Kasım Ziyareti

Ölmeye başlamıştı!
Babamı hastanede ziyaret ettim,
temiz ve meymenetsiz, beyaz bir yatakta uzanmıştı.
   Ama istemedi
orada yatmayı, tekrar ayağa kalkmayı,
   oradan gitmeyi istedi.

6. kattaydı, manzaralı;
dışarıda yangının neden olduğu bir fırtına.
   Ağaçlar düşmüş,
yol çizgileri mafsallarına çarpıyor
Arabalar zikzak çiziyor aşağıda,
sanki herkes zilzurna sarhoştu.
Ama burada sessizdi her şey,
   ölüm sakinliğinde.
   Babamın dudakları,
ellerinin sesi kuştüyü yorgana karşı.
Birbirimize dokunduk.
Neredeyse tüm kelimelerini kullandı,
geriye anlamlı kalanlarını: dışarıya,
eve, çalışmaya.

Bağırsakları kanserden harap olmuştu;
Doktorlar onu açıp tekrar kapadılar. Dayanılmaz azap.
Ama bunu söylemedi.
Hemşireleri, doktorları
ve kendini kandırmaya çalıştı.

Zili çaldı ve geldiler.
   – Kalkmam lazım!
Yatağın ucunda oturmuş
beyaz bacakları ve şişmiş eli
sarkarken.

İki hemşire kollarını omuzlarına dayayıp
ayağa kalkmasına yardım etti.
Dizleri yükün altında titredi.
   Acı, babamın kemikleri arasından
bir ceset gibi çığlık attı,
ağzının etrafı beyazlaştı. Ayağa kalmak istedi.
   Dikilmek!

Daha sonra, yatakta, acıyla nefes aldı.
Geceyarısı trenine yetişmem lazımdı-
   gezinmem, sigara içmem.
Şimdi birbirimize
her şeyi söyleyebilirdik, ama tüm kelimeler
topaldı. Hoşça kal! Dedi.
   Gözleri
daha fazlasını söyledi.

Her şey çöktü. Tren istasyonuna yürüdüm
fırtınanın öfkeyle kükrediği
boş caddelerin içinden,
evleri kopardı, ağaçları, elbiselerimi.
Enkaz asfalta kaydı,
Sanki dünya ortadan ikiye ayrılıyordu,
   ya da kendisini yırtarak şimdi gevşiyordu.

Niels Hav 
Çeviri: Mustafa Burak Sezer

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.