Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî Ahraka kalbî bi-harârâtihî

Terci-i bent

Terci-i Bend-i Beyt-i Şerif-i Meşhur li-Cenab-ı Hazret-i Pir

I
Ey ruh-ı pâkinde ayân nûr-ı zât
Sînesi âyîne-i vech-i sıfât
Pertev-i hüsnünde nümâyan tamâm
Sırr-ı Hudâ mâ hasal-ı kâinat
Sen urıcak vakt-i semâ’ içre çarh
Şem’ine pervâne olur şeş cihât
Şevk ile cân tâzelenir ben desem
Nutk-ı safâ-bahşına rûhü’l-hayât
Pertev-i envârı cemâlin senin
Aşk ile verdi dü cihâna sebat
Doldu tecellî-i Hudâ’dan sivâ
Şems-i muhabbet edicek iltifât
Yandı o âteşle dil ü canımız
Etti cemâlin velî keşf-i simât
Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

II
Görmeği istersen eğer mahşeri
Çerhte seyreyle o meh-peykeri
Aşk ile galtîde olup mihr-veş
Salmada âlemlere nûr u feri
Etmede nüh kubbeyi envâra gark
Düpdüz edip bâhter ü hâveri
Kûy-sıfat pey-rev olup sen dahi
Düş yola fark eyleme pâ vü seri
Def ü celâille semâ’ et hemân
Alma kola bu felek-i çenberi
Tutma kulak devrine ahkâmına
Serserîdir serserîdir sirserî
Be hele gayb eylemişim kemidimi
Âteş-i sevdâya düşelden berî
Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

VI
Çeşmi elâ gamzesi mestânedir
Yâ da biliş âşıka bîgânedir
Bâz-ı nigeh sayddan etmez ferâğ
Cân evi hâlâ ki ona lânedir
Her ne kadar nâza çekerse sezâ
Bahtı yüce meşrebi şâhânedir
Söz tükenir kim diye Monla Celâl
Şems dahı şem’ine pervânedir
Hakk bu ki memnûnuyum ihsânının
Âlemin ikrârı o sultânadır
Sâye-i lütfunda neler gördüğüm
Ben bilirim ellere efsânedir
Gâlip eğer eylese dâvâ-yı aşk
Kim inanır kavline dîvânedir
Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî
Şeyh Galip Mevlevi

“Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî / Ahraka kalbî bi-harârâtihî” beyti “Âh(lar olsun! )! Hararetiyle kalbimi yakıp kavuran aşkın elinden ve onun (türlü) hâllerinden (çektiklerim)…”

Âh mine’l aşk “Âh aşkın elinden…) anlamına gelir.

Bu söz Arap edebiyatında meşhur bir ibaredir. Edebiyatımızda da Fatih Sultan Mehmet (öl. 1481, Avnî) ’in benzer kullanımına şahit oluyoruz:

Âh min azmatin bi-gayr-i iyab
Âh min hasretin ale’l-ahbab

(Muhammed Nur Doğan, Fatih (Avnî) Divanı ve Şerhi, (Metin, Nesre Çeviri ve Şerh) , Eminönü Belediyesi, 2004, s.250, 251)

Bu beyit de “Ah, dönüşü olmayan gidişten! Ah, dostlara hasret çekmekten!” anlamına gelmektedir.

Âh mine’l aşk “Ne gelmişse aşktan gelmiştir.” gibi bir anlamla sözü kısaca anlatmak için kullanılır.

Buradaki aşkı mecazi alabileceğimiz gibi ilahi olarak da düşünebiliriz. O zaman “Cenab-ı Hakk’ın sevkiyle olmuştur.” şeklinde bir anlamla “Ne yapalım, takdir-i Huda!” deyip işin içinden çıkılmış olur.

Söz “Ah minel aşk ve minel garaib veya “Ah minel aşk ve’l-garaip” (Ah, aşkın elinden ve garipliklerden)” şeklinde de kullanılır.

Âh mine’l aşk adıyla Prof. Dr. İskender Pala’nın ve Ada Yayınevi yayınlarından Ferit Edgü’nün 1970-1976 yıllarındaki şiirlerinin olduğu birer kitabı vardır.

“Mine’l-aşk” sözü Şeyh Galip (öl. 1799)’in bir terci-i bent’inin vasıta beyti olarak (Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî / Ahraka kalbî bi-harârâtihî) şeklinde geçmektedir. Bu terci-i bent altı bentten oluşmaktadır. Her bentte sekizer beyit (16 mısra) bulunmakta, her bendin ilk altı beyti hane beyti, son iki beyti ise vasıta beytidir. Vasıta beyti terci-i bentlerde dekrarlanır. Dolayısıyla Galip Dede’nin terci-i bendinde bu beyit altı kez tekrarlanmıştır.

Bahsi geçen terci-i bent Hazret-i Mevlana’nın bulunduğu yere atfen kaleme alınmıştır. Şeyh Galip Mevlevi’dir ve post-nişin olduktan sonra ölünceye kadar Galata Mevlevihanesi şeyhliği görevini ifa etmiştir.

“Ah” sözü gerek Osmanlı alfabesi ile gerekse Latin alfabesi yazımında “Allah”lafzının ilk ve son harfleridir..

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.