Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri

Şair: Gelincik Şiirleri Bercestem

Hayat hikayem mi?
Tarlaların kıyısındaki gelincikler.

Süreyya Berfe


sandınız ki haz içindeydim
şiirlerle, kitaplarla, dergilerle esrik
tasasız yaşayıp gidiyordum;
dağ eteğinde mavi çiçekli hayıtların
uzun saplı gelinciklerin donattığı
yaz ırmağı kıyılarında yalıncak!
Ahmet Uysal


Bir sap gelincik iki taş arasında
Bulmuş da boyunu uzatan hızı,
Sallanır durur çiçeğiyle rüzgarda;
Bütün gelinciklerden daha kırmızı…

Metin Altıok


Senin resmini yaparken
Parlak kırmızıyla laciverti
Birbirine karıştırıyorum.
Söyle bana ey gelincik
Toprakta ne al, ne lacivert,
Ne kırmızı, ne de sarı varken
Sen nasıl boyuyorsun böyle
Çiçeğinin yapraklarını?..
Nakagawa Kazumasa


gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda 
işi iş kasabanın 
su yüzlü çocuğun işi iş 
bir de poyraza döndü mü hava 
başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından 
faytonların turuncu tekerlekleri 
yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde 
asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider 
gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda. 

Edip Cansever
Hele bir ballansın böğürtlen dikenleri! Gelincikler bedava, Gökler sahipsiz Bahçeler zilzurna.. Bedri Rahmi Eyüboğlu işte katırtırnakları, gelincikler bir koku bir koku hanımelilerden, binlerce altın değer her anım… bu sevda sultanım, bu başka —inci küpelerin ne yaraşmış bu akşam, gözlerindeki kuzgun siyahı aşka.
Turgut Uyar Dokunmaya kıyamıyorum sana çimen sana gelincik sana mine çiçekleri sana sümbül Öyle masumsun ki kırlangıç sana getirsin diye gülümsememi bu sevdalı rüzgara veriyorum Haşim Hüsrevşahi Gece zeytin topladık, ay karaydı, yıldızlar yoktu, deniz zeytinliğe bıraktı dağılmış ruhumu. Uzakta mezar yazıtlarından esiyordu kırmızı yel. Bana ölümü ve dirimi düşündürüyordu. Çok sevdiğim gelincik tarlalarında uyumak, bir daha uyanmamak geçiyordu içimden. Buluttan seleler zeytinlerle dolduğunda acı çeken yel gibi geçiyordum dünyadan. Bir ağaçla konuşmak, bir kuşla uçmak hafifletmiyordu acımı, varoluşun ezik çarıklarıydım.
Ahmet Ada Söz ver bana Soran. Yorulmayacaksın değil mi? Sen meylettiğinde ölümlere. Bu sürgünlük çiçeğini ve sonbahar gecelerini gönlüne al. Uyardım gelincikleri, üşüdüğünde gelip yaslanacaklar yüreğine. Ama serçeler ve nergisler üzerine yemin ederim, artık yapamam dediğinde, Ben yine gelir sırtımı sırtına veririm. Fatma Savcı Gözaltlarına yerleşen çizgiler Çocukluğa dönüyorsa, Aynı topraklarda, Gelinciklere bakınca, Aşk başlar. Bejan Matur
dışımda açıkça bir tazı koşuyor  ölümlerde yorulup  bir güle kapanan  gelincikte bekleşen Cahit Zarifoğlu Paslı çit dikenleriyle, hendekler Kırlarla aramızda, uzar-giderdi. Uzakta, bostanda, bir baca tüter Kelebekler parmaklarımda uçar Gelincikler ateş-ateş dalgalanır ve yatar. Çocuk gönüllerimizi ezer, ezerdi. Çelik Gülersoy
ida’nın eteğinde gelincik aralığından zambak kapısına süzüldüm omzum kuğulara değdi rüyalarınızı ağzından öptüm şiir sandınız! Ahmet Uysal içdenizlerinde yüzme çocuk hayallerin boğulur dedim de kendime dile geldi eski bir soru gelincikler büyüyünce gelin mi olur anne? Aslı Durak Yeryüzündeki gelincik tarlalarına, yaban güllerine, böğürtlenlere ve şebboy kümelerine, zakkum pembelerine ve daha nice yol kenarı çiçeklenmelerine… Ne bana ne de sana aittir şiir. Bütün yüreklenin içine düşmüş gökkuşağıdır. Önce göğe sonra yere aittir. Ne güzel bir şiir adaletidir; suskun yıldızlarla suskun yakamozlar arasında gerçekleşen. Değil mi? Hilmi Haşal
o, dudaklarında mevsimsiz iki gelincik çıkıp geliyor çalıların ardından her zaman bir çit aramızda yürüyoruz şehre doğru Nuri Demirci sen yanıma gelince gelin  gibi bir gelincik süslenir Behçet Aysan
Ah evet Gelincik var olduğu sürece, şarttır yaşamak! Sohrab Sepehri
Hiç bir yere çıkmayan Bir sokak hüznü içimde, güpegündüz Temmuz bitti, Ağustos ortasına geldik ne çabuk Asfalt yolun dibinde açmış Sapı ziftli o gelincik Bilmeyecek ne var Gün gibi yalnızlık Hangi sokağa girsem Sonunda, kendime çıkıyorum gene Üzgün bir kuşla üzülen bir gökyüzü üstümde Ağzımın kenarında Yılların kırgınlığıyla dolu Üsküdarca bir gülümseme Geri verecekmiş gibi eski sevincimi Ali Asker Barut
Hangi iklime sığınsam, Dökülür yaprakları akasyaların, Neşter vurulur bahara Kan kaybeder gelincikler… Solar papatya kokusuz kalır tenim Ve soluksuz kalır mevsimler, Bir tek uçurum çiçekleri düşer payıma. Dündar Sansur
sen sen ol kün akşamın yakarısı ve sevdanın anlamını değiştir hem tarla hem gelincik …………………olanla …………………daha dün yazdan kalan neyse o ol kün ve üleştir üleştirebilirsen kuşlar seninle bitmeden hem acıyım hem acının …………………yalvacıyım ben git! Hilmi Yavuz
ayrılık kekremsi bir tat bırakıyor damağımda
ellerimde kanıyor kırmızı bir gelincik gecenin dördünde üryan bir sessizlik Fulya Codal
şakayık ki dağların lâlesi, seni bekler gizli gizli her sabah umutla döner yüzünü göğe, bir dua belki dilinde ve her akşam çöküşünde büker boynunu, döker yüzünü ertesi güne… Şiraze ne içimli bir su ne kadar duru akıyor! yukarı insanı ne keyifler sürüyor ineklerinin sütü hep bol olsun, çeşmeleri kaynasın hep! görmedim köylerini çardakları altında kuşkusuz tanrının ayak izleri var orda mehtap kelamı boyunca aydınlatıyor yukarı köyde kuşkusuz örme duvarlar kısadır insanları şakayık hangi çiçektir biliyor kuşkusuz mavi mavidir orada köylüler biliyor hangi gonca açıyor Sohrab Sepehri yağmur damlalarına alışık olmayan tam bir çiçekti adı şakayık Yasin Erol
Ey gülüm, sen daha dün parçaladın göğsünü Ama biz ta doğuştan kızıl şakayıklarız. Hafız Sen ve ben o soğuk asık yüzlü delikten Bahçeyi gördük Ve kopardık elmayı 0 oynaşan ve uzak daldan Herkes korkuyor Herkes korkuyor ama sen ve ben Ulaştık ışığa, suya, aynaya Ve korkmadık Ne pamuk ipliğiyle birleşmesi iki adın, söylemek istediğim Ne de bir buluşma yıpranmış bir defterin sayfalarında Benim mutlu saçlarımdır söz konusu olan Senin yanık kırmızı şakayık öpüşlerini taşıyan saçlarım Furuğ Ferruhzad
şakayıklar ürkek çocuk adımıyla yollara dökülüyor; vişne ağaçları gölgesine uzanıyor ıssızlığın seyrediyorum, olgun kiraz gibi önüme düşüyor acılar, yalnızlık bu kadar kötü dolanmamıştı dilime, onu bile okşayıp sırtımda taşıyorum. Mehmet Sadık Kırımlı benim ördüğüm saçı başkası çözdü dedim. alaca akşamda hevesim vardı, yolumda bir kaya duruyor dedim. artık götür bu şakayık selini. bir kürt baladına kar yağıyor her gece: evdal, dedim: evdal, daha incit kendini, daha incit dedim. yıldırım düşür her gecene. ki, kalbini bir gülle değişmeye alıştın sen dedim. bir yüzüm yaz, bir yüzüm ayaz. olmamıştı meyvem, ham kopardın dedim. sende dolaşan çöl beni de aldı içine, talibin unutma dedim. rüzgârın getirdiğini rüzgâr götürüyor. on yıl önce tanrım öldür dedim. neden hâlâ bir inip bir çıkıyor göğsüm, kaldıysa akıt zehrini dedim. biliyordun: düşecektim. biliyordun: olmayacaktım. biliyordun: da neden vurdun nefesin nefesime dedim. bağışla dedin. parmağını şeyh gâlip’in bir gazeline koyup bittü dedin. Kemal Varol
İlkin şakayıkları okşayan parmakların Nedense, kanatlanıp uçtu yalnızlığıma Nurullah Genç
Herkes aşktan meydana gelmiş, herkesin ciğeri yaralı, herkes dudağını yummuş konuşmuyor ama, herkesin can bahçelerinde şakayıklar açılmış. Mevlânâ Celâleddîn
yaşadıklarını anmak için beyaz bir yazıya gecedesin, ay ışığına sevdalan şakayıklara sor. Behçet Aysan
ya kırmızı şapkalı gelincik, senin için göz açıp kapayıncaya yiter şu bahar hemen ölüm gelir yükselince sular. Süreyya Berfe
Kırmızı gelincik tarlalarını kim sevmez. Bir gömleğim olsaydı ahh! Gelincikler renginde Güneş de uçurtmam. Kim tutabilirdi beni Satmıştım anasını dünyanan. - Güneş uçurtmamdı benim, dedim. - Yalan! Hepiniz bilirsiniz, Güneş’ten uçurtma olmaz. - Balıklar da mı sevişmez buzun altında? Diye sordu oğlum. - Sevişirler be Kerim Sarhoş olurlar hem öpüştüklerinde. - Ya kuyrukları? -Şarap rengini alır kuyrukları. Bu bir şiirdir. İsteyen şiire inanır, isteyen balıklara. İsteyen de Kerim’le bana. Ne demiş Kuran-ı Kerim, - İnanmayın şairlere. Özkan Mert
Kim sever toprağı daha fazla çam ağacı mı yoksa gelincik mi? Hangisini yeğlemeli orkideleri mi yoksa buğdayı mı? Pablo Neruda 
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde, saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi. Anna Hebert İstanbul deyince aklıma, Stadyum gelir. Güne, güneşe karşı yirmibeşbin kişi Hepsinin dudağında İstiklal marşı. Bulutlar atılır top top, pare pare Yirmibeşbin kişilik bir aydınlıkiçinde eririm Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız, İstaseler bir gelincik gibi koparır veririm. Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Sevmek, yaşamın bizi sürüklediği uçurumun kıyısında tutunduğumuz o incecik gelincik sapı; ölümle dirim arasındaki baş dönmesidir. Şükrü Erbaş
ki dotmam, gelinciklerin sırt çevirdiği bu adam, her gün mezar taşlarına senin için ölülerden emanet şiirler biriktiriyor… İbrahim Halil Baran
mirasım bir kitap, bedenim birkaç şiir olacak. gelincikler morgundan alacaklar cesedimi… İbrahim Halil Baran
Gelincik açılmadan önce, kapalı çanak yaprakları badem kabuğu gibi serttir. Bir gün bu kabuk çatlayıverir. Üç çanak yaprağı toprağa düşer. Bu kabuğu açan şey balta değildir, sadece zar gibi incecik, tortop olmuş yapraklardır. Çiçek açıldıkça neon pembesi yapraklar kırlarda görebileceğiniz en arsız kızıla dönüşür. Sanki çiçeğin çanağını çatlatan güç, bu kırmızının kendini gösterme, görünür olma isteğidir. John Berger
Eskiden darı ya da gelincik tohumu serperlerdi mezarlara Kuş kılığında dönecek ölüleri beslemek için. Buraya bu kitabı bırakıyorum bir zamanlar yaşamış olan sana Bizi bir daha aramayasın diye. Czeslaw Milosz
Güneş gören bir ev gibi ısındı içim senle, dallarıma kuşlar, rüzgârlar konar. İşte birini sevmek böyledir sevgilim, sen daha sevgili bile olduğunu bilmezken sen bana düşersin, gelincik tarlaları bana, papatyalarla yıkarım uzayan saçlarımı, sen bir dağa gömer gibi yüzünü içine çekersin tenine saçılan kokumu, “birini sevmek” dersin, bana dönüp dokunursun ışıktan parmak uçlarınla. Şüphesiz ki insan, aşkta unutandır kendini. Ersan Erçelik
kesildi hayzından gelincik beyazından tellim kuğu! anladım geçen anla incinmeden incisi açmaz ne hayatın, ne dilin! Perihan Baykal
gelincik toplamayı kırlardan, sevdiğimiz kadınlar için, yüz kez yenilmiş, bin kez yangınlara atılmış temmuz günü, onlar için yanmayı öğrendim sizde Ahmet Uysal
Bırak da seni süsleyeyim bir taçla
Sen, sağlığın ve gelinciklerin çocukluğu Sen saf gençlik, özgür kara bir ışık gibi saf Söz aramızda Federico Şimdi kimseler kalmadı kayalar arasında Bırak da basit olsun sözlerimiz Sen ve ben gibi basit Şiir neye yarar çiyler için yazılmazsa Pablo Neruda
sürülmüş toprak kokuyorsun biçilmiş çayır söğütlüğü geçince her yer çiğdem, gelincik ellerin baktıkça açıyor yüzün baktıkça bulutlar ve güneş serçeler karışıyor gülüşüne Arif Ay
Gelinciklerle tuzlu suyun sevişmesi miydi Ne dedin Sen öyle bir yere gittin de ondan Geçen yaz Sürdün dudaklarına gelincikleri, sürdün sürdün İri bir ruj lekesine benzetinceye kadar Sonra da öptün kendini, öptün öptün Edip Cansever
Kalacak tüm izlerin hayatımda.
Gözümden bir damla yaş, Sızlayıp resmine aktığında; Bir yer bulabilsem keşke Bir yer, seni hatırlatmayan; Kan tarlası gelincik şafağında… Yusuf Hayaloğlu
Düşlerimiz kırılıp ufalanıp Gelincikler soluyor dokunmadan Deniz uzaklaşıyor Gülten Akın
Yanına bir adam gelir Ve Gelincikler artık Son yazda da açmaya karar verir. Söyleme aşkı sus! Sus gözünü seveyim Aşk kocaman bir gizdir. Esra Güzelipek
yıldızları havuza bakan bir bahçenin çözülmüştüm büyüsüyle o suya eğiliyordu bir kuğu beliriyordu kuğu mu benziyordu gelinciğe yoksa gelincik miydi kuğu aklıma bile gelmiyordu bu soru sözcüklerin sessizliğe çekildiği o çocuksu ikindide zaman geçtiği her şeyi öpüyordu Enver Ercan
parmak izlerimiz yakışınca yan yana baktım bembeyaz bir gelincikti yanımda cennete gitmeden de şansa inandım iyi kalpli bir sözcük gibi yazılınca adıma Enver Ercan
çünkü avuçlarında Itrî’nin mızrabı en ince sesini verir çatlamış lir günlerden iki dal gelincik başına çekip ateşten eteklerini çıplak bir dansı sürdürür Betül Yazıcı
ha kanağacı canım, ha gelincik tarlası çünki ölümün kanıdır besleyen bir başka baharın tohumlarını şuramızda birşey var bizi onduran şey acıya saran umudu kuşatan Arkadaş Z. Özger
bir buluşma baharı bir gelincik bir çiçek ağlıyor ötelerden hazan olmuş hayata Sıtkı Caney
Uzaklarda bir fıstık çamı yarıldı ortasından
Bir kuş ölüsü düştü -sanki-
Bölündü sesler de
Bir faytonun sessizliği de bölündü
Dudaklarını açtın kapadın
Çekilmiş ağlardaki balıklar gibi
Birden gelinciklerle doldu dünyan.
 
Edip Cansever
 
Yenilmeden başkaldırıyor bozkırın azgın rüzgârlarına incecik boynu ile asi gelincik Üstünde yürüdüğün köprünün altında çılgınca köpürüyor günün ilk ışığını uyandıran dalgalar Ah sevdamın yaralısı yenik gelincik, ah kara duvaklı gelinim benim Sokul geceye sokul ve ağla… Düşlerini süsleyen yedi yıldızın ecesidir Ve hiçbir serçenin yıldızlara ulaştığı görülmemiştir Buket Cihan Temür
Gelincik beyinde kırmızıdır, elma beyinde kokar, tarla kuşu beyinde öter.
Oscar Wilde
Bir gül bahçesine gömün beni öldügüm zaman bir gülün rengine, bir şarkının ahengine bir güz bahçesi gibi solmadan kalbim öksüz gelincikler gibi bükmeden boynumu bir bülbül sesine gömün beni gözlerimi yumunca bağban bilmesin Nuri Can düşümde gelincikler içimde gencecik bir keder var babamı düşündükçe oğlum geliyor aklıma diyorum şimdi Fatih de beni anar ama alışamadım işte benim de bir baba olduğuma hala gençlik kokar bütün sokaklar hala gözlerim çocuk hiç böyle yanmadım şimdiye kadar içimde gencecik bir keder var Sıtkı Caney
artık düşümde gelincikler içimde gencecik yeni bir keder var ölümü düşündükçe sen seni düşündükçe yaşamak geliyor aklıma diyorum senin de en az benim kadar için yanar hala senin içindir dolandığım bütün sokaklar hala yüreğim çocuk hiç böyle sevmedim sonsuza kadar içimde gencecik yeni bir keder var Sıtkı Caney
yol olur düğüm düğüm devrilir kağnı aşiretler ve gelincikler göçer. Behçet Aysan
Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa, onları da toplayacak, kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine yapıştıracaktı - böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte. Yannis Ritsos
Ey kimsesiz gelincik!
N’olurdu kuş olsaydın bir defacık dinleseydim seni. Süreyya Berfe
siyah çatık kaşlı gelincik tohumlarına benzer sezişliriyle gelişir yapılı kaygılar Cahit Zarifoğlu
Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar Bir gelincik açılır ansızın Bir gelincik sinsi sinsi kanar Bedri Rahmi Eyüboğlu
siirimizde_gelincik_cicegi
Kategori: Bercestem Şiir
Yayınlanma: 12.05.2014