de ki; “bir kulun var sana muhtac
bir kulun ki yok kanatlarında imtizac
hem susamış hem aç.”
sen başıma tac
sen yüreğime ilâc Şiraze.
bir de benim için duaya dur Şiraze.
O’nu benim için bana iste.
“dahası yok” de
“kâbili yok” de
“tâkati yok” de
“öğrenemedi yolda nasıl yürünür
nasıl ve nerede durulur
kimin koluna girilir de gidilir”
“öğrenemedi” de. “bir taşa yastık diye nasıl baş koyulur.”
“bir gecede bin rek’ata nasıl durulur.”
“bir yürek nasıl hamur gibi yoğrulur.”
“nasıl her söz sessiz yutulur, nasıl tutulur sırrı âlemin, nasıl olunur.”
nasıl olunur
nasıl olunur Şiraze.
bir de benim için Şiraze, nemli gözlerinin ifadesine beni doldur da yüreğini aç.
“ah” de
“sonun arkası sabah” de
“tüm arzusu salâh” de
“Ceyhun’da serinlemek
dünyaları bir secdeye vermek
ötelere kanat çırpa çırpa gitmek
bir tebessüm ile göçmek…”
diyebildiğin ne var ise de Şiraze.
“üç” de
“beş” de
“yedi” de
kırka kırk ekle, toplamdan bir gıdım çıkar;
üstüne bin küsur hayat,
çeyrek asır geriden kalma hüzünden dokuz damla kat.
elde ettiğin her ne ise üçe, beşe, yediye katla da güvercinlerle yolla şark’a Şiraze.
Şiraze bir de benim için aç avuçlarını.
“yükseğe uçmanın
dünyayı bir hamlede söküp atmanın
keşkül ile doymanın
olmanın, olmanın ve yine olmanın
her sözü yerine koymanın
aşka âşıklığın tadına varmanın”
hangi makamda sır’landığını sor.
Şiraze dualarına al beni
dualarınla sar beni
her sözün arkasında ara beni
hemen yanıbaşındayım;
az ötende, ötenin biraz berisinde, solunda yükselen meşenin dalındayım;
buradayım Şiraze
bir kulaçlık mesafede
aç gözlerini…
Şiraze’den Şiraze’ye…
Şiraze-Ay Vakti