Can Yücel

Şair

36 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
GİRİŞ Türk şiirinin en cesur, en muhalif, argoyu ve gündelik dili şiirinde bir sanat enstrümanına dönüştüren toplumsal gerçekçi ve hiciv ustası şairidir. HAYATI 21 Ağustos 1926'da İstanbul'da doğdu. Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in oğludur. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Klasik Yunanca eğitimi aldı. BBC Türkçe servisinde spikerlik yaptı, Türkiye'ye döndükten sonra çevirmenlik ve yazarlıkla uğraştı. Siyasi duruşu nedeniyle hapis cezaları aldı. Yaşamının son yıllarını Datça'da geçirdi ve 12 Ağustos 1999'da burada vefat etti. EDEBİ KİŞİLİĞİ Şiirlerinde aşkı, doğayı, siyaseti, aile bağlarını (özellikle babası ve kızları üzerine yazdığı şiirlerle tanınır) son derece samimi, bazen hırçın bazen de duygusal bir dille anlattı. Argo ve halk deyişlerini şiirine dahil ederek elitist şiir anlayışını yıktı. Dünya edebiyatından yaptığı şiir çevirilerini (özellikle Shakespeare) Türkçe yeniden yazarak edebiyatımıza kazandırdı. ESERLERİ Şiir Kitapları: - Yazma (1950) - Sevgi Duvarı (1973) - Bir Siyasinin Şiirleri (1974) - Ölüm ve Oğlum (1975) - Rengarenk (1982) - Gökyokuş (1984) - Canfeda (1985) - Çok Bi Çocuk (1988) - Gece Vardiyası (1991) - Mekanım Datça Olsun (1999)

Şairin Şiirleri

Akdeniz Yaraşıyor Sana
Akdeniz yaraşıyor sana
          Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun
          Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında
Hiç dinmiyor motorların gürültüsü...
Aklım Takıldı
Aklım takıldı!
Bir şey diyeceğim!
Yok, yok demeyeceğim!
Vazgeçeceğim!...
Anı
Ne zaman Mühürdar'a gelirsem Çin'den
Bir güzel susmak geliyor içimden
Bir kız sevmiştim gıllıgışlı
Yuvamı yapan bir kırlangıçtı...
Baharla Ölüm Konuşmaları
I  Memelerim koparıyor 
Yüzyıl süren bir yalnızlık 
                           dile gelmişçesine 
Nasıl nasıl bir sevinç yarabbi! ...
başka türlü bir şey
başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,...
Benden De Koyu Mai Bir Blues
Senlen raks rakına kalktıkta
Başım ayaklarınla
Ayaklarım başınla beraber,
Ve oran orama değdikçe,...
Bi Sen Eksiktin Ayışığı
bileklerimizi morartmış yeni alman kelepçeleri,
otobüsün kaloriferleri bozuldu kaman'dan sonra
sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik,
başımızda prensip sahibi bir başçavuş....
Bir Daldan Bir Dala
Ölüm bir sarmaşık
Gövdemi sarmalıyor,
Üst dallara tırmanıyor usum,
Uslan Ey Dil Uslan Artık...
Bir Formül
Ölüm bu ara çok oldun sen
Ortalığı kırıp geçirdin
Dostlara taktın, gençlere taktın kancayı...
Kendim için söylemiyorum, yanlış anlama, bak!...
Bitkisel
Adı Yeşil bir genç kızdı
Çıktı birgün aşkmerdiveninden
- Yaprakları ince uzun
İki keçeli basamak...
Bu da Öyle Bir Aşk
Sırtımda çıplak
Islak nefesin
Bi gidip bi geliyor
Biz senlen yatmıyoruz ki...
Buluşmak Üzere
Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru...
Davet
"şunları bir araya toplayayım.
Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı....
Geçimsizlik
Birine kızıyordu delikanlı:
–Ah! dedi, bi bilsem onun kim olduğunu!
Usluluklar içindeydi kızın gözleri:
–Ya yoksa, dedi, öyle biri? Ya kızacak bişey yoksa. Yol boyunca konuşmadılar ......
Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
Nasıl koşarsa ardından bir devin,...
Hayırsız Ada
Bir haftadır yok yere dolaşıp duruyordum
Bir haftadır içimde bir kırlangıç fırtınası
Siyahın biri konup biri kalkıyor
Şişli'den taa Rami'ye kadar...
Islak Öykü
Yağmur duasına çıkmış köylüler
Aptes almış
Göğe el açıp
Yedi rekat namaz kılmışlar...
Kartacalı Yıkıntı
Geçmiyordu bir kartal gölgesi bile kızgın kayalardan
Yerinde kalsın istiyordum yüze vuruyordu
Paslı demirler o, o ezik saçlar
Batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu...
Kayıp Çocuk
Birden işitilmez olsun ayak seslerim;
Gölgem bir başka sokağa sapıversin;
Unutayım bir anda her şeyi,
Nerde oturduğumu,...
Kibrit çakıyorsun karanlıkta
Kibrit çakıyorsun karanlıkta
badem çiçeklerini görmek için
Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift
sarnıç gemisi gözlerin...
Küçük Kızım Su ya
Bir derin uykudaydım ölümün içinden
Açtım ki gözlerimi
Bir suyun gölgesi gibi
Kendisi adeta bir suyun...
Martılar ki
Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak....
Muhabbet
Bir fasulye çimleniyordu
Çiseledikçe yağmur.
Koştum vardım ki yanına
Anlasın ne nimet olduğunu...
Müzmin Bir Şaire
Bir Beyaz Rustan kapmış
Bir Tepebaşı otelinde Şiiri
Gayrı ne permanganat ne antibiyotik
Bir akıntıdır gidiyor sittin senedir...
Oflama
Bir vapur geçiyor önünden
Veya bir fırkateyn
Fora etmiş rüzgarları
Kimbilir hangi karşı yakaya......
Otuzbirinci Nesil
Yeniden yaşamaya başlamadan önce
Yapılacak işlerim var
Görülecek hesaplarım
Kötü kişi oldum kendimle...
Sakız Ağacı
O bir sakız ağacıydı, alelade;
Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi,
O zaman bu zamandır memnun yerinden;
Seyreder bulutları, göğü, denizi....
Seninle olmanın en güzel yanı
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere sa......
Sevgi Duvarı
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri...
Son Gürlük
Trabzon hurması ağacına döndüm
Tüyüm tüsüm döküldü, yapraksız kaldım
Yine de meyvaya duruyorum bu cıbıl halimle
Tepeden tırnağa...
Sonsöz
                                       Şevki Akşit'e
Dünya gözlerimi kendi ellerimle örttüm
Değdi yorgunluğuma
Bi ölüm kaldıydı onu da gördüm...
Su Gibi
Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya...
Üsküdar İskelesinde İki Lostracı Çocuğun Konuşmasından
Öyle gül atıcam ki size gelecek maçta
Âdem abim bilem tutamaz elleri yanar
Can Yücel
Ya'u
Elektrikler söndü dün gece,
Zorbela toplayıp satrancın taşlarını
Mecburen yattık
Simsiyah kediler gibi dolaşıyor koğuşta...
Yanlış Hayatın Peşinden Koşmayacaksın!
Yanlış Hayatın Peşinden Koşmayacaksın!
Boş Hayaller Kurmayacaksın!..
Ne olmasını bekliyorsun?
Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun?...
zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar
Ne hesabını veremeyeceğim bir günüm oldu ne de vicdanımı lekeleyen bir geçmiş...
Ne hissettiysem onu söyledim, onu yaşadım.
Yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım.
Asla keşkelerim olmadı....