Enderunlu Vasıf

Şair

5 Şiir Yayınlandı
Biyografi / Hayatı
HAYATI VE BİYOGRAFİSİ --------------------- Asıl adı Osman olup İstanbul’da doğdu. Saray mektebi Enderun’da bulun­duğu için “Enderûnî” yahut “Enderunlu” diye anılır. Sonradan sadrazam olan Bostancıbaşı Elbasanlı Arnavut Halil Paşa’nın kardeşinin kızının oğludur. Dedesi, Halil Paşa’nın kardeşi Kapıcıbaşı Mustafa Ağa‘dır. Sarayda ser-müezzinliğe kadar yükselen ve Şehzade Selim’in musikî hocası olan Sa’dullah Efen­di, Vâsıf’in kardeşidir. Halil Paşa’nın nüfuzuyla Galata Sarayı’na talebe olarak yerleştirilen Vâsıf, burada gördüğü yedi yıllık eğitimden sonra Enderun’a gire­medi. Ancak I. Abdülhamid’in saltanatının son yıllarında 1203/1789′ da saraya girerek “Kilâr-ı Hümâyûn”da göreve başladı ve 1803′ e kadar geçen 14 yıllık hizmetten sonra bir aralık Silahtar Süleyman Paşa’nın kaftancısı oldu. Bu za­man zarfında Sultan III. Selim’e sunduğu 5 medhiye, 2 tarih kasidesi ve 9 tarih kıt’asına rağmen beklediğini bulamadığı rivayet edilir. Sultan Mustafa’nın 1222/1807 tarihinde tahta geçişinden sonra Enderun‘daki hizmetlilerin en yük­sek tabakasını oluşturan Has Oda'ya alındı. Sultan II. Mahmud devrinde “hün­kâr başlalası” (1807) , “Balzac ağası” (1815) ve aynı yıl “anahtar ağası” olan, ni­hayet saraydaki son vazifesi “kiler kethüdalığı”na getirilen şair, bu vazifede dört yıl kadar kaldıktan sonra, 1234/1819′ da kendi arzusuyla saraydan ayrılarak Ça­nakkale Bolayır’da Şehzade Süleyman Vakfı mütevelliliğine getirildi. Bu vazi­feden mütekait olarak İstanbul’a geldikten kısa bir zaman sonra 1238/1823'te Tophane’de çıkan bir yangında konağı hasar gördü. Bundan iki yıl kadar sonra da 1240/1824-25 tarihinde vefat etti. BAŞLICA ESERLERİ ----------------- - Vâsıf Dîvânı

Şairin Şiirleri

Cevâb nâme-i pesendîde-eser ez dehân-ı duhter-i zîbende-güher
TAHMÎS
(Cevâb nâme-i pesendîde-eser
ez dehân-ı duhter-i zîbende-güher)
(Kızın anneye verdiği cevap)...
Dünyede Pertev-i hoş-gû gibi şâir olmaz
Ne dem ol gözleri mestâne gelür hâtırıma
İbtidâ sunduğu peymâne gelür hatırıma
Dest-i çevrinde nice yıllar o kaşı yayın
Çekdiğim çille-i merdâne gelür hatırıma...
Her bir merâm yâra tamâm söylenilmiyor
Her bir merâm yâra tamâm söylenilmiyor
Olmazsa yâr âşıka râm söylenilmiyor
Muhtâc bûs-ı lâ‘line yârın recâ-yı vasl
Mest olmadıkça asl-ı merâm söylenilmiyor...
Ne beyân-ı hâle cür'et ne figâna tâkatım var
Ne beyân-ı hâle cür'et, ne figâna tâkatım var.
Ne recâ-yı vasla gayret, ne firâka kudretim var.
Yanayım mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden
Hele derd ü firkâtinden sana bin şikâyetim var...
Tahmîs bâ-ıstılâhat-ı zenân der vâdî-i nush ü pend ez dehân-ı vâlide
TAHMÎS
(Tahmîs bâ-ıstılâhat-ı zenân der
vâdî-i nush ü pend ez dehân-ı vâlide)
(Bir annenin kızına öğütleri)...