Yanağını pencereye dayamış
Karşı sokağa bakıyor çocuk
Mor entarisinden sızıyor yürek tıpırtısı
Elleri beyaz bir limon çiçeği
Gamzelerinden dokunuyor hayata
Yoldan bir adam geçiyor, kırkında
Yanında bir oğlan beşinci sınıfta
Hüzünlü bir şarkı söylüyor
Bal gibi tatlı söylüyor
Mavi gömleğinin omzunda
Ay ışığıyla serçeler yıkanıyor
Kelimeleri kalmamış sorulardan
Yaralı dizlerini saklıyor
“Hiç acımadı ki” diyor
Penceredeki yanağı yaşlı kız
Bir de gece ona inanmış gibi yapıyor
Sesleniyor canhıraş adam
Hey..! Gül bakışlı,
Bakışı nazlı kız
Ağlama gözünü seveyim
Gözünde gül saklı kız
Sen gün kaçkını bir serçesin
Ben nefesini kaybetmiş martı
Denizi olmayan şehirlerin yoksulu
Sen yanağını yaslayıp ağlayınca geceye
Saklanamıyor şiir bulduğu her heceye
Yakuttan gözlerine bakınca hayırsızın
Kızın düşleri devriliyor akasyaların tenhasına
Tanıdık bir selam gibi yeniden sarılıyor aşka
Yol bin yıl oluyor
Hani hayat bıraksa ayaklarımı diyor
Koşup kanatlanacak
Taylar kıskanacak göğsümün seğirtişini
Hey..! Gül bakışlı,
Bakışı nazlı kız
Ağlama gözünü seveyim
Gözünde gül saklı kız
(Saat Oniki’yi çoktan geçti
Hayat önünde zor bir soru gibi duruyor
Sus, sus ve uyu şimdi )
Şahan Çoker