Şeyh Galib

Şair

17 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
HAYATI VE BİYOGRAFİSİ --------------------- Şeyh Gâlib'in asıl adı Mehmet Es'ad Gâlib'dir. İstanbul'da doğan şairin babası tanınmış mevlevîlerden Mustafa Raşit Efendi'dir. İlk öğrenimini babasından gören Şeyh Gâlib, değişik hocalardan Arapça ve Farsça öğrenmiş; ancak düzenli ve sürekli bir eğitim görmemiş, kendi kendini yetiştirmiştir. Şeyh Gâlib, 1780 yılında Dîvan-ı Hümâyûn'a kâtip olarak girmiş, ama bu görevde uzun süre kalmamıştır. Bu sıralarda devrin şiir ve musiki okulu sayılan mevlevîhane sohbetlerine katılmış; şiir söyleme yeteneğini burada artırmıştır. Şeyh Gâlib'e gençlik yıllarında Hoca Neş'et yardımcı olmuştur. Bu dönemde Sebk-i Hindî üslûbunu benimsemiştir. Nedim'le birlikte bu üslûbun en usta temsilcisi sayılır. Şeyh Gâlib, içinde doğup yetiştiği mevlevî tarikatına girerek derviş olmuş, 1791 yılında Galata Mevlevîhanesi'ne şeyh olarak atanmıştır. Sultan Selim'in takdirlerini ve dostluğunu kazanan Şeyh Gâlib, hem tarikat hem de sanat hayatının en parlak ve verimli devrini bu yıllarda yaşamıştır. Sanatçı 1799'da veremden ölmüştür. Şeyh Gâlib, Klâsik Türk (Dîvan) şiirinin son büyük ustası sayılmaktadır, ilhamını Mevlânâ'dan alan şâir, Fuzûlî gibi derin ve duygulu; Nedim gibi coşkulu ve neşeli şiirler yazmıştır. Tasavvufî düşüncenin hâkim olduğu şiirlerinde hayaller çok renkli, canlı ve güçlüdür. Söyleyeceklerini hep semboller ve benzetmelerle anlatmıştır. Şiirleri daha çok kültürlü okuyucuya hitap eder. Hind üslûbunun özelliklerini taşıyan dili, nazik ve zariftir. Ancak bu dil, mücerret (soyut) ve müşahhas (somut) kavramların birleştirildiği yabancı kelime ve tamlamaların çok kullanıldığı bir dildir. Zaman zaman çok sade bir Türkçe kullandığı da görülür. BAŞLICA ESERLERİ ----------------- - Divan (Şiirler) - Hüsn ü Aşk (Güzellik ve Aşk) - Şerh-i Cezîre-i Mesnevî - Es-Sohbetü's-Sâfiyye - Zübde-i alem

Şairin Şiirleri

Âh mine'l aşkı ve hâlâtihî Ahraka kalbî bi-harârâtihî
Terci-i bent
Terci-i Bend-i Beyt-i Şerif-i Meşhur li-Cenab-ı Hazret-i Pir
I
Ey ruh-ı pâkinde ayân nûr-ı zât...
Ateş Denizlerini Mumdan Kayıklarla Geçmek/Geçmemek
Dost sohbetlerinde ve Şeyh Gâlib’le ilgili yazılarda ilgimi en çok çeken mese...
Şeyh Gâlib’in 1782 yılında yazdığı, Türk edebiyatının şâheserlerinden sayılan...
Öncelikle bu sahnenin yanlış bilinen, hepimizin hemen hatırlayacağı şekline i...
“Şeyh Galib meşhur mesnevisinde 'Hüsn'ü bulmak için yollara düşen 'Aşk'ı mumd......
Bundan ötesi değil nümâyân
Buldu bu mahalde kıssa pâyân
Bundan ötesi değil nümâyân
Sad şükr ola Hayy ü Lâ-yemût’a
Kim erdi söz âlem-i sükûta...
Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir
Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir
Miyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir
Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir...
fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek
şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni...
Geh kar yağar idi geh karanlık
101. Sihr ile yağar o deste âteş / Gâhice de ef'i-i münakkaş
101. Büyüyle o çöle ateşler, bazen de nakışlı ejderhalar yağarmış.
102. Allâh muîn olup geçersen / Kalb şehrinin âbını içersen
102. Allah yardım eder de geçer; Kalb şehrinin suyunu içersen,...
Hoşça bak zâtına
Ey dil ey dil niye bu rütbede pür gâmsın sen
Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen
Secde-fermâ-yi melek zât-ı mükerremsin sen
Bildiğin gibi değil cümleden akvâmsın sen...
Hüsn ü Aşk 1-100 Bölüm
Hüsn ü Aşk, 1-50. Bölüm Agâz-ı Dâstân-ı Benî Muhabbet / Benî Muhabbet Hikâyes...
1. «Dil-zinde-i feyz-i Şems-i Tebrîz / Ney-pâre-i hâme-i şeker-rîz»
1. Tebrizli. Şems'in feyziyle gönlü diri olan ve şekerler döken kamış parçası...
2. «Bu resme koyup beyân-ı aşkı / Söyler bana dâstân-ı aşkı»...
Hüsn ü Aşk, 151-208 Bölüm
151. Ol mevt hayât-ı câvidândır / Ger nefs için istene ziyândır
151. O ölüm, ebedî bir yaşayıştır, ama nefis için istenirse ziyandır.
152. Maksûd hemîn rızâ gerektir / Ol kasde dahı atâ gerektir
152. Maksat ancak senin rızanı kazanmak. Fakat bu maksada erişmek de senin lû......
Kan ağlasın bu dide-i dür-bârım ağlasın
Kan ağlasın bu dide-i dür-bârım ağlasın
Ansın benim o yâr-ı vefâ-dârım ağlasın
Çeşm ü dehân u ârız u ruhsârım ağlasın
Baştan başa bu cism-i siyeh-kârım ağlasın...
Şûrîden-i Aşk
Aşk âteş-i kîn ile olup germ
Dedi ne gerek bu sözlerin nerm
Katl etme degil midir murâdın
El-ân elinde zulm ü dâdın...
Tabl-ı tehîden gümdür suhanler Bî-hûde Gaalib ef gaan edersin
Gencînen olsam vîrân edersin
Âyînen olsam hayran edersin
Tîr-i nigehden dâğ-ı derûna
Baksan ne işler seyrân edersin...
Tardiyye
Hoş geldin eyâ berîd-i cânân
Bahşet bana bir nüvîd-i cânån
Cân ola fedâ-yı iyd-i cânân
Bîsûd ola mı ümîd-i cânân...
Tedbîrini terk eyle, takdir Hudâ’nındır
Tedbîrini terk eyle, takdir Hudâ’nındır
Sen yoksun o benlikler hep vehm‐ü gümânındır
Birden bire bul aşkı bu tuhfe bulanındır
Devrân olalı devrân erbâb‐ı safânındır...
Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâra düştü
Yine zevrâk-ı derûnum kırılıp kenâra düştü
Dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâra düştü
O zaman ki bezm-i canda bölüşüldü kâle-i kâm
Bize hisse-i mahabbet dil-i pâre pâre düştü...
Yokmuş bir aha ey gül-i rana tahammülün
Yokmuş bir aha ey gül-i rana tahammülün 
Bağrın ne yaktın ateş- hasretle bülbülün 
Yek-rengdir zeban-ı hakikatte hüsn-ü aşk 
Bang-i hezar şu'lesidir ateş-i gülün ...
Yürek Müzikali
Oda siyaha yığılır
Ve ruhumuz öpülür kirli dudaklarıyla yalnızlığın
Gecedir, özlem bir köşeye atılmış eşya
Terkedilmiş odalara sıçrar müziğin kırgın kanı...