Aşkının şehidi ve müptelası olan Mela’ya bir an olsun görün

Tatlı dilli sultanım hayırlı sabahlar sana
Ruhum ve canımsın, feda olsun bu can sana
Hayret içreyim güzelliğinin ve tatlı sıfatlarının karşısında
Ruhum ve canımsın, en tatlı şeker ve nebat tatsız kalır yanında

Hayatım ve rahatım olan sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Hayırlı sabahlar sana ey kadehi elinde sekranım benim
Mey düşkünü, mahmurum, son ereğim, maksudum benim
Dokuzuncu semaya çıkarsalar da beni, maksum sensin benim
İstemem gayrını, siyah yay kaşlarınla sen yetersin bana

Ey zülfünün tutsağı olduğum sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin
Özgür olmak isterim zülüflerle kaküllerinin tuzağından
Siyah gözlerinle beyaz kolların eritti beni bir mumu gibi
Dilim aşkından tutuktur şimdi eriyen bir mumum sanki
İçince hilale döndüm öten tuti kuşundan ne farkım var ki

Ey bülbülle hem feryat olduğum sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Gece gündüz bülbülleyim açmamış gül dalında
Yaktın beni cehennem ateşinde ay yüzlüm güneşim benim
Uzağım şimdi sevgiliden son kez görmüştüm onu surlar üstünde
Yarı nur şeklinde parlamıştı Sina dağının Eymen vadisinde

Aşkının şehidi ve müptelası olan Mela’ya bir an olsun görün
Ölmesini istemiyorsan bir kez olsun acı da yüzünü göster ona
Kılıç ve hançer darbelerine hedef seçtiğin hayranlarının
Siyah yılanların soktuğu aşk hastalarının mesihisin sen

Seyrine hayran olduğum sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Melayê Cizîrî

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.