Kayboldu Kudüs
Nisan gözlü bir kızın bakışlarında
Nereye koşmalı şimdi, hangi savaşa
Hangi radyo stüdyosuna, ağlama duvarına
Dağları aştı bulut yüklü ordular
Ulaştı Mescid-i Aksa’ya sonbahar.
Yüreğin elinde şimdi, emniyette yüreğin
Kurumuş gözbebeklerin, kayboldu Kudüs
Sustu elektrogitar
Otur ve ağla şimdi
Kabolan Kudüs’e
O sahil sesine, o sevgiliye
Rüzgârda yiten şarkılara
Yaz adını, Abdülkadir Hüseyni’nin
Merhamet dilen ve yalvar şimdi
Kötü kaderlerin iyi cellatlarına
Sustu elektrogitar davul patladı
Ferman üflendi tarihin yalanlarına
Hüküm karanlık bir slogan gibi
Kazındı ağlama duvarına
Mescid-i Aksa boynu bükük
Sonsuza uzayan şarkılara eklendi
Rüzgârda yiten şarkılara
Düştü Kudüs, kayboldu Kudüs
Kapadı gözlerini ölüm uykusuna
Nereye koşmalı şimdi hangi diskoya
Hangi aşka, hangi duvara, hangi gözyaşına
Kayboldu Kudüs
Nisan gözlü bir kızın yağmurlarında.
Bir çiçek adı mı Küdüs?
Göçmen bir kuş mu?
Hayata seyirten deli bir kurşun mu yoksa?
Bunlar önemsiz sorular ve bakir
Çünkü sevmek için önce ölmeyi denemek gerekir
Daha acısı, hulahup yapan kızlar Kudüs’ün adresini bilmemektedir
Bir manolyadır belki, bir kırlangıçtır Kudüs
Ayrılıklara ölümlere bir başlangıçtır Kudüs.
Her çocuk bir insanlık trajedisine doğar orada
Kusarak emdiği doğum kontrol haplarını
Doğar sinema salonlarına, yangınlara, bombalara
Oysa ne telgrafı var hüznün ne telefon numarası
Ve bilmezler hulahup yapan kızlar
Hangi yolu yürürsenizdir Kudüs, o ateş dansı.
Kudüs duvarların kesiştiği yerdedir
Aşkların, acıların ve gözyaşlarının
Kesiştiği yerdedir
Yüreğin sızladığı yerdedir.
Göğün merdivenidir/yerdedir.
Hoyrattır Kudüs!
Savrulur okyanusuna
Kanın, tuzaklarla dolu dünyada
Karasevdanın adıdır Kudüs
Kemal Sayar
