Her Şey Maşuk Olur, Âşık Kalmaz
Sevânihü’l-Uşşâk — Âşıkların Halleri
Farsça aslı:
همه معشوق بود و عاشق نه،
همه ناز بود و نیاز نه،
همه یافت بود و دربایست نه،
همه توانگری بود و قلت نه،
همه عزت بود و ذلت نه.
Her şey maşuk olur, âşık kalmaz;
her şey nâz olur, niyaz kalmaz;
her şey buluş olur, ihtiyaç kalmaz;
her şey zenginlik olur, yoksulluk kalmaz;
her şey izzet olur, zillet kalmaz.
Ahmed Gazali
Bu kısa parça, Ahmed Gazzâlî'nin aşk düşüncesinin en yoğun ifadelerinden biridir. Çünkü burada aşkın sonucu sevgiliye kavuşmak olarak değil, âşığın kendi varlığının çözülmesi olarak gösterilir.
İlk cümle her şeyi söyler:
“Her şey maşuk olur ve âşık kalmaz.”
Burada âşık sevgilisine sahip olmaz. Tam tersine, âşık olma hâlinin kendisi ortadan kalkar.
Çünkü âşık ile maşuk arasında bir ayrılık bulunduğu sürece aşkın iki kutbu vardır: seven ve sevilen. Gazzâlî'nin sözünü ettiği aşkın en ileri noktasında ise bu ikilik çözülür.
Bunun ardından gelen karşıtlıklar bu düşünceyi adım adım tamamlar:
Nâz → niyaz
Sevgilinin nazı karşısında âşığın niyazı vardır. Biri istemez; diğeri ister. Biri kendisine yönelinmesini bekler; diğeri yönelir.
Fakat aşk kemale erdiğinde:
“Nâz kalır, niyaz kalmaz.”
Çünkü artık isteyen ayrı bir âşık yoktur.
Ardından:
Buluş → ihtiyaç
Vuslat gerçekleştiğinde ihtiyaç da ortadan kalkar. Çünkü ihtiyaç duyacak ayrı bir “ben” kalmamıştır.
Sonra:
Zenginlik → yoksulluk
Sevgili her şeydir; âşık ise sahip olan değil, sahip olunan konumundadır. Aşkın sonunda âşığın yoksulluğu bile ortadan kalkar; çünkü kendisini ayrı bir varlık olarak değerlendireceği ölçü artık yoktur.
Son karşıtlık ise en dikkat çekicisidir:
İzzet → zillet
Başlangıçta âşık sevgili karşısında zelildir, sevgili ise azizdir. Fakat nihai noktada “zillet” kavramı da ortadan kalkar. Çünkü artık üstün ve aşağı olan iki ayrı taraf yoktur.
Metnin asıl paradoksu
Gazzâlî'nin burada söylediği şey aslında şudur:
Aşkın amacı iki kişiyi birbirine bağlamak değil, aralarındaki ikiliği ortadan kaldırmaktır.
Bu nedenle metinde dikkat çekici biçimde “âşık” kelimesi giderek silinir.
Başlangıçta:
Âşık — Maşuk
Sonra:
Niyaz — Nâz
Sonra:
İhtiyaç — Vuslat
Sonunda:
İzzet — Zillet
Ve bütün bu karşıtlıkların bir tarafı ortadan kalkar.
Bu yüzden metnin son derece güçlü bir düşüncesi vardır:
Aşkın sonu kavuşmak değil, ayrılığın mümkün olduğu “ben”i kaybetmektir.
Bu bakımdan Gazzâlî'nin aşkı, alışılmış sevgili şiirlerinden oldukça farklıdır. Burada âşık sevgiliyi elde etmeye çalışmaz; sevgilinin karşısında kendisini bırakır.
“Mâzursun”da gördüğümüz teslimiyetin daha ileri bir aşaması da burada ortaya çıkar.
“Mâzursun”da âşık hâlâ vardır ve sevgilinin kendisine yaptığı eziyeti bile bağışlar.
Burada ise:
Âşık kalmaz.
İşte Gazzâlî'nin aşk anlayışındaki en büyük dönüşüm budur:
Önce sevgiliye teslim olursun.
Sonra teslim olan “ben” bile ortadan kalkar.