Ölüm Yıkanması

kadınlarla yatanlar kazandı ve parlamentocular
şimdilik
güneşin doğuşunu ve batışını hiçleyip
ve sonra sessiz sedasız dünya işleri
orman kanunu evlenmek filân gibi

şimdi bunların hepsi olur, nasır gibidir
sen bana bir haber ver geçtiğin yerlerden
yollar güvenli mi buğdaylar nasıl
pilleri var mı radyoların
özellikle pilleri var mı radyoların
bak olduğu gibi söyle elin nerelerde
aklının akşamı nerde batıyor
başka
kaç çocukla yetiniyor herkes
herkes gülmüyor mu bazı şeylere
daha iyisi denizin mavisi
hangi ellerde şimdilik
daha doğrusu ölenler için

sen şimdilik elimi bırakma
sen deyince anlıyorsun
ne dediğimi
dayanıksız duvarları düşünüyorum
62 santimlik toplara dayanıp
bir yabanî incire dayanamayan
bir akşamın en pis saatinde
şiir yapmaya çalışmadan

şimdi, nasıl olsa yıkayacaklar biliyorum
çünkü kimleri kimleri yıkadıklarını gördüm
yıkamak boyun eğdirmektir onlar adına
önce tanrı adına sonra öbürü sonra doğa
öyleyse, hiç değilse
ölen o gözüpekler gibi
kahramanlar gibi demiyorum
kahramanlık ancak birlikte olmaktır çağımızda
kahramanlar çağrılır
enlem boylam farkları tepelenerek
ve en iyi tütünleri içerek
en iyi silâhları kullanarak
ve yıkarak sûzidil efsanesini
ve estetiğini Lessing’in
ve 89 devrimlerini aşarak
denizin, ilk girdiğin denizin
kaç kulaç olduğunu sezinleyerek

en azından yıkanmaya hazır olmalıyım
nallanmaya hazırlanan at gibi
bedenimi cömertçe kullanmalıyım
yani ölüme
yani rahatça ölmeye

şimdi sevgili hüznüm, boynumun borcu
gerçi sensiz düşünemem sanırsın
bir kuzeyde ayın buza vurmasını
üçbuçuk milyon kişinin bir ağızdan yemin etmesini
denizin yenilen tafrasını

yani ölüme
sevgili hüznüm, boynumun borcu
yaşarken diri olarak
severken diri olarak
ölünce diri olarak
dipdiri bir gövdeyle

Turgut Uyar

Bir yanıt yazın

E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır.