Mevlana İdris

Şair

24 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
 

Mevlâna İdris Zengin: Dünyaya Sığmayan Bir Dervişin Hikâyesi

Bazı insanlar biyografileriyle değil, bıraktıkları izlerle anlatılır. Onların hayatını doğum ve ölüm tarihleri arasına sıkıştırmak mümkün değildir. Mevlâna İdris Zengin de böyle isimlerden biridir. Onu yalnızca "şair", "çocuk edebiyatı yazarı", "masalcı", "neyzen" ya da "dergici" olarak tanımlamak eksik kalır. Çünkü o, bütün bunların ötesinde, yaşadığı hayatı şiire dönüştürmüş bir gönül adamıydı.

Vefatının ardından hakkında yazılan yüzlerce yazının ortak noktası da budur. Herkes farklı bir Mevlâna İdris'i anlatır; ama bütün anlatılar aynı insanda birleşir: Zarif, mahcup, sessiz, cömert, çocuk ruhlu, derviş tabiatlı ve iyilikten başka sermayesi olmayan bir insan...

Çocukluğunu Hiç Kaybetmeyen Adam

1966 yılında Kahramanmaraş'ta dünyaya gelen Mevlâna İdris Zengin, edebiyatın güçlü şehirlerinden birinin çocuğuydu. Ağabeyi Nedim Ali Zengin'in de etkisiyle küçük yaşlardan itibaren kitaplarla, şiirle ve düşünceyle iç içe büyüdü.

Daha sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Fakat hukuk onun mesleği olduysa da edebiyat onun kaderiydi.

Kalemi, çocukların dünyasına yöneldi. Kendisini "çocuk edebiyatı yazarı" olarak tanımlamaktan çok, çocukların arkadaşı olarak görüyordu. "Otuz yıldır yazıyorum. Tek yargıcım çocuklardır. Çocuk oldum ve o cenneti unutamadığım için yazıyorum." sözü, bütün yazarlığını özetleyen cümlelerden biridir.

Masallarında çocukları küçümseyen didaktik bir dil yerine onların hayal gücüne güvenen, onları özgürleştiren, merakı canlı tutan bir anlatım kurdu. Bu yüzden yalnız Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde eserleri farklı dillere çevrildi. Çocuk edebiyatında kendine mahsus bir dil kurmayı başardı.

İstanbul'un Son Dervişlerinden

Onun hayatını anlamak için İstanbul'u da anlamak gerekir.

Doğduğu şehir Maraş olsa da ruhunu İstanbul'da tamamladı. Sultanahmet'teki eski ahşap evlerde yaşadı. Beyazıt, Süleymaniye, Vefa, Sirkeci, Çemberlitaş, Horhor onun gündelik hayatının doğal coğrafyasıydı.

İstanbul'u yalnızca bir şehir değil, bir medeniyet biçimi olarak yaşıyordu.

Birçok dostunun anlattığı gibi, Kapalıçarşı'dan alışveriş yapar, cuma namazlarını Süleymaniye'de kılar, şehrin en eski çay ocaklarını, semt lokantalarını, unutulmuş sokaklarını büyük bir sevgiyle dolaşırdı.

Kemal Sayar'ın yıllar önce yaptığı tasvir bugün hâlâ Mevlâna İdris'i anlatan en güçlü cümlelerden biri olarak görülür:

"İstanbul bir post, Şeyh İdris o posta kurulmuş; bütün şairler ve bütün çocuklar onun müridi."

Gerçekten de o, insanları şehrin görünen yüzüne değil, gizli kalmış ruhuna götürürdü. Bir çaycıyı, bir eczacıyı, bir sokak şairini ya da kimsenin tanımadığı bir gönül insanını tanıştırırken sanki yeni bir kıta keşfediyormuş gibi heyecanlanırdı.

Sessizliğin İçinde Yaşayan Bir Şair

Onu tanıyanların neredeyse tamamı aynı özelliğini anlatıyor:

Çok konuşmazdı.

Uzun susardı.

Sonra tek cümle söylerdi.

Ve o tek cümle, uzun konuşmaların yerini alırdı.

Sesini yükselttiğini neredeyse kimse hatırlamıyor. Kimse hakkında kötü konuştuğunu da...

Gıybetten uzak durur, insanları kırmaktan çekinir, konuşurken karşısındakini yüceltmeye çalışırdı.

İyiliği yüksek sesle değil, sessizce yaşadı.

Belki de bu yüzden ardından yazılan yazıların en çok tekrarlanan kelimeleri şunlardır:

  • zarafet
  • edep
  • sükût
  • dostluk
  • çocuk
  • iyilik
  • dervişlik

Çocukların Mevlâna Abisi

Çocuklara "adamlarım" diye hitap etmesi, onu tanımayanlara ilk bakışta şaşırtıcı gelebilir.

Fakat bu hitapta küçümseme değil, eşitlik vardı.

Çocuklarla konuşurken onların seviyesine inmezdi; onların seviyesine çıkardı.

Onları birey kabul eder, isimlerini unutmaz, hayallerini önemserdi.

Çocuk Vakfındaki çalışmaları, çocuk dergileri, masalları ve şiirleri bu anlayışın ürünüdür.

Yazdığı kitaplardan çok, dokunduğu hayatlarla hatırlandı.

Cenazesinde gözyaşı döken gençlerin önemli bir kısmı onu hiç yakından tanımamıştı; sadece kitaplarıyla büyümüştü.

Bir yazar için bundan daha büyük bir miras düşünülemez.

Dostluk Toplayan İnsan

Mevlâna İdris'in en dikkat çekici taraflarından biri dostluk kurma biçimiydi.

Kemal Sayar'ın söylediği gibi, onun dostluk halkasına giren herkes "Ben onun en yakın dostuydum." diyebilirdi.

Çünkü herkese gerçekten öyle davranıyordu.

İnsan biriktiriyordu.

İnsanları birbirleriyle tanıştırıyor, yeni dostluklar kuruyor, farklı dünyaları aynı sofrada buluşturuyordu.

Çay ve çekirdek eşliğinde yapılan uzun sohbetler onun hayatının vazgeçilmez ritüellerindendi.

Bir masa kurar, o masa zamanla küçük bir mektebe dönüşürdü.

Dünya Hırsından Uzak Bir Hayat

Onu tanıyanların dikkat çektiği ortak özelliklerden biri de dünyaya karşı ilgisiz oluşuydu.

Şöhretin peşinde koşmadı.

Makam aramadı.

Servet biriktirmedi.

Gösterişten uzak yaşadı.

Belki de bu yüzden insanlar onun hakkında konuşurken sık sık "iki cihanda birden yaşıyordu" ifadesini kullandılar.

Hayatı boyunca güzelliğin peşinden yürüdü.

İnsanların iyi tarafını görmeye çalıştı.

Kötülüğü büyütmek yerine iyiliği çoğaltmayı seçti.

Kalbi Fazla Gelen İnsan

2022 yılında henüz elli altı yaşındayken kalp rahatsızlığı nedeniyle aramızdan ayrıldı.

Doktorlar ölüm sebebini kalp yetmezliği olarak açıkladılar.

Fakat dostlarından biri bunu şöyle yorumladı:

"Kalp yetmezliği değil, kalp fazlalığı..."

Bu cümle, tıbbî bir açıklama değil; onu tanıyanların ortak hissiyatını anlatan güçlü bir metafordur.

Çünkü Mevlâna İdris, dünyanın acısını kendi kalbinden geçirerek yaşayan insanlardandı.

Mazlum çocuklar, savaşlar, yalnız insanlar, unutulmuş sokaklar onun şiirinde ve hayatında sürekli yer buldu.

Ardından Yazılanlar

Bir insanın gerçek biyografisi, bazen ölümünün ardından yazılanlarda saklıdır.

Mevlâna İdris için kalem oynatanlar yalnızca bir şairi değil, bir karakteri anlattılar.

Kemal Sayar onu "günümüzün dervişi" diye andı.

Sibel Eraslan, "arkadaş yetimliği"nin ne demek olduğunu onun ardından daha derinden hissetti.

Erol Göka, "En güzel dallarımızdan birini cennete uzattık." dedi.

İsmail Kılıçarslan, onun ölümünü "kalp fazlalığı" metaforuyla yorumladı.

Salih Tuna onu "Son Güzel Adam" diye uğurladı.

Hüseyin Hatemi, onun ardından dua çağrısı yaptı.

Gökhan Özcan, onun sessizliğini anlattı.

İbrahim Kiras, İstanbul'u onun şahsında yeniden tarif etti.

Saadettin Acar ise belki de en kısa ama en güçlü portreyi çizdi:

"Şairdi. Şiirdi."

Bu ifadeler, farklı insanların ortak vicdanından yükselen tanıklıklardır.

Hayatı Şiire Dönüştüren Adam

Mevlâna İdris'in en büyük eseri belki de kitapları değildir.

Asıl eseri yaşama biçimidir.

Şiiri sadece yazmadı.

Şiir gibi yaşadı.

Masalı yalnız anlatmadı.

Masalın içinde yaşadı.

İnsanları değiştirmeye çalışmadı; onlara iyiliğin mümkün olduğunu gösterdi.

Onun ardından söylenen "Aşıklar ölmez." sözü, yalnızca bir teselli değildir.

Gerçekten de bazı insanlar öldükten sonra da konuşmaya devam ederler.

Kitaplarıyla...

Hatıralarıyla...

Dostluklarıyla...

Sessizlikleriyle...

Ve geride bıraktıkları iyiliklerle...

Mevlâna İdris de onlardan biridir.

Kendisinin söylediği şu cümle, belki de hayatının en doğru özeti olarak okunabilir:

"Neyse ki insanlar ölümlü olsa da eserleri gömülmüyor ve konuşmaya devam ediyor."

Bugün onun şiirleri, masalları, çocukların hafızasında bıraktığı izler ve dostlarının kalbine emanet ettiği iyilikler konuşmaya devam ediyor. Mevlâna İdris, yalnızca çağdaş Türk edebiyatının önemli bir şairi değil; aynı zamanda yaşadığı hayatla bir ahlak, zarafet ve dostluk örneği olarak hatırlanmaya devam edecek. Onu anlatan en doğru ifade belki de şudur: O, bu dünyadan geçen bir insan değil; bu dünyaya uğramış bir gönül misafiriydi.

Şairin Şiirleri

Ağla Sevgili Yıldızım
Annem yok
Onun için çok ağladım
Ama bu değil
Size söyleyeceğim...
Aşk Zamanları
 
Sonra çok ateşler gördüm hiçbiri ısıtmadı
Yakıp da bıraktığın şu zalim bedenimi
En zoru ellerini unutmaktı...
Ben Bir Çocuğum
Ben bir çocuğum gözlerim mavi
Gökyüzüyle kardeşim
Biliyor musunuz
Üzülünce ağlarım...
Beni Yanlışsız Sakla
Saate baktım yirmibeş yaşındayım
Geç kalmadım tanrım yeniden inanmaya
Aşka geç kalmadım
Ardında yıkık şehirler ve leylaklar bırakan...
Bir Irmak Kıyısında
Başka kılan bizdik ikimizi
Hani bir akşam durup göğe bakmıştık hayatın ortasında
Ne gördüğümüzü söylememiştik kimseye
Kimse de umurumuzda değildi hayatın o saatinde...
birazdan kıyamet başlayacak ; başlasın!
birazdan kıyamet başlıyacak
başlasın
geldik gidiyoruz bağışla bizi
büyük uykular gördük rüyada...
Çocuklar ve Trafik Lambaları
Şehirde sonbahar sokaklarda çocuk
Kimi üç yaşında kimi beş
Kağıttan mendil satıyor gibiler
Ama değil...
Çok Menekşe
Ömrümüz kısa biliyor
Aramızdan ne kadar çok menekşe geçerse o kadar iyi
Ellerini çektin ve karanlığımız başladı
Biraz ışık için...
Denizden Toplanan Umut
Ey benim
Mavi soluklarıyla saçlarımı dağıtan
Küçük karanfilim
Gidiyorum...
Ellerimizin büyük boşluğu
Burası dünya.
Gece gece gece
Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık.
Oyun bitti, zifiri karanlıkta belalar uçuşuyor...
Geç Kaldım
Ah herşey burada kalıyor demek
Bu içimizi ısıtan güneş,
Özenle kurduğumuz evler,
Aşk için büyüdüğümüz günler,...
Hayata Cevap
Bahar geldiğinde ben yaşlanmıştım
Kaybolan bir müzikle yıkanıyordum yorulunca
Ne varsa unutmuştum
Göklere yerlere ve sözlere ait ne varsa...
Herkes Gider
Kimsenin olmayan bir yoldan geçerken
Kimsenin olmayan bir resmini gördüm hayatın
Büyük dalgınlar vardı
Cevapsızlar...
Kıyamet
Bir çocuk artık insanlara inanmayıp
Ormandaki mavi çiçeğe
Anlatırsa derdini
Ve o gece...
Kum
Bir kum tanesiyim ama
Çölün derdini taşıyorum
Rüzgâr
Her sabah ayrı bir şarkıyla geliyor...
Masal
Çocuktum her şeyi anladığımı sanıyordum
sonra büyüdüm, bombaların ve bankaların
dağlardan ve ırmaklardan daha fazla olduğunu gördüm
bahçıvanlar generallerden...
Mevlâna İdris Zengin: Dünyaya Sığmayan Bir Derviş
I. Bir Sabah Rüzgârı Geçti Bu Dünyadan
Bazı insanların ardından yalnız ailesi ağlamaz. Bir şehir ağlar. Bir edebiyat...
Mevlâna İdris Zengin, işte böyle insanlardan biriydi.
16 Temmuz 2022 günü vefat haberi yayıldığında, Türkiye'nin dört bir yanından ......
Mevlana İdris'in Ardından
Günümüzün bir dervişi. Onunla olmak, dervişliği paylaşmak ve hayatın tenha de...
Kemal Sayar
Ah, yazmak ne zormuş! Müslüman, insan, şair, yazar ve çocukların dostu, sevgi...
H. Salih Zengin...
Mor Külhani
Kim ne olmak istiyorsa onu olsun mu bu şiirde
biriniz birkaç yıldız taksın gökyüzüne
biriniz çay hazırlasın
biriniz akşam olsun...
Sis Oldu Şarkılar
Bu kâğıttan gemiyi bırakıyorum
Bu kâğıttan denize
Bakıyorum bakıyorum da bitmiyor
Ne çok çizik atmışız yüreğimize...
Tarih Bitti
Sana bakmak toprağa bakmak kadar güzeldi
Sert şarkılar vardı yanaklarında
Sabahın sisini dalgın atlara yükledim
Senin şehrine vardım saçlarını aradım boşuna...
Toprak Yanlış Yapmaz
Allah uzak değildir
Zaman hızlı geçer yalnızca
Unutulanlar vardır
Dünya biterken telaşla hastanelere uğrayıp...
Yaşamıştım Aklımda Kalmış Özür Dilerim
Azaldı günlerim biliyorum
Kelimelerim azaldı
Bilsen sonsuz dikkat ediyorum
Senden başka şey konuşmamaya...
Yoruluyorum
Nerde boş kağıt bulursam
Şiir yazıyorum
Resim yapıyorum
Karalıyorum.......