Adına diyorlar
”Hoşgeldin bebek”
Bir göl uykusu gözlerinde
Melekler geçiyor sularından gülümseyerek
Melekler ninnilerle, ilahilerle, çiçeklerle
Hayy diyorlar ya hû! Hayy yaGöğsünden uçuşan kuşlara bakıp bakıp
Sen de gülüyorsun içindeki Allah ‘a
Bir gülsün oğul, lahuti kokum, ipekten rüyâ:
“Gül olanın aslı güldür
Peygamberin nesli güldür
Girdim şahın bahçesine
Cümlesi güldür, gül…”
Ruhumun kapılarında bahar– gül mevsimi
Ruhumun kapılarında yağmur– sonsuzluğa değin
Bir şiir gibi pencerenin önünde serçeler, söğütler, iğde ağaçları
Bir şiir gibisin teninde cennet kokusu
Yusuf desem şehlâ: gözlerle güzelliğe bakıyorlar
Kırk Kızlar Türbesi ‘ne gidip dua ediyorlar
Mevlâna desem sevgiyi anlıyorlar – yürekteki gizli niyeti
Gök çocuğum benim, tecelliğim, rabbimin güzel emaneti.
“Asmasında gül dalları
Kovanında gül balları
Ağacında gül halleri
Selvi çınarı güldür, gül… “
Nasıl sevinç bu Allah’ım, ibadet hışırtısı sanki
Toprakta aşkın çiğ sesi, göveren ışıltısı mayısın
Rüzgar eser, dağlarda sadece kar izi var – yürür bahar
Her şey kıpır kıpır, artık evimiz-barkımız çiçek tarlası
Gecelerde ve gündüzlerde bir türküdür doğuşun – söylenir
Öpüldükçe kalbimin ceylan gözlü sevdası
Sevdiğim sürmelim ırmak çocuğum benim
”Gülden terazi yaparlar
Gül ile gülü tartarlar
Gül alırlar, gül satarlar
Çarşı pazarı güldür, gül…”
İsmail Karakurt
