Haşim Hüsrevşahi

Şair

12 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
HAYATI VE BİYOGRAFİSİ --------------------- Şairin Hayatı İle İlgili Bir Bilgi Girilmemiş

Şairin Şiirleri

Benim Sevgilim
benim sevgilim
o arsız çıplak teniyle
güçlü bacakları üstünde
ölüm gibi durdu...
Cuma
sessiz Cuma
terk edilmiş Cuma
eski sokaklara benzer hüzünlü Cuma
hastalıklı tembel Cuma...
Dokunma Korkusu
Dokunmaya kıyamıyorum sana çimen sana gelincik sana mine çiçekleri sana sümbül
Öyle masumsun ki kırlangıç sana getirsin diye gülümsememi bu sevdalı rüzgara ...
Öyle sevdalısınız ki ormanlar dağlar karıncalar ve sen kapımın önünden akan d...
Dokunmaya kıyamıyorum size çakıllar güzelliğiniz var ya var ya bu sus......
Füruğ Ferruhzad'dan babasına mektup: Mezarında yatan biri gibi yalnızım
Çarşamba, 2 Ocak 1957
Sayın babacığım, umarım iyisinizdir. Muhakkak size uzun bir süredir mektup ya...
Neden beni adam yerine koymuyor ve neden evden kaçmaya zorluyordunuz, ben bir...
Münih’e geleli 10 gün olmuş. Dün gece Emir ile sizin hakkınızda çok konuştuk.......
Gazel
benim sesimi taşlarca dinliyorsun
taşsın hemen dinlediklerini unutuyorsun
ilkbahar sağanağısın ve pencerenin uykusunu
dürtü darbeleriyle kaçırıyorsun...
Gülistane’de
Aaah! ne geniş vadiler!
Aaah! ne yüce dağlar!
Mis gibi ot kokardı Gülistane ne hoş!
Ben bu vilayette, bir şeyin peşindeydim:...
kuş sadece bir kuştu
kuş dedi: oooh! nasıl da mis koku, nasıl da güneş!
bahar gelmiştir
ve ben kendi çiftimi bulmaya çıkacağım
kuş taraçanın kıyısından uçtu...
Öpücük
her iki gözünde onun günah gülüyordu
yüzüne ay ışığı gülüyordu
o suskun dudakların geçişinde
sığınmasız bir yalaz gülüyordu...
Seni Selamlıyorum
seni selamlıyorum ve yanında oturuyorum
senin ıssızlığında benim kocaman kentim yükselir.
kuş çığlığıysam ya da ot gölgesi şayet
senin ıssızlığında bulmuşum bu gerçeği...
Şimdi Gitmeliyim
            Bu şiiri Vehdan Abla’m için yazmıştım. Kış bitmedi, bahar gelmedi...
avuçlarımda yaktığım bu buruşmuş kağıt benim kaderimdir
kurşun kalemle yazdım dumanı ondan karadır kaşları çatık yağmur!
hep susturulmuş on dörtlük ölü gelinler vardı sesimde duydunuz du......
Suyu Bulandırmayalım
suyu bulandırmayalım
aşağılarda bir güvercin su içiyor
ya da hoş uzak bir köşede bir sığırcık kanat yıkıyor
ya da köyde bir testi doluyor...
Uyanacağım Senden
ben önce senin mavi kaşlarını sevdim
tül perde salınırken sise
sonra dilinin ucundaki unutkanlığı
hani bir dörtyol vardı ya...