– mektuplarımı aldın mı?
– üç mektup aldım, yanımdaydı, verdiğin kitapla birlikte
– ben yüzüç tane göndermiş olmalıyım
– bana yazdın mı?
– her fırsat bulduğumda, eğer almadıysan özetleyebilirim
– hayır
– ”umarım iyisindir, umarım düşüncelerindeyimdir, karanlık bir yere kaymamı önleyen şey sadece sensin”
– ben bunu nasıl yaptım, birbirimizi tanımıyorduk bile, sadece birkaç saniyeydi..
– binlerce saniye… ve her biri küçük bir kese elmas gibiydi… gerçek veya sahte olmaları önemli değildi, boynunun şekli bu gerçek.. seni kollarımın arasında hissedişim, kendime çekişim.. bu gerçek…
”bazı dinlerde üç kez seninle evleniyorum demen yeterliymiş ve evleniyormuşsun..
– seninle evleniyorum..
– seninle evleniyorum..
– seninle evleniyorum..”
– Artık seni düşünmemeyi başardığım günler oluyor. (Soğuk Dağ)