Uyumaya Gidiyorum

Şair: Alfonsina Storni

Çiçeklerin dişleri, çiylerin saç filesi,
Elleri şifalı otların,
Sen, mükemmel ıslak hemşire,
Hazırla benim için dünyevi çarşafları
Ve kuştüyü yorganını yolunmuş yosunların.

Uyumaya gidiyorum hemşirem,
Yatağa yatır beni.
Baş ucuma bir lamba koy;
Bir yıldız kümesi; ya da nasıl istersen;
Her şey olur; birazcık kıs ışığını.

Yalnız bırak beni:
Duyuyorsun tomurcukların yarılıp açıldığını….
Göksel bir ayak sesi sarsıyor seni yukarıdan
Ve bir kuş çiziyor bir izleği senin için.

Öyleyse unutacaksın…..
Teşekkürler.
Ah bir isteğim var senden
Eğer o adam telefon ederse yine
Söyle ona gittiğimi,
Bir daha aramasın…

Alfonsina Storni

Çiçeklerin dişleri, çiylerin saç filesi,
Elleri şifalı otların,
Sen, mükemmel ıslak hemşire,
Hazırla benim için dünyevi çarşafları
Ve kuştüyü yorganını yolunmuş yosunların.

Uyumaya gidiyorum hemşirem,
Yatağa yatır beni.
Baş ucuma bir lamba koy;
Bir yıldız kümesi; ya da nasıl istersen;
Her şey olur; birazcık kıs ışığını.

Yalnız bırak beni:
Duyuyorsun tomurcukların yarılıp açıldığını….
Göksel bir ayak sesi sarsıyor seni yukarıdan
Ve bir kuş çiziyor bir izleği senin için.

Öyleyse unutacaksın…..
Teşekkürler.
Ah bir isteğim var senden
Eğer o adam telefon ederse yine
Söyle ona gittiğimi,
Bir daha aramasın…

Alfonsina Storni



Alfonsina Storni – Uyuyacağım

Bir şiirin, ölümden hemen önce yazılmış bir veda olarak okunması

Editör Notu

Alfonsina Storni'nin Voy a dormir (Uyuyacağım) adlı şiiri, şairin ölümünden kısa bir süre önce kaleme aldığı son şiirdir. Storni şiiri Ekim 1938'de La Nación gazetesine göndermiş, 25 Ekim 1938 gecesi Mar del Plata'daki La Perla kıyısına gitmiştir. Ertesi sabah cesedi sahile vurmuş halde bulunmuştur. Biyografi yazarlarının aktardığına göre Storni, bir dalgakırandan denize atlamış ve deniz derinleşip boğulana kadar yürümüştür.

Bu bilgi, şiirin okunmasında son derece önemlidir; fakat şiiri yalnızca şairin intiharı üzerinden açıklamak, şiirin edebî zenginliğini daraltabilir. Çünkü Uyuyacağım, ölümün doğrudan anlatıldığı bir şiir değildir. Şair, ölümden söz etmek yerine uyumaktan, yatağa yatırılmaktan, yalnız bırakılmaktan, unutulmaktan ve “gitmekten” söz eder.

Şiirin sonundaki “o adam” ve “bir daha aramasın” sözleri ise bütün bu imgelerin arasından gündelik ve son derece insani bir veda olarak yükselir.

Bu nedenle şiir, Storni'nin hayatının son anlarını bilen okur için başka; bu bilgiyi bilmeyen okur için başka bir anlam katmanına sahiptir. Biyografik bilgi şiirin anlamını belirlemez; fakat şiirin sessizliğinde saklı olan bazı çağrışımları çok daha görünür hâle getirir.


ChatGPT Değerlendirmesi

Alfonsina Storni'nin Uyuyacağım şiiri ilk okunduğunda bir uyku şiiri gibi görünür. Şair, doğadan kendisine bir yatak hazırlamasını, başucuna bir ışık koymasını ve onu yalnız bırakmasını ister. Çiçekler, çiy, şifalı otlar, yosunlar, yıldızlar ve kuşlar şiiri yumuşak, neredeyse ninnimsi bir atmosferle sarar.

Fakat Storni'nin bu şiiri yazdıktan çok kısa süre sonra intihar etmiş olması, şiirin bütün bu yumuşaklığının altında başka bir anlam katmanının bulunduğunu düşündürür.

Şiirin ilk dizelerinde doğa bir hemşire olarak karşımıza çıkar:

“Çiçeklerin dişleri, çiylerin saç filesi,
Elleri şifalı otların…”

Doğa burada yalnızca seyredilen bir manzara değildir. Şairin bakımını üstlenen, onu yatağına yatıran ve acısını hafifleten canlı bir varlıktır. “Şifalı eller” ve “hemşire” sözcükleri, şiirin öznesinin kendisini artık başka bir insanın değil, doğanın ellerine bırakmak istediği izlenimini verir.

Ardından gelir:

“Hazırla benim için dünyevi çarşafları
Ve kuştüyü yorganını yolunmuş yosunların.”

“Yatak” şiirin en önemli imgelerinden biridir. İlk anlamıyla uykuya hazırlanılan bir yerdir. Ancak Storni'nin ölümünden hemen önce yazdığı bilindiğinde, yatak imgesi mezarla da örtük bir benzerlik kurmaya başlar.

Şair “uyumaya gidiyorum” der:

“Uyumaya gidiyorum hemşirem,
Yatağa yatır beni.”

Bu cümle, şiirin merkezindeki belirsizliği yaratır. Gerçekten yalnızca uyumak mı istemektedir, yoksa “uyku” ölüm için kullanılan yumuşatılmış bir sözcük müdür?

Şiirin yazıldığı tarih ve Storni'nin kısa süre sonraki ölümü düşünüldüğünde ikinci ihtimal son derece güçlüdür.

Fakat şiirin başarısı tam da buradadır: Şair ölümü söylemez.

Ölümü “uyku”ya dönüştürür.


Başucundaki ışık

“Baş ucuma bir lamba koy;
Bir yıldız kümesi; ya da nasıl istersen;
Her şey olur; birazcık kıs ışığını.”

Başucundaki lamba, bir hastanın ya da uykuya hazırlanan bir insanın başucundaki küçük ışık olarak okunabilir.

Fakat “birazcık kıs ışığını” sözü, şiirin giderek kararan atmosferini güçlendirir.

Şair büyük bir aydınlık istemez.

Sadece hafif bir ışık.

Sonra da yalnızlık:

“Yalnız bırak beni…”

Bu ifade, şiirin belki de en önemli kırılma noktasıdır.

Çünkü bundan sonra doğa hareket etmeye devam eder:

“Duyuyorsun tomurcukların yarılıp açıldığını…”

Tomurcuklar açılır.

Hayat devam eder.

Fakat şiirin öznesi bu hayata katılmak yerine uykuya çekilmektedir.

Burada şiirin en güçlü karşıtlıklarından biri ortaya çıkar:

Doğa açılmaktadır; şair kapanmaktadır.

Doğa uyanmaktadır; şair uyumaktadır.

Dünya devam etmektedir; şair dünyadan çekilmektedir.


Gökyüzü hareket ederken şair hareketsizdir

“Göksel bir ayak sesi sarsıyor seni yukarıdan
Ve bir kuş çiziyor bir izleği senin için.”

Şiirde insanın hareketinin yerini doğanın ve gökyüzünün hareketi alır.

Kuş uçmaktadır.

Gökyüzünde bir iz bırakmaktadır.

Şair ise yataktadır.

Bu görüntü, şiirin sonlarına doğru yaklaşırken daha da anlamlı hâle gelir. Çünkü Storni'nin gerçekten denize doğru yürüyerek ölümüne gitmiş olması, “gitmek” fiilinin şiirdeki yerini olağanüstü biçimde ağırlaştırır.

Şair:

“Öyleyse unutacaksın…”

der.

Neyi unutacağız?

Onu mu?

Acıyı mı?

Aşkı mı?

Geçmişi mi?

Hayatı mı?

Şiir bunu söylemez.

Bu belirsizlik, şiirin en güçlü yanlarından biridir.


Ve son söz: “Gittiğimi söyle”

Şiirin son bölümünde bütün kozmik ve doğal görüntüler bir anda gündelik hayata iner:

“Ah bir isteğim var senden
Eğer o adam telefon ederse yine
Söyle ona gittiğimi,
Bir daha aramasın…”

Bu son bölüm, şiirin bütününü yeniden okumamıza neden olur.

“Gittiğimi söyle.”

Sıradan bir ayrılık cümlesi olabilir.

Bir kadının sevgilisinden ayrılması olabilir.

Bir ilişkinin sona ermesi olabilir.

Ama Storni'nin bu şiiri yazdıktan çok kısa süre sonra hayatına son vermesi nedeniyle “gittim” sözcüğü artık ölümün eşiğinde duran bir veda gibi de okunabilir.

Özellikle son cümle:

“Bir daha aramasın…”

çok çarpıcıdır.

Şair telefonun çalmasını istememektedir.

Çünkü artık geri dönmek istememektedir.

Burada şiirin bütün metaforik dili bir anda gerçek bir vedaya dönüşür.


Şiirin trajik paradoksu

Storni'nin şiirinde doğa hayatın tarafındadır.

Tomurcuklar açılır.

Kuşlar uçar.

Yıldızlar parlar.

Çiy vardır.

Şifalı otlar vardır.

Yani dünya hâlâ canlıdır.

Fakat şiirin öznesi bütün bu canlılığın içinden çekilmektedir.

Bu yüzden şiirin trajedisi yalnızca “ölmek istemek” değildir.

Daha derinde, hayatın devam ettiğini bilerek ondan ayrılmak vardır.

Şair dünyayı yok etmiyor.

Dünyayı olduğu gibi bırakıyor.

Çiçekler açmaya devam edecek.

Kuşlar uçmaya devam edecek.

Yıldızlar parlamaya devam edecek.

Telefon belki yeniden çalacak.

Ama o cevap vermeyecektir.

Bu açıdan şiirin “bir daha aramasın” cümlesi, bütün şiirin en dünyevi ve en ölümcül cümlesidir.


“Uyku”nun iki anlamı

Şiirin başlığındaki Voy a dormir — “Uyuyacağım” — ölümle uyku arasındaki kadim benzerliği kullanır.

Fakat Storni'nin şiirinde uyku yalnızca ölümün metaforu değildir.

Aynı zamanda acıdan dinlenme isteğidir.

Şair doğadan kendisine bir yatak hazırlamasını ister.

Hemşiresinden onu yatırmasını ister.

Işığın azaltılmasını ister.

Yalnız bırakılmasını ister.

Unutulmayı kabul eder.

Ve sonunda gittiğinin söylenmesini ister.

Bütün bunlar birlikte düşünüldüğünde şiir, adım adım dünyadan ayrılma hareketine dönüşür:

Yatmak → uyumak → yalnız kalmak → unutulmak → gitmek.

Bu zincirin son halkasında artık geri dönüş ihtimali yoktur.


Biyografi ile şiir arasındaki ilişki

Storni'nin ölüm biçimini bildiğimiz için şiirdeki “uyku”yu ve “gitmek”i ölümle ilişkilendirmek kaçınılmazdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:

Şiir, biyografisinin açıklamasına indirgenmemelidir.

Çünkü şiirin gücü, Storni'nin ölümünü önceden haber vermesinden çok, ölüm duygusunu ölüm kelimesini kullanmadan ifade edebilmesindedir.

Eğer şairin ölümünü bilmiyor olsaydık bile şiir yine bir ayrılık, yalnızlık, yorgunluk ve dünyadan çekilme şiiri olarak güçlü biçimde ayakta dururdu.

Fakat ölümünü bildiğimizde bazı kelimeler derinleşir:

“Uyuyacağım” artık yalnızca uyku değildir.

“Yatağa yatır beni” yalnızca dinlenmek değildir.

“Yalnız bırak beni” yalnızca bir süre yalnız kalmak değildir.

“Unutacaksın” yalnızca unutulmak değildir.

Ve:

“Gittiğimi söyle”

artık sıradan bir ayrılık cümlesi olarak kalamaz.


Sonuç

Uyuyacağım, bir kadının dünyadan sessizce çekilişini anlatan şiirlerden biridir.

Storni ölümün karşısında çığlık atmaz.

İsyan etmez.

Ölümü dramatik bir sahneye dönüştürmez.

Onun yerine doğaya seslenir:

Beni yatır.

Işığı biraz kıs.

Yalnız bırak beni.

Uyuyacağım.

Ve son olarak sevdiği ya da geçmişinden kalan adama gönderilecek mesajı bırakır:

Gittiğimi söyle.

Şiirin bütün gücü bu sessiz vedadadır.

Storni'nin gerçek hayatındaki son yolculuğunu bildiğimizde, şiir sanki ölümünden önce bırakılmış bir şiirsel veda mektubu gibi görünür. Fakat onu büyük yapan şey, yalnızca böyle bir mektup olması değildir.

Asıl güç, ölümün eşiğindeki bir insanın ölümü doğrudan söylemek yerine uykuya, doğaya, sessizliğe ve gitmeye dönüştürmesindedir.

Ve belki de şiirin en sarsıcı yanı şudur:

Storni “öleceğim” demiyor.

Sadece:

“Uyuyacağım.”

diyor.