Bir kuş ölmeye varırsa, ötüşü yaslı ve dokunaklı olur.

Bir dostun uzaklardan gelmesi insana neşe vermez mi?

*

Her günün sonunda kendime üç soru sorarım: Başkalarının işini yaparken vefasızlık ettim mi? Dostlarımın güvenlerini boşa çıkardım mı? Verdiğim öğütleri savsakladım mı?

*

Emrinde olanlara doğru zamanda doğru vazifeler ver.

*

Asil adam, ana babasına hizmette  ve yaşlılara hürmette kusursuz; ağırbaşlı ve dürüst, iyiliğe yakışır hareket edendir. Özünde taşıdığı iyilikten ötürü samimidir. Bütün bunları yaptıktan sonra yine takati kalmışsa, o zaman şiir ve sanatla alakadar olur.

*

Efendi buyurdu: “Babanız hayattaysa, onun yolundan gidin. Eğer ölmüşse, yaşarken yapıp ettiklerini yapın. Üç yıl boyunca babanızın yolundanm hiç ayrılmazsanız, işte o zaman size iyi evlat denir.”

*

Anlaşılmamaktan rahatsızlık duymam. Bana asıl rahatsızlık veren, başkalarını anlayamamaktır.

*

Övgüler Kitabı’nın üç yüz şiiri tek cümlede gizlidir: Hiçbir zaman ahlâksızlık düşünme.

*

İnsanlara yasalarla hükmedip hayatlarını cezalarla düzenlersen suç işlemekten geri dururlar, fakat içlerinde utanç hissi yer etmez. İnsanlara erdemle hükmedip hayatlarfını töreyle düzenlersen içlerinde utanç hissi yer eder ve doğru olanı kendi başlarına bulurlar.

*

Ana babanın tek endişesi senin esenliğindir.

*

Her şeye iki gözün açık bak, sana tehlikeli görünenden uzak dur ve başkalarıyla münasebetinde dikkatli ol; böylelikle pişmanlıkların azalır. Sözünü hatasız söylemek ve pişman olacağın şeyleri yapmamak; işte aradığın yükselme bundadır.

*

Ne yapmalıyım ki insanlar bana hürmetkâr ve sadık olsun, benim için faydalı işler yapsınlar?
Efendi cevap verdi: “Onları onurlandırırsanız size hürmet ederler. Onlara sevgi ve şefkat gösterirseniz size sadık olurlar. Onların hünerlerini geliştirir ve hünersiz olanları eğitirseniz sizin için faydalı işler yaparlar.”

*

Yol’u tutan bir usta hâlâ eski püskü elbisesinden ve kuru ekmeğinden dert yanıyorsa, ondan öğrenecek hiçbir şeyiniz olmaz.

*

Belki hizmetini gördüğünüz ana babanızla küçük meselelerde ayrı düşersiniz. Böyle zamanlarda sözünüze kulak asmazlarsa, hürmetinizi artırmaktan başka bir şey yapmayın. Sizi paylasalar bile onlara karşı bir söz söylemeyin.

*

Ana babası hayatta olan kişi onları bırakıp uzaklara gitmesin. Eğer gitmeye mecbursa, güzergâhı belli olsun ve dönüp geleceğinden şüphe ettirmesin.

*

Ana babanızın yaşını hiç aklınızdan çıkarmayın. Bu sizin için hem mutluluk, hem endişe kaynağı olsun.

*

Eski zaman insanları hevesli olmazdı; çünkü o zamanlarda özle sözün birbirini tutmamasından çekinilirdi.

*

Bir efendiye hizmette fazla şikâyet gözden düşmeye neden olur. Dostluklarda fazla şikâyet araya mesafe koyar.

*

Artık vazgeçmenin vaktidir; kendi hatasını görebilen ve ayağı taşa değdiğinde kendinden bilen birini bulamadım.

*

Artık benim çöküşüm ne kerteye vardı ki, Zhou Efendisi’ni düşümde görmeyeli uzun zaman olmuş.

*

Bir kuş ölmeye varırsa, ötüşü yaslı ve dokunaklı olur. İnsanoğlu ölmeye varırsa, sözlerine kulak verilmelidir.

*

Dürüstlük ilkesini karşılık beklemeden tutun ve öğrenmeye aşkla bağlanın; İyi’nin Yol’una ölünceye kadar dört elle sarılın. Tehlikeli illere hiç varmayın; düzeni bozulmuş illerde konaklamayın. Bir ilde bütün insanlar Yol’a sadıksa aralarına karışın; eğer değillerse inzivaya çekilin. Unutmayın: Yol’a sadık bir ilde yoksul ve sefil olmak; Yol’dan sapmış bir ildeyse zengin ve itibarlı olmak utanç vericidir.

*

Kendi vazifenizle alakalı olmayan hükümet ve siyaset meselelerini tartışmaktan uzak durun.

*

Zümrüd-ü Anka hiç kimseye görünmedi, Sarı Nehir de güzergâhını göstermedi. Benim için her şey buraya kadardı.

*

Henüz hiçbir adamla tanışmadım ki, erdemden kadın teni kadar hoşlanıyor olsun.

*

Hiç şüphesiz, bazı çiçekler meyve veremeyeceği gibi bazı filizler de çiçek olamaz.

*

Üç ordunun kumandanı zorbalıkla vazifeden alınabilir; fakat alelade bir insan bile olsa, iradesini zorbalıkla elinden alamazsınız.

*

Yaban çileğinin çiçekli dalı,
Nasıl da kıvrak atılır geriye doğru!
Elbette ben seni düşünüyorum,
Çünkü uzak düştüğüm tek yer senin evindir.

Efendi şöyle buyurdu: “Gerçekte düşündüğü o kadın değildi Eğer öyle olsaydı, uzaklığın sözü bile edilmezdi.”

*

Efendi, Yan Hui’nin ölümü üzerine ağlamayı aşırıya vardırmıştı. Öğrenciler ona sitemli bir tavırla dediler: “Efendimiz, bu keder aşırıya varmadı mı?” Efendi şöyle buyurdu: “Bu keder aşırıya mı vardı? Bu delikanlının ardından aşırı kederlenmeyeceksem, kimin ardından aşırı kederleneceğim?”

*

Efendi Kuang’a vardığı anda etrafı sarılmış, Yan Hui ise epeyi arkasında kalmıştı. Sonraları Efendi ona dedi: Öldüğünü düşünmüştüm.” Yan Hui şöyle cevap verdi: “Siz burada olduğunuz sürece, Efendimiz, ölüme atılacak kadar cesur davranabilir miydim?”

*

İyi insan, konuşmaktan imtina edendir.

Konfüçyüs
Sözler / Tercüme. Birdal Akar / Ötüken 2017

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.