Kalp Zamanı

INGEBORG:

“Hep aklımdasın, çok düşünüyorum seni, seninle konuşuyorum, senin o yabancı, siyah saçlı başını ellerimin arasına alıyorum, göğsündeki taşları itmek, karanfilli ellerini serbest bırakmak ve şarkı söylediğini duymak istiyorum.”

“Benim için sen Hindistanlısın ya da daha da uzak, karanlık, kahverengi bir ülkeden; benim için çölsün sen, denizsin, sır olan her şeysin. Hâlâ hiçbir şey bilmiyorum senin hakkında ve bu yüzden senin için korkuyorum, bizlerin burada yaptığı herhangi bir şeyi senin yaptığını hayal edemiyorum, ikimiz için bir saray kurmalı ve o sarayın içinde benim sihirli efendim olabilmen için seni yanıma almalıydım, orada halılarımız ve müziğimiz olacak, orada aşkı bulacağız.”

“Elime geçmeyecek bir şeye açlık duyuyorum, her şey sığ ve tatsız, yorgun ve daha kullanılmadan yıpranmış.”

“Beni Seine Nehri’ne götür, küçük balıklara dönüşene ve birbirimizi yeniden tanıyana kadar bakalım sularına.”

“Benim için sen, ‘sen’sin, benim için sen hiçbir şeyin ‘suçlusu’ değilsin. Tek bir kelime etmen gerekmez, ama en küçük kelimeye bile seviniyorum.”

“Ama artık senin için mümkün değilse ya da çoktan bir başka bir denize dalmışsan, beni, başkaları için boş bıraktığın elinle tut!”

“Hâlâ ara sıra sana karşı o deli ve şaşkın ve çelişkili yüreğimle sana gelmek istediğimi neden hâlâ hissetmiyorsun? Sana neden o kadar direndiğimi, bunu yapmaktan belki de neden asla vazgeçmeyeceğimi yavaş yavaş anlamaya başlıyorum. Seni seviyorum ve seni sevmek istemiyorum, çok fazla ve çok ağır geliyor, ama her şeyden önce seni seviyorum; bugün söylüyorum sana bunu, senin artık duymaman ya da duymak istememen tehlikesini de göze alarak.”

“Sana bütün hoşlukları, bütün sevgimi veriyorum, kabul edemeyeceğin bütün öpücükleri ve sarılmaları, bir düşünce boyu yanımda olmama izin ver…”

“Sevgili Paul, bugün kendime arzularımın, gerçek arzularımın ne olduğunu sorsam, kendimi yanıtlamaya tereddüt ederim, evet, hatta belki de arzu beslemenin hakkımız olmadıığını anlamış olabilirim, belli bir işi yerine getirmekle görevliyizdir belki de, hep yaptığımız şeylerin hiçbir etkisi yoktur, ama yine de sabah sekizden akşam altıya kadar bir sayfa üzerine bir tire çizmek ya da iki nokta üst üste koymak önemliymiş gibi davranmak zorundayızdır.”

“Hiçbir şey bunu değiştiremez, benim bir parçam hep senin yanında olacak, senin bir parçan da hep benim yanımda.”

“Il est indigne des grands coeurs de réprandre le troble qu’ils ressentent.” = Hissettiği karmaşayı etrafa yaymak yüce gönüllere yakışmaz.

“Beni düşündüğünü sık sık söylüyorum kendime. Sen de bunu söyle kendine, seni düşündüğümü.”

“Seni koruması için kimseden ricada bulunamayacağım da geliyor aklıma. Burada olduğunda sana sarılabileceğim kollarım var yalnızca, sana söyleyecek birkaç sözüm, adımı yazıp Paris’e yollamam için bir kâğıdım. Ah, Paul.”

Kalp Zamanı: İngeborg Bachmann/Paul Celan

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.