Ben yoksul değilim. Yoksul olan, yaşamak için çok fazla şeye ihtiyacı olandır.

Şair: Jose Mujica

"Bana en yoksul devlet başkanı diyorlar. Ben yoksul değilim. Yoksul olan, yaşamak için çok fazla şeye ihtiyacı olandır."

Yoksulluğu savunmuyorum. Sadeliği savunuyorum. Ancak sürekli büyümek isteyen tüketici bir toplum icat ettik. Büyüme olmazsa, bu üzücüdür. Gereksiz ihtiyaçlarla bir israf dağı icat ettik. Sürekli almalısın ve atmalısın. Boşa harcadığımız hayatlarımız aslında. Bir şey satın aldığımda ya da siz bir şey satın aldığınızda, karşılığında para vermiyorsunuz. Verdiğimiz aslında vaktimizdir. O parayı kazanmak için harcadığımız vakit. Arasındaki fark: Yaşamı satın alamazsınız. Yaşam akıp gider. Hayatı boşa geçirmek, özgürlüğünü kaybetmek, korkunç bir şeydir.”


"Tarih okumayan anlayamaz." 

"Politikayı anlamak için tarihi kişilikleri okumak gerekir." 

"Saf ırk, iğrenç bir düşüncedir." 

"Konuşmalarına biraz içerik kat…"

"Çocuk sahibi olmalısın. Benim olmadı çünkü başka şeylerle uğraştım."

"Ve senden geriye bir şeyler kalsın. Hep böyle düşünülmeli." 


“Şunu söyleyebiliriz ki dünyada çok daha paylaşımcı bir ortam yaratılabilirdi. Daha birlik içinde, kardeşçe yaşayan bir dünya inşa edilebilirdi. Amerika’da söylendiği gibi deniz sonsuzdur. Ve herhangi bir topluma dahil olamayan kişi sadece yoksuldur. Koca dünyada bir başına kalmıştır. Bu yalnızlığın acı tadını da öğrenmemek bilmemek için her zaman arkadaşlığa, birlik gibi değerlere çok önem vermek gerekir. Ve bu şekilde bulunduğumuz şehir gibi devasa şehirler ortaya çıkıyor. O kadar çok üzülesi durumda yalnız insan var ki. Eğer bu dünyaya sosyalizmi getirebilirsek ben de gururla sosyalist olduğumu söyleyebilirim. Ama hepimizin daha birlik içinde davranabileceğimiz, daha yardımlaşmacı bir toplumu elde edebilecek kadar sosyalist bir toplum inşa edemeyeceğiz.”

“Fikrimi açık konuşmalıyım. Bu bir kaynak noksanlığı değil. Bu bir idare eksikliği. Hükümetleri tasalandıran bir sonraki seçimi kimin alacağı, patronun kim olacağı... Güç için itişiyoruz ve insanları ve dünya meselelerini unutuyoruz. Kriz, çevreden, doğadan değil. Siyasi. Uygarlığımız, tüm gezegenin mutabakatına ihtiyaç duyulan bir aşamaya ulaştı. Ve biz bakışlarımızı bundan kaçırıyoruz. Şovenizim ve egemenlik hırsıyla körleşmişiz, özellikle en güçlü ülkeler. Örnek olmaları gerekiyordu! 25 yıl olmuş Kyoto’da anlaşalı. Hala en basit önlemleri almak için bile ayak diriyoruz. Yazık! İnsan pek ala kendini yok etmeye muktedir tek hayvan olabilir. Önümüzdeki ikilem bu. Sadece yanılıyorumdur diye umuyorum. İnsan doğası öyle bir yapıda ki, kolaylık içinde geçen bir yaşam yerine acıyla yoğrulmak daha öğretici oluyor. Izdırap çekelim demiyorum. Ama insanların anlamasını istediğim nokta şu: kendini her an yeniden toparlayabilirsin; Sıfırdan başlamak her zaman değerlidir. Bir kere veya bin kere, hala hayatta iken… Hayatta en yüce ders bu. Başka bir deyişle, vazgeçene kadar kavgayı kaybetmemişsindir. Mücadeleyi, hayalinden vazgeçerek terk edersin. Mücadele, hayal, yere serilmek, gerçeğin sillesini yemek, budur varoluşumuzu veya yaşadığımız hayatı anlamlı kılan. Kin besliyor iken bir hayatın olamaz. Kısır döngülere hapsedemezsin hayatını. Bildiğim, hayatın kederi asla iyileştirilemeyecek. Kimse hayatı geri saramaz. Yaralarını sarmayı ve yüzünü geleceğe dönmeyi öğrenmen lazım. Vaktimi yaralarımı yalamakla geçiriyorsam, hiçbir yere varmıyorum. Hayatı önümüze serilmiş bir yol olarak görüyorum. Önemli olan yarın. Bana söylediler, uyardılar, eski bir deyimmiş: geçmişi hatırlamalısın ya da tekrar etmeye mahkûmsun. İnsan ne demek biliyorum: Toynağı aynı taşa yirmi kere vurabilen tek hayvan! Her nesil kendi tecrübesinden öğrenir, ötekilerden değil. İnsanlığı idealize etmiyorum. Başkasının tecrübesinden ne öğrenilebilir. Sadece kendimiz ne yaşadıysak onu öğrenebiliriz. Neyse, bu benim hayat görüşüm. Görülecek hesabım yok.”

“Yaşlandıkça şunu farkedeceksin, 1 dolarlık bir kol saati ile 500 bin dolarlık bir kol saati aynı zamanı gösterir. Mutluluk materyalist şeylerde aranmaz.”

"Ben insanların geceleri yatacak bir saçak altı bile bulamadıkları bir dünyada başkalarının 500 metrekarelik malikanelerde yaşamasını anlamıyorum!"

"Güç insanları değiştirmez, sadece gerçekte kim olduklarını ortaya çıkarır."

"Ben yoksul değilim, sadece aklım başımda. Bir şeyi paranızla değil, hayatınızın o parayı kazanmak için harcadığınız kısmıyla alırsınız. Az harcarsam sevdiğim şeyleri yapmak için daha fazla zamanım olur. Özgürlük budur. Basit bir hayat sürüyorum ama varoluş şeklimi kimseye dayatmak istemiyorum. İnsanların çok mutsuz yaşaması beni endişelendiriyor; hep ödenecek borçlar var, para yetmiyor, ümitsizler. Bunun bir sınırı olması lazım. Bunu uzun süre hiçbir şeyim olmadan hücrede kaldığımda öğrendim. Bana yatak verdikleri gece mutlu olmuştum çünkü. Sonuçta dünyaya gelirken çıplağız, dünyadan ayrılırken de.”

"Ara sıra benimle birkaç laf eden bir gardiyanı hiç unutmuyorum. Bir keresinde …gayet ciddi bir tavırla 'ileride aranızda kaç bakan çıkacak bakalım?' diye zihnimi kurcalayan bir soru sordu."

"Bu Maceralı hayatım bir suç değildir. Sadece diğer devlet başkanlarınkinden farklı bir hikâyem var ve yaşadıklarım önüme çıkanların bir sonucudur."

"Gününüzün kaç saatini çalışarak, kaç saatini sevdiklerinizle, kaç saatini kendinizle geçirdiğinizi hiç düşündünüz mü? Hepimizin günde ortalama 8 saat çalıştığını düşünürsek bir haftada 40 saatimiz, 1 ayda 160 saatimiz, 1 yılda 1920 saatimiz, 50 yıldaysa 96.000 saatimiz, yani neredeyse 11 yılımız sadece çalışarak geçiyor. Tabii trafik, yemek, ekstra mesailer ve hafta sonu çalışmaları hariç, iyimser bir hesaplamayla… Ortalama yaşam süremizin 70 yıl olduğunu ve bu 70 yılın 23 yılını uykuda geçirdiğimizi düşünürsek, hayatınızın 5’te birini para kazanmak için ‘harcamak’ sizce ne kadar mantıklı? Gerçekten bu kadar fazlasına ihtiyacımız var mı yoksa kendi yarattığımız sistem mi bize buna zorluyor?"

"Tüketimcilik bu kültürün bir parçasıdır. Kapitalizmin sonsuz birikim mücadelesi için ihtiyaç duyduğu bir ahlaktır. Kapitalizm için en büyük felaket, bizim satın almayı bırakmamız ya da çok az almamızdır. İşte bizleri kuşatan tüketim kültürü de bu hakikatten doğmuştur. Kapitalist bir sosyal sistem sadece mülkiyet ilişkilerinden ibaret değildir; aynı zamanda topluma yayılmış, üzerine konuşulmayan bir değerler bütünüdür. Bu değerler herhangi bir ordudan çok daha güçlüdür ve bugün kapitalizmi ayakta tutan ana güç budur."

"Mesela solcu liderlerimize ne oldu? Solcu liderler hastalıklı bir şekilde kapitalist kültürün içine gömüldüler ve bu yüzden yaşam tarzları mücadeleleriyle tutarlı bir mesaj içermiyor. Bakın, ben başkan olduğumda yoksul olduğumu söylediler ama bana dair hiçbir şey anlamadılar! Ben yoksul değilim. Yoksul, çok şeye muhtaç olana denir. Benim hedefim bir stoacı olmak. Ve gerçek şu ki, dünya eğer bir miktar sadelikte yaşamayı, harcamamayı, israf etmemeyi yakında öğrenmezse, gezegenimiz hayatta kalamayacak."

"Dürüst olmak gerekirse artık ölüyorum, bir savaşçının dinlenmeye hakkı var. Vatandaşlarımla vedalaşmak istiyorum. Beni Sakoya ağacının altında, köpeğimin yanına gömün."


José Mujica (20 Mayıs 1935 - 13 Mayıs 2025)

Kategori: Röportaj
Yayınlanma: 31.07.2026