Günümüzdeki sevgilere
aklım da ermiyor yüreğim de.
Sizin de mi?
İyi
o zaman, biraz ebegümeci toplayalım.
__
Yaz güneşi dinlenmek istedi.
Çınarın gölgesini seçti.
__
Anılar mı?
Çalı çırpıdır
yollarda rastlanan.
__
Ölümüzü teslim alır almaz
yüreği daraldı toprağın.
Çırpındı durdu.
__
– Neden bu kadar uslu bu köpek?
– Hiçbir şeyin bekçisi değil de ondan.
__
Aklım ve hafızam da donuyor bazan:
Soğuktan değil, soğukluktan.
__
Kim bilir bir daha nasıl görürüm
ilk kez gördüğüm sarı zakkumu?
__
O kadar istekli ötüyor ki kuşlar
bir türlü akşam olmuyor.
__
Ayçiçeği tarlaları geçti yanımızdan
geçmişe, anılara…
__
Gizli gözyaşında yansır
gökteki en sönük yıldız.
__
“Kendine iyi bak.”
Hangi dilde, ne anlama geliyor bilmiyorum.
__
Yaşlanıyorum galiba:
Günlerin uzaması kalbimi sıkıştırıyor.
__
Gül çiçeğinin taban fiyatı açıklanabilir mi?
__
Bir zaman duraksayan sevinç
şimdi yerinden kıpırdamıyor.
__
Aşkı ayrılıkla sınama gönül.
Kendine başka bir yol ara.
__
Sızıp kalmışım ağustosböceğini dinlerken.
__
Dertlerim, çöpe atılmış
çürük mor zambaklar.
__
Kasvetli bir akşamüstü:
Gökdelenler arasında uçurtmalar…
Karamsarlığım, aptalca da olsa yatıştı biraz.
__
Bir köşeye çekilsem
yanımda güzden başka kimse olmasa.
__
Varla yok arası bir rüzgâr:
Kelebekler konacak yer bulamıyor.
__
Ayrılığın bulutları yaşatıyor acıları
kök salıyor geleceğe, yüreğe.
__
Konuşmamızı kesiyor
denizin sesi.
__
Saka kuşunun
yapraklardaki sesine kandı sesim.
Orada kaldı.
__
Bakmaya kıyamadığım koydaki
balıkçıl gibi geldi akşam.
Herkes gördüyse daha ne isterim.
__
Arkadaşlıklar da ağarmaya başladı.
__
Sabah erkenden su yürüdü arklara
Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.
__
Eski gönül şrkılarını söyledik.
Ağladık,
o yaşlı ve yalnız kadınla.
__
Yıktık kavağı, yükledik kağnıya.
Çıldırdı rüzgârlar.
Zor vardık köye.
__
Yazmadıklarımı, yazamadıklarımı sırtımda taşıyorum..
Yüküm hafifliyor, ben ağırlaşıyorum.
__
Çıplak gözle de görülebiliyor
umudun parçalanışı.
__
Acıyla mutluluğu aynı anda görmek istiyorsan
içine bak.
__
Ekmek beğenemiyormuş.
Beğenemez tabii
buğday tarlası görmedi ki.
__
Ağaç altında çay içelim dedim kendi kendime.
Kulağım çınladı:
Hangi ağaç altında, hangi çayı, kimlerle?
__
Yalnız kalmaya göreyim
o anda yanımdasın.
__
Damdaki kar içeri akıyor:
Odamda ilkbahar.
__
Çay, sigara, kağıt, kalem:
Kuş sütü eksik.
__
Sıralı ölüm, iyi ölümmüş.
Neden hâlâ sızlıyor burnumun direği?
__
Bir zamanlar gözyaşım vardı.
Şimdi de var.
__
Yalnızlık ve sessizlik:
İçimde iki sıradağ.
__
Havalar yavaşça serinliyor
seninleyim sanki.
Süreyya Berfe / Ufkun Dışında / de Yayınları / s.213-256
(ilk okuma 21 nisan 2013)