Gitti genç delikanlılar Babil’e;
Gitti erkek çocuklar bile;
Bir solukta boşaldı Ken’an ili.
Düştü yollara Orşilim kızları
Al benizleri şimdi süzgün, sarı;
Gözkapakları isli, mor sürmeli.
Dallarında kalan turunçlar gibi
Durdular senelerce tunçlar gibi;
Elde başka ne var ki, çağ durmadı.
Çöktü ayrılık ayrılık üstüne.
Servi boylar eğildi günden güne;
Körpe çağları Tanrı durdurmadı.
Bağ bozuldu, kesildi ırmakta su
Sürgülenmedi gitti bir tek kapu;
Dört bucakta açık saçık gezdiler.
İnci dişli kızıl dudaklar kuru,
Gözlerinde yosun, bakışlar duru,
Bellerinde birer düğümsüz kemer.
Ayrılan gün olur döner sandılar;
Hep bugün’le yarın’la aldandılar;
Kırka, kırk bine yardılar bir kılı
En sonunda duyuldu gökten dilek
Döndü beli iki kat, ayak sürterek
Dolduran delikanlı, yetmiş yılı.
Gül sarardı, döküldü koklanmadan;
Söndü her kurulan ocak yanmadan;
Artık esmedi Sahyun’un rüzgarı.
İhtiyarladılar, harab oldular
Hurma bahçelerinde ceylan kadar,
Put kadar güzel Orşilim kızları.
Mustafa Seyit Sutüven