Bahçe, geçmişin kendisidir.

Sokak, hafızadır.

Yağmur, geçmişi geri çağırır.

Ağaç, zamanın karşısında kalabilen canlı bir tanıktır.

Bu nedenle Kedkenî'nin doğa şiiri, yüzeyde bir manzara şiiri gibi görünse bile çoğu zaman daha derin bir hafıza şiirine dönüşür.

“İyi Yolculuklar”

Kedkenî'nin en tanınmış şiiri **“Safar be Hayr — İyi Yolculuklar”**dır.

Şiir, bir yolculuk hazırlığı üzerinden ayrılığı anlatır. Şairin karşısında duran kişi ya da varlık gitmek üzeredir; geride kalan ise ona yolculuğunun iyi geçmesini diler.

Şiirin çok ünlü açılışında doğayla insan arasında kısa bir konuşma kurulur. Yolculuk etmek isteyen bir varlık, önündeki engelleri aşmak ve başka bir yere gitmek ister. Sonunda geride kalanların selamını çiçeklere ve yağmura ulaştırması istenir.

Şiirin gücü, basit görünen bu yolculuk imgesinin çok geniş bir anlam alanı oluşturmasından kaynaklanır.

İnsan sevdiğinden ayrılır.

Memleketinden ayrılır.

Çocukluğundan ayrılır.

Bazen hayatından ayrılır.

Bazen de ölüm bütün yolculukların sonuncusuna dönüşür.

Bu yüzden “İyi Yolculuklar” yalnızca bir ayrılık şiiri değildir. İran şiir geleneğindeki yolculuk, gurbet ve hasret duygusunu modern insanın deneyimine dönüştürür.

Şiirin Farsça konuşulan dünyada bu kadar geniş bir karşılık bulmasının nedeni de budur. Şiir, İran dışında da tanınmış; örneğin Leiden'de bir duvara işlenmiş ve Farsça konuşulan dünyada bazı mezar taşlarında kullanılmıştır.

Bir şiirin mezar taşına kadar ulaşması, onun yalnızca edebî bir metin olmaktan çıkıp insanların hayatındaki ortak duygulara dönüştüğünü gösterir.

Şiirin müziği

Kedkenî'nin şairliğini anlamak için onun şiir teorisine de bakmak gerekir.

Mûsîkî-yi Şi'r — Şiirin Müziği, İran şiirinin biçimsel ve işitsel yapısını ele aldığı en önemli çalışmalarından biridir. Kedkenî şiirdeki müzikaliteyi yalnızca vezin ve kafiyeden ibaret görmez; ses, ritim, tekrar, kelime seçimi ve şiirin bütün yapısı birlikte değerlendirilmelidir. Onun şiir anlayışında biçim ile anlam birbirinden ayrılmaz.

Bu nedenle Kedkenî'nin şiirlerini yalnızca sessizce okumak yerine yüksek sesle okumak daha açıklayıcıdır.

Şiirin ritmi, anlamın bir parçasıdır.

Bir kelimenin şiirdeki görevi yalnızca sözlük anlamı değildir; sesinin önceki ve sonraki kelimelerle kurduğu ilişki de önemlidir.

Bu yaklaşım onun klasik şiir bilgisiyle modern şiir anlayışının birleştiği noktadır.

“Fars Şiirinde Hayal Unsurları”

Kedkenî'nin doktora çalışmasından doğan Sûver-i Hayâl der Şi'r-i Fârsî — Fars Şiirinde Hayal Unsurları, Fars şiirinin imge dünyasını anlamak bakımından temel eserlerinden biridir.

Burada önemli olan yalnızca hangi şairin hangi mecazı kullandığı değildir. Asıl mesele, İran şairlerinin dünyayı nasıl hayal ettikleridir.

Bir gül neden yalnızca çiçek değildir?

Bir bahçe neden yalnızca bahçe değildir?

Yol neden ayrılık anlamına gelebilir?

Gece neden bazen sevgiliden uzaklığı, bazen tarihsel karanlığı temsil eder?

Kedkenî, şiirin arkasındaki bu hayal sistemini araştırır.

Böylece klasik şiiri yalnızca güzel dizeler toplamı olarak değil, kendi sembolleri ve düşünce biçimleri olan büyük bir kültürel sistem olarak ele alır.

Bu yaklaşım kendi şiirinde de görülür. Onun ağaçları, yağmurları, yolları ve bahçeleri çoğu zaman yalnızca gördüğü nesneler değildir; geçmişi ve insanın iç dünyasını taşıyan şiirsel araçlardır.

Attâr'ı yeniden okumak

Kedkenî'nin İran edebiyatındaki önemini yalnızca kendi şiirleri üzerinden değerlendirmek büyük bir eksiklik olur.

Onun klasik İran edebiyatına yaptığı en büyük katkılardan biri, Ferîdüddîn Attâr'ın eserlerini bilimsel yöntemlerle hazırlaması ve yeniden yayımlamasıdır.

Mantıku't-Tayr, Musîbetnâme, Esrârnâme, İlâhînâme ve Muhtârnâme gibi Attâr'a atfedilen eserler üzerinde çalışmış; metinleri yazma nüshalarla karşılaştırmış, açıklamalar ve kapsamlı notlar hazırlamıştır. Özellikle Kedkenî'nin hazırladığı Mantıku't-Tayr nüshası, önceki baskılarla karşılaştırıldığında önemli bir bilimsel çalışma olarak değerlendirilmiştir.

Bu çalışmaların büyüklüğü yalnızca sayfa sayısıyla ölçülemez.

Klasik İran şiirinin elimize ulaşan metinlerinde yüzyıllar boyunca meydana gelmiş kopyalama farklılıkları, eksikler ve hatalar bulunabilir. Bir araştırmacının görevi, mümkün olduğunca güvenilir bir metne ulaşmaktır.

Kedkenî bunu yaparken Attâr'ın şiirini modern okuyucuya yalnızca aktarmamış, metnin tarihsel ve dilsel bağlamını da açıklamıştır.

Bu yüzden İran edebiyatında iki ayrı Kedkenî vardır gibi görünür: Biri modern şiir yazan M. Serşek, diğeri Attâr'ın eski el yazmaları arasında çalışan akademisyen.

Aslında ikisi aynı kişidir.

Attâr ile modern insan arasındaki bağ

Attâr'ın şiirindeki yolculuk, arayış ve dönüşüm Kedkenî'nin modern şiirinde de yankılanır.

Fakat modern insan Attâr'ın dervişi değildir.

Onun yolculuğu başka bir dünyada gerçekleşir.

Modern insan memleketinden uzaklaşabilir, sevdiğinden ayrılabilir, geçmişini kaybedebilir, kendi toplumunda yabancılaşabilir. Bu nedenle klasik tasavvuf şiirinin “yolculuk” kavramı Kedkenî'de yeni bir anlam kazanır.

Attâr'da insan hakikati arar.

Kedkenî'de modern insan bazen kendi kaybolmuş anlamını arar.

Bu nedenle tasavvuf onun şiirinde doğrudan bir dinî söylem olmaktan çok, şiirin düşünsel hafızasının bir parçasıdır.

Hâfız ve şiirin hafızası

Kedkenî'nin klasik edebiyat çalışmalarının önemli bir bölümü Hâfız'a da uzanır.

2018'de Hâfız üzerine üç ciltlik İn Kîmyâ-yi Hestî — Bu Varlığın İksiri adlı çalışması yayımlandı. Eserin iki cildi Tahran Üniversitesi'nde verdiği derslerden, üçüncü cildi ise Hâfız'ın şiir söz varlığı üzerine yaptığı çalışmalardan oluşur.

Bu çalışma, Kedkenî'nin klasik şiire yaklaşımını anlamak için önemlidir.

Hâfız'ı yalnızca büyük bir şair olarak övmekle yetinmez; onun kelime dünyasını, şiirsel sistemini ve dilini araştırır.

Çünkü Kedkenî için klasik şairleri bilmek, yalnızca edebiyat tarihi öğrenmek değildir.

Farsçanın şiir olarak nasıl konuştuğunu öğrenmektir.

Nişabur, Attâr ve modern İran

Kedkenî'nin şiirindeki en ilginç özelliklerden biri, yerel olan ile evrensel olanı birleştirmesidir.

Nişabur çok belirli bir coğrafyadır. Horasan çok belirli bir kültürel alandır. Attâr çok belirli bir tarihsel şahsiyettir.

Fakat Kedkenî bu unsurlardan evrensel duygular çıkarır.

Bir şehir üzerinden memleket duygusunu, bir bahçe üzerinden çocukluğu, bir yol üzerinden ayrılığı, bir yağmur üzerinden geçmişi anlatabilir.

Bu nedenle onun şiirindeki coğrafya, sınırları aşan bir hafızaya dönüşür.

Modern İran'ın acısı

Kedkenî'nin şiiri İran'ın modern tarihinden bağımsız değildir.

  1. yüzyıl İran'ındaki siyasi çalkantılar, toplumsal dönüşümler, baskılar ve savaşlar onun kuşağının şiir dünyasını derinden etkiledi. Ancak Kedkenî'nin toplumsal şiiri çoğu zaman doğrudan slogan biçimini almaz.

Onun şiirinde siyasal olan çoğu zaman insanî bir görüntüye dönüşür.

Bir kayıp.

Bir sessizlik.

Bir yolculuk.

Bir yıkıntı.

Bir ülkeye duyulan özlem.

Bir insanın geçmişini hatırlaması.

Bu nedenle onun şiirini belirli bir siyasi dönemin propaganda metni olarak okumak mümkün değildir. Tarih şiirin içinde bulunur, fakat şiiri tarihin günlük diline indirgemez.

Bu özellik, Kedkenî'nin şiirini uzun ömürlü kılan unsurlardan biridir.

Şiirinde doğa

Kedkenî'nin doğa şiirleri, onun en sevilen yönlerinden biridir.

Fakat doğa onun şiirinde dekor değildir.

Ağaçlar zamanı temsil eder. Yağmur hafızayı harekete geçirir. Bahçeler çocukluğu çağrıştırır. Kuşlar uzaklığı ve özgürlüğü düşündürür. Yol ise hem fiziksel hem ruhsal bir hareket alanıdır.

Bu nedenle doğa ile insan arasında sürekli bir geçiş vardır.

Şair dışarıdaki manzaraya baktığında aslında kendi geçmişine de bakar.

Bu yönüyle Kedkenî'nin doğa şiirlerinde İran'ın klasik şiir mirasıyla modern lirik şiir birbirine yaklaşır.

“İkinci Binyılın Dağ Keçisi”

Kedkenî'nin olgunluk döneminin önemli eserlerinden biri Hezâre-yi Dovvom-i Âhû-yi Kûhî — İkinci Binyılın Dağ Keçisidir.

Başlıktaki dağ keçisi imgesi bile onun şiirinin temel karakterini gösterir. Ulaşılması güç bir yükseklik, yalnızlık, özgürlük, tehlike ve doğayla iç içe bir varoluş duygusu aynı imgenin içinde birleşir.

“İkinci binyıl” ifadesi ise bireysel hayatı çok daha geniş bir tarih duygusunun içine yerleştirir.

Kedkenî'nin şiirinde insanın ömrü küçüktür; fakat insanın hafızası binlerce yıllık bir kültürün parçasıdır.

Bu nedenle küçük bir canlı bile büyük bir tarih duygusunu taşıyabilir.

Şiir kitapları

Kedkenî'nin şiir külliyatının temelini Zemzemehâ ve Şebhânî ile başlayan, Ez Zebân-i Berg, Der Kûçeh-Bâğhâ-yi Nîşâbûr, Bûy-i Cûy-i Mûliyân, Ez Bûden u Serûden, Misli Deraht der Şeb-i Bârân ve Hezâre-yi Dovvom-i Âhû-yi Kûhî gibi kitaplarla devam eden eserler oluşturur. Bu kitapların farklı baskılarında tarihler değişebilmekle birlikte, özellikle Der Kûçeh-Bâğhâ-yi Nîşâbûr onun şiirsel şöhretinin temel taşlarından biri olarak öne çıkar.

Şiir kitaplarının adları bile onun poetikasını belli ölçüde gösterir. Yaprak, bahçe, yağmur, nehir, yol ve dağ gibi doğal unsurlar sürekli karşımıza çıkar. Ancak bu doğa unsurları, modern insanın hafızası ve yalnızlığıyla birleştiği için basit bir pastoral şiire dönüşmez.

Bir edebiyat tarihçisi olarak Kedkenî

Kedkenî'nin edebiyat araştırmalarını yalnızca yardımcı çalışmalar olarak görmek yanlış olur.

Fars Şiirinde Hayal Unsurları ve Şiirin Müziği gibi kitapları, Fars şiirinin nasıl kurulduğunu anlamaya çalışan kapsamlı teorik çalışmalardır. Ayrıca modern İran şiirinin toplumsal ve tarihsel zeminini ele alan araştırmaları ve Rus biçimcileri üzerine dersleri, onun edebiyatı yalnızca estetik bir alan olarak görmediğini gösterir. Klasik metinlerin tenkitli neşriyle modern şiir teorisi aynı akademik dünyanın parçalarıdır.

Bu nedenle Kedkenî'nin eserleri iki yönde okunabilir.

Şiirleri onun şiir hakkındaki düşüncesinin uygulamasıdır.

Araştırmaları ise onun şiirinin düşünsel arka planıdır.

Sâye'nin şiirlerini seçmesi

Kedkenî'nin yalnızca kendi şiirleriyle değil, çağdaşlarının şiir mirasıyla da ilişkisi vardır.

Hûşeng İbtihâc'ın, yani Sâye'nin şiirlerinden oluşan Âyine der Âyine — Aynada Ayna seçkisini hazırlaması, onun çağdaş İran şiirindeki konumunu da gösterir.

Bu tür çalışmalar onun yalnızca şair olmadığını bir kez daha gösterir.

Kendi döneminin şiirini değerlendiren, seçen, sınıflandıran ve sonraki kuşaklara aktaran bir edebiyat hafızasıdır.

Kedkenî'nin asıl meselesi: Hafıza

Kedkenî'nin bütün eserlerine birlikte bakıldığında, onun şiirinin merkezinde hafıza kavramının bulunduğu söylenebilir.

Nişabur hafızadır.

Attâr hafızadır.

Hâfız hafızadır.

Klasik şiirin vezni hafızadır.

Çocukluk hafızadır.

Doğa hafızadır.

Bir insanın arkasından söylenen “iyi yolculuklar” bile hafızadır.

Fakat hafıza onun için geçmişi olduğu gibi saklamak değildir.

Hatırlamak, geçmişi yeniden yorumlamaktır.

Bu yüzden Kedkenî'nin şiiri nostaljiye indirgenemez.

Nostalji geçmişe bakar ve “eskiden daha güzeldi” der.

Kedkenî ise geçmişe bakarak bugünü anlamaya çalışır.

Bu çok farklı bir tavırdır.

İran şiirindeki yeri

Kedkenî'yi İran modern şiirinin içinde değerlendirdiğimizde, onun konumu daha da belirginleşir.

Nîmâ, klasik şiirin dışına çıkarak şiirin biçimini değiştirdi.

Şamlû modern şiirin dilini ve düşünsel alanını genişletti.

Füruğ kadın deneyiminin ve bireysel varoluşun iç dünyasını dönüştürdü.

Bihbehânî gazeli içeriden yeniledi.

Kedkenî ise klasik şiirin büyük hafızasını modern şiirin içine taşıdı.

Bu nedenle Kedkenî'nin modernliği, biçimsel bir kopuştan çok kültürel süreklilik içinde gerçekleşen bir yenilik olarak görülebilir.

Onun şiiri “eski şiirin devamı” değildir.

Ama “eski şiiri unutmuş yeni şiir” de değildir.

İkisinin arasında çok daha zor bir yol seçer.

Geleneği bilerek modernleşmek.

Neden antolojinizde bulunmalı?

Şefîî Kedkenî'yi antolojinize almak, yalnızca önemli bir modern İran şairini eklemek anlamına gelmez.

Aynı zamanda İran şiirinin modernleşmesinin tek bir yönde gerçekleşmediğini göstermek anlamına gelir.

Çünkü İran şiirinde modernlik yalnızca serbest şiire geçiş değildir.

Klasik gazelin dönüştürülmesi de modernliktir.

Klasik imgelerin yeni anlamlar kazanması da modernliktir.

Eski şiirin müziğinin modern insanın duygusuyla birleşmesi de modernliktir.

Kedkenî bu üçünü aynı anda gerçekleştiren şairlerden biridir.

Onu özellikle önemli yapan başka bir nokta da şudur: Klasik İran şiirini gerçekten bilen bir modern şairdir.

Bu nedenle antolojinizde yalnızca şiirleriyle değil, İran şiirinin bin yıllık arka planına açılan bir kapı olarak da işlev görecektir.

Dosyada yer alması gereken şiirler

Kedkenî için hazırlanacak şiir seçkisinin merkezinde kesinlikle “İyi Yolculuklar” bulunmalı. Bunun yanında Nişabur'un Bahçeli Sokaklarında kitabından şiirler seçmek, onun coğrafya ve hafıza ilişkisini göstermek açısından çok değerli olacaktır. Ez Zebân-i Berg kitabından bir şiir, doğa ve insan ilişkisini; Bûy-i Cûy-i Mûliyân içinden bir seçim, klasik İran şiirinin modern şiirdeki yankısını; Hezâre-yi Dovvom-i Âhû-yi Kûhî içinden şiirler ise olgunluk dönemini gösterebilir.

Seçki yalnızca “en güzel şiirler” mantığıyla değil, Kedkenî'nin şiir dünyasını oluşturan farklı damarları gösterecek biçimde hazırlanırsa dosyanın değeri çok daha yüksek olur.

Sonuç: Şiirin geçmişi ölmez

Muhammed Rızâ Şefîî Kedkenî'nin İran edebiyatındaki yerini belirleyen en önemli özellik, geçmiş ile bugün arasında kurduğu ilişkidir.

O, Attâr'ı araştırırken yalnızca bir Orta Çağ şairini incelemez.

Hâfız'ı okurken yalnızca klasik bir divanı açıklamaz.

Nişabur'u yazarken yalnızca bir şehri anlatmaz.

Yağmurdan, ağaçtan ve yoldan söz ederken yalnızca doğayı tasvir etmez.

Bütün bunların içinde İran şiirinin uzun hafızası konuşur.

Kedkenî'nin şiirindeki modern insan, binlerce yıllık bir şiir geleneğinin tamamen dışında değildir. Onun yalnızlığı, özlemi, yolculuğu ve arayışı; Attâr'ın, Hâfız'ın, Mevlânâ'nın ve Horasan şiirinin bıraktığı izlerle birlikte var olur.

Bu nedenle Kedkenî'yi belki en doğru şekilde şöyle tanımlamak mümkündür:

Muhammed Rızâ Şefîî Kedkenî, İran şiirinin geçmişini korumakla yetinmeyip onu modern insanın duygularıyla yeniden konuşturan şairdir.

Onun şiirinde geçmiş bir müze değildir.

Yaşayan bir hafızadır.

Ve “İyi Yolculuklar”da olduğu gibi, bazen bu hafıza insana yalnızca tek bir şey söyler:

Nereye gidersen git, geçmişin şiirini yanında taşıyacaksın.