Kirazların tadından vaz mı geçmek istiyorsunuz?

-Her şey düzeldi mi peki?
Hayır, her şey düzelmedi, ama ben değiştim. Böyle olunca elbet her şey değişmeye başladı. Çünkü düşüncelerim değişmişti. Daha iyi hissetmeye başladım. Yeryüzündeki her insanın hayatında sorunları vardır. Bu böyledir. Yeryüzünde bir sürü insan var. Sorunsuz bir aile yoktur…

Size bir fıkra anlatacağım ama üzerinize alınmayın. Bir Türk doktoru görmeye gider ve ona der ki: “Doktor bey, vücuduma parmağımla dokunduğumda acıyor. Başıma dokunsam acıyor. Bacaklarıma dokunsam acıyor. Karnıma elime dokunsam acıyor.” Doktor onu muayene eder ve sonra derki: “Vücudun sağlam ama parmağın kırık.“
Muhterem beyim hasta olan sizin düşünceleriniz. Sizde bir sorun yok bakış açınızı değiştirin. Kendimi öldürmek için evden çıkmıştım, ama bir dut hayatımı değiştirdi. Sıradan, önemsiz bir dut. Dünya göründüğü gibi değildir. Bakış açınızı değiştirmelisiniz ki dünya değişsin.
Bütün umudunuzu mu kaybettiniz? Sabah uyandığınızda gökyüzüne baktınız mı hiç? Şafakta güneşin doğuşunu görmek istemez misiniz? Günbatımında, güneşin kırmızısını ve sarısını, artık daha fazla görmek istemiyor musunuz? Ayı gördünüz mü? Yıldızları görmeyi istemiyor musunuz? Dolunaylı geceyi, yeniden görmek istemez misiniz? Kirazların tadından vaz mı geçmek istiyorsunuz?
"Bahtii, Baheri’nin söylediklerinden oldukça etkilenir. “Eğer hala yaşıyorsam uyuyor olabilirim.” Filmin son sahnelerinde Bahtii, ağacın yanına kazdığı mezarının içerisine gelir ve uzanır. Gözleriyle gökyüzüne bakıp dolunayı seyreder. Fakat Bahtii’nin intihar edip etmediğini anlamayız. Bir anda sahneler değişir; yönetmen, kameraman ve oyuncular karşımızda, filmin çekildiği yerdedirler. Üstelik bu yerler görüntülerin aksine oldukça yeşil yerlerdir. Abbas Kiyarüstemi bizleri şaşırtan bu final ile hayatın kendisinin bir kurgu olduğunu tekrar tekrar hatırlatır bize."