Esrâr Dede

Şair

9 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
HAYATI VE BİYOGRAFİSİ --------------------- Gerçek adı Mehmed olan Esrar Dede 1748 (Hicri 1162) yılında İstanbul'da doğdu. Doğum tarihi üzerinde bir ihtilaf mevcuttur. Babasının isminin Ahmed-i Bîzebân olduğu bilinmektedir, fakat ailesine dair pek bir bilgi yoktur. Çok iyi bir eğitim gördüğü eserlerinden kolayca anlaşılabilmektedir. Arapça ve Farsça başta olmak üzere Rumca, Latince ve İtalyanca bilirdi. Dile olan ilgisi ve kabiliyetini, Lûgat-ı Tilyan isimli bir Türkçe - İtalyanca sözlük yazmış olmasından da anlıyoruz. Karakterinin güzel olduğu, özellikle çok cömert olduğu söylenmiştir. Galata Mevlevihanesi'nde tanıştığı Şeyh Gâlip ile ömür boyu dost kalmıştır. "Esrâr" mahlasını da, Şeyh Gâlip'e arz edip talebelerinden olunca almıştır. Şeyh Gâlip ile tanıştıktan sonra Şeyh Gâlip'in eğitimine girdi. Hayatı boyunca Mevlevilik dairesinden çıkmadı. Daha sonraları tezkireci ve meşîhat makamlığını kazanmasına rağmen Şeyh Gâlip'in yanından ayrılmadı. Ömrü boyunca Galata Mevlevihanesi'nde kendisine ayrılan odada yaşadı, eserlerini burada kaleme aldı ve 1796 (Hicri 1211) yılında burada vefat etti. BAŞLICA ESERLERİ ----------------- - Divan-ı Belağat-unvân-ı Esrâr Dede Efendi - Tezkire-i Şu'ârâ-yı Mevlevîyye - Mübâreknâme-i Esrâr - Fütüvvetnâme-i Esrâr - Lugat-ı Tilyan

Şairin Şiirleri

Añladım cevriñe pāyān u nihāyet yoḳdur
I
Añladım cevriñe pāyān u nihāyet yoḳdur
Bende de ẕerre ḳadar ṣabra liyāḳat yoḳdur
II...
Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Azm-i sefer ettin, dil-i nâçârı unutma
Gittin güzel ammâ, bu dil-efgârı unutma
Gâhice uyandıkça şebistân-ı safâda
Şol gice olan sohbet-i hemvârı unutma...
Beni hicrān ile dil-ḫaste vü zār u giryān
I
Beni hicrān ile dil-ḫaste vü zār u giryān
Bıraġıp gitdi o bı ̇̄-raḥm u mürüvvet el-ān
Āteş-i ḳahr ediyor cism-i niżārım sūzān...
Eyvây dilim vay dilim vây dilim
Zahm-ı elemin tuttu serâpây dilim
Âteşlere yandı yine eyvây dilim
Ortada gezer bî-ser ü bî-pây dilim
Olmuş bütün âlemlere rüsvây dilim...
Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Gevher saçıp bezme seher doldu lebâleb jale gül
Kattı arakla gül-şeker minâ-yı mâlâmâle gül
Ebre düşüp berk-i şafak jale ne renge döndü bak
Güya mukattar gülerek doldurdu câm-ı âle gül...
Gören sanır ki safādan semā'-ı rāh ederim
MÜSEDDES
I
'Aceb mi baht-ı siyahım-çün āh u' vāh ederim
Anıñ şikayetini yāre dād-hāh ederim...
Ḫande-ber-i müzāh eder ‘āşıḳı bü’l-hevesleriñ
Ḫande-ber-i müzāh eder ‘āşıḳı bü’l-hevesleriñ
Kāfile-i maḥabbete gūşiş-i iḳtidāları
Cismimi nūr-ı cān eder cānımı cān-ı cān eder
Dil-ber-i dil-rübālarıñ ‘işve-i cān-fezāları...
Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Kâküllerine ol mehin, ey şâne dokunma
Zencîri kırar bu dil-i dîvâne dokunma
Gül-berk misâli ciğerim pâreliyorsun
Ey bâd-ı seher, o gül-i handâne dokunma...
Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Yeni ne varsa şimdi viranede kalmıştır
Mutluluk gönüldeki hazinede kalmıştır
Bilinçten başka bir şey tanımaz akıllılar
Başıboşluğun keyfi divanede kalmıştır...