Hayat, teselli olmaktır
Yusuf Hemedâni- Rutbetu'l-Hayat

Bu metin, Yusuf Hemedânî'nin insan hayatını “teselli” kavramı üzerinden tanımlaması bakımından çok güçlü. Fakat burada “teselli”yi yalnızca üzüntüyü hafifletmek anlamında okumamak gerekiyor. Hemedânî'nin kastettiği şey, insanın hayatını neye bağladığı, neyle ayakta kaldığı.
“Hayat, teselli olmaktır.”
İlk cümle oldukça iddialı:
Hayat, teselli olmaktır.
Burada hayatın ölçüsü “ne kadar yaşadığımız” değil, neyin bize yaşama gücü verdiği olarak belirleniyor.
İnsan yalnızca biyolojik olarak yaşamaz. Bir şeye tutunur, bir şeyden anlam ve huzur devşirir. İşte Hemedânî bunu “teselli” olarak adlandırıyor.
Dolayısıyla cümleyi şöyle açabiliriz:
İnsan, kendisini ayakta tutan şeyle yaşar.
Para, başarı, insan sevgisi, aile, sanat, şöhret, eğlence, inanç, dua, Allah zikri...
Bunların her biri insanın hayatındaki bir “teselli kaynağı” olabilir.
“Kişi teselli bulduğu şeyle yaşar”
Metnin en psikolojik cümlesi bence burası:
Kişi teselli bulduğu şeyle yaşar, onunla hayattadır.
Çünkü insanın gerçek bağlılığını sözlerinden çok teselli aradığı şey gösterir.
Bir insan:
“Benim için para önemli değil.”
diyebilir.
Ama bütün huzurunu parasında buluyorsa, Hemedânî'nin ölçüsüne göre para ile yaşamaktadır.
Bir başkası:
“Şöhret umurumda değil.”
diyebilir.
Fakat sürekli başkalarının beğenisini arıyorsa, tesellisini orada buluyordur.
Bu açıdan metin, insanın kendisine şu soruyu sorduruyor:
“Ben sıkıştığımda, yalnız kaldığımda, korktuğumda, üzgün olduğumda neye dönüyorum?”
Cevap, insanın gerçekte neyle yaşadığını gösterir.
Dünya ile yaşayan / Mevlâ ile yaşayan
Hemedânî daha sonra iki insan tipi oluşturuyor:
Dünyanın oyuncaklarıyla teselli olan kişi “dünya ile yaşayan”;
Rabbinin zikri ve meşguliyeti ile teselli olan kişi ise “Mevlâ ile yaşayan” insandır.
Burada “oyuncak” kelimesi çok önemli.
Dünya tamamen değersiz olduğu için “oyuncak” değildir. Hemedânî'nin kastı, geçici olanı nihai amaç haline getirmek.
Para, makam, eğlence, sahip olduklarımız, insanların ilgisi...
Bunların hepsi geçici.
Sorun bunlara sahip olmak değil.
Sorun, insanın tesellisini bunlara bağlaması.
Çünkü tesellisini geçici olana bağlayan kişi, geçici olanla birlikte sarsılır.
Buna karşılık “Mevlâ ile yaşayan”
Buradaki fark yalnızca dindarlık düzeyi değildir.
Hemedânî “Mevlâ ile yaşayan” derken insanın merkezini değiştiriyor.
Dünya ile yaşayan insanın huzuru:
Dışarıdan → içeriye
doğru gelir.
Mevlâ ile yaşayan insanın huzuru ise:
İçeriden → dışarıya
doğru yayılır.
Dış dünya değişse bile içerideki dayanak değişmez.
Bu nedenle metnin merkezinde aslında teselli değil, dayanma noktası vardır.
“Bu geçici yurtta...”
Bence metnin en güzel dönüşü burada:
“Bu geçici yurtta...”
Dünya “yurt” olarak adlandırılıyor ama hemen önüne “geçici” kelimesi getiriliyor.
Bu, insanın dünyadaki konumunu belirliyor:
Buradayız ama buraya ait değiliz.
Bir misafir gibi.
Ve geçici bir yurtta yaşayan insanların birbirlerine karşı en büyük görevlerinden biri:
“Teselli.”
“Birbirimize en büyük vazifemiz tesellidir.”
Bence metnin en insani cümlesi budur.
Çünkü burada Hemedânî'nin düşüncesi yalnızca mistik bir öğreti olmaktan çıkıyor ve ahlâka dönüşüyor.
Bir insanın diğerine yapabileceği en büyük iyilik bazen onun problemini çözmek değildir.
Onu yalnız bırakmamaktır.
Birinin acısını hemen ortadan kaldıramayabiliriz.
Ölümünü geri çeviremeyiz.
Kaybını telafi edemeyiz.
Kırılmış kalbini onaramayabiliriz.
Ama onun yanında bulunabiliriz.
Teselli edebiliriz.
Bu nedenle “teselli”, burada basitçe:
“Üzülme.”
demek değildir.
Hatta gerçek teselli çoğu zaman “üzülme” demez.
Şunu söyler:
“Üzüntünün içinden geçerken yalnız değilsin.”
Metnin çok güzel bir paradoksu
Başlangıçta:
“Kişi teselli bulduğu şeyle yaşar.”
deniyor.
Sonunda ise:
“Birbirimize en büyük vazifemiz tesellidir.”
deniyor.
Böylece iki tür teselli ortaya çıkıyor:
İnsanın kendisinin bulduğu teselli
ve
başkasına verdiği teselli.
İlki insanın hayat kaynağını gösteriyor.
İkincisi ise insanın ahlâkını.
Ve bence Hemedânî'nin metnini çok güzel özetleyen cümle şu olabilir:
İnsan neyle teselli bulduğunu seçerek nasıl yaşayacağını; başkasını nasıl teselli ettiğini seçerek nasıl bir insan olduğunu gösterir.