Hani

Bir tedirginlik, huzursuzluk doğacak içinde, onun ile yanyana, yüzyüze olunca— o denli yabancı düşmüş olacaksın ki yaşamının kendi, sahici anlamına, aykırılık duyacaksın

ondan— ancak o zaman anlayacaksın, nasıl tam da senin kendi anlamın –ta kendin- olduğunu onun: o yıllar boyunca kendine ne denli aykırılaştığını— ama o da hemen duyacak, duyumsayacak senin duyduğunu: suskunlaşacak, kapanacak, uzaklaşacak…

Anlamayacaksın—
Çünkü, işte, temiz değilsin ki…
Ne çok yalan barınıyor oranda-buranda— ne çok sahtelik…
Ne çok sensizlik— sende…
Ne çok sensizsin sen—
ne çok sensiz sen…
Şimdi işte— olanak: sen ol sen.

Duyduğun garip tedirginliği, huzursuzluğu da çözümlemelisin: O senin en önemli şeyin (Herşeyin)— işte: yaşamının anlamı olduğu halde (olduğunu en içinde duymana, bilmene, yaşamana rağmen), rahatsız, sanki iğne üstünde hissedeceksin kendini— o da hemen hissedecek bunu, tabii ki: suskunlaşacak, hırçınlaşacak…

Buğu, aslında, heryerdedir—

—göremeyen, sensindir…

silemeyen sensindir—

sana aldırmaz; öyle hemen de çıkıp gelmez sana, sen onu ne denli bekliyor olsan da.

senin beklemen: bir boşunalık duygusudur yalnızca;gerçekler içinde hayallerin; olup-bitenler içinde olamayacakların düşlenmesi -boyuna ve boşuna bir düşüş- oysa o, gelişmektedir. sana doğru. sen hiç bilmeden -beklerken, bilmeden.

senin beklediğindir o; ama sen, bilmiyorsundur. gelmeyeceğini sanarsın. yıllar geçtikçe,hatta, hiç gelmeyeceğini bildiğini sanarsın -yıllar geçer, emin olduğunu da sanarsın,artık hiç gelmeyeceğinden.

senin beklemen: hüzünlü ama dingin bir umutsuzluktur; bir an önce bitirip gitme isteği çökmüştür üzerine -hatta bitiremeyeceğini de bildiğin birçok şeye aldırmazca ve umarsızlıkla girişip, hepsini yarım bırakıp gitmek, bir ayartı kadar keskindir artık.
-yaşamının anlamı bulunmamıştır, bulunmayacaktır- -o, gelmeyecektir- ya;sonuçsuz bir son olarak, ölüm, gelebilir, artık, işte…

hani çiçekler vardır -sanarsın, hep tomurcuk kalacaklar (öylesine uzun sürmüştür ki gelişmeleri, serpilmeleri, olgunlaşmaları); oysa, gün gelir, inanamadığın bir hızla, pırıl pırıl açıverirler ya -işte, öyle: birdenbire geliverir yaşamının anlamı.

yıllar sürer, çünkü, o küçücük tomurcuğun gelişmesi, sonra çiçeklenmesi; sonra olgunlaşması, meyveye duracak hale gelmesi. yıllar ve yıllar…
meyve: olgunluktan çürümeye geçiş olacaktır; ama, yokluktan varlığa da…yaşamdan ölüme; ama, bir o kadar da, ölümden yaşama…

yıllar önce görmüşsündür onu -bir an için, tek bir kez.ufacık.belirsiz.uçucu.yalnızca, içinden, “ne güzelsin” demişsindir; “kalsan ya biraz” bile diyemeden -zaten bilmiyorsundur deyimi o zamanlar.

bir karışıklık ve geçip gidicilik içinde yalnızca: anlık bir görüntü.bir görünüm, bir yüz, bir çehre -birkaç renk içinde.esintili bozkır tepesinde(bir tür bahardır) ak bir kızıltı. kötü bir çivit mavisi ve yapışkan bir beyaz içinde. yanında sapsarı birşey…

geçip gitmiş, silik; hep de silinen bir anı. küçücük. zorlukla anımsadığın (o gün niye orada olduğun bile belirsizdir), hiçbir anlam veremediğin; kavramak şöyle dursun, daha nereye -hengi yerine- koyacağını bile bilemediğin bir an – ani bir anı olacak herşey…

işte, pencerenin camında yavaştan biriken buğu gibidir – gözünü tamamiyle kapayacak körlük – : görünüşünü tamamiyle örtmeye yönelmiştir; ama, açık bakışının da hangi

noktada olanaklı olduğunu (bahar’ın ne zaman ve nasıl geleceğini) sana bildiren, gene, odur…

sonra, işte, yıllar sonra (yarıyı çoktan aşmış ömür sonra) gelir:
“işte o benim” der – “bendim o işte…”
savaştır yaşamının anlamı..
Sana aldırmaz, öyle hemen de çıkıp gelmez sana, sen onu ne denli bekliyor olsanda…
Senin beklemen: bir boşunalık duygusudur yalnızca; gerçekler içinde hayallerin olup bitenler içinde olamayacakların düşlenmesi boyuna ve boşuna bir düşüş; oysa o, gelişmektedir. Sana doğru, sen hiç bilmeden beklerken, bilmeden.
Senin beklediğidir o: ama sen bilmiyorsundur. Gelmeyeceğini sanarsın. Yıllar geçtikçe hatta hiç gelmeyeceğini bildiğini sanarsın yıllar geçe hatta emin olduğunu da sanarsın artık hiç gelmeyeceğinden.

Senin beklemen: hüzünlü ama dingin bir umutsuzluktur; bir an önce bitirip gitme isteği çökmüştür üzerine Hatta bitiremeyeceğini de bildiğin birçok şeye aldırmazca ve umarsızlıkla girişip, hepsini yarım bırakıp gitmek bit ayartı kadar keskindir artık.
Yaşamının anlamı bulunmamıştır, bulunamayacaktır o, gelmeyecektir ya; sonuçsuz bir son olarak, ölüm gelebilir artık, işte…
Neler geçirmiş neler çekmiş nereleden geçmiş sana gelene kadar hepsini öğrenmek gerekecek. Nasıl olmuş da gelişmiş sana doğru nereden bilmiş nasıl bilmiş senin sen olduğunu kendisininde kendisi o;
çağırdığın ve beklediğin olduğunu
bilemeyeceksin ama eminsin bundan; işte o…

Oruç Aruoba

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.